ERG’nin Raporuna Göre Son 10 Yıldır Her 3 Çocuktan Biri Yoksul Bir Ailede Büyüyor

ERG’nin Raporuna Göre Son 10 Yıldır Her 3 Çocuktan Biri Yoksul Bir Ailede Büyüyor

Vatan, Elif Ergu

Başbakan, Türkiye’de ailelerin en az 3 çocuk sahibi olması konusunda ısrarlı. Sözünden dönmüyor, sözünü tekrarlıyor. Anadolu Aslanları’nın toplantısında söylediklerini hatırlatmak gerekirse:

‘Türk ailesinin 3 yavruya sahip olması lazım, nüfusun 5 olması lazım, bunun üzerinden birçok spekülasyonlar yapılıyor. Ekonomistlere de sesleniyorum; hesaplarınızı iyi yapın, eğer Türkiye’yi seviyorsanız, bu milleti seviyorsanız. 3 tane çocuğu olursa bir ailenin, bu ülkenin nüfusunu diri tutarsınız, genç tutarsınız. Bunu yapmazsak şu anda Batı’nın ağladığı gibi ağlarız.’

Başbakan Batı’nın yaşlı nüfus nedeniyle yaşadığı sorunlar konusunda haklı ama bu sözü söylemek için Batı’nın gerçeklerinden çok dönüp bize bakmak gerekiyor. İyi beslenemeyen, iyi eğitim almayan bir nüfus mu isteniyor?

Yetersiz beslenme

Daha önce de yazmıştım. İş dünyasından bir grubun da içinde olduğu, 2003’te kurulan ve direktörlüğünü Prof. Dr. Üstün Ergüder’in yaptığı Eğitim Reformu Girişimi (ERG) her yıl eğitim ile ilgili rapor yayınlıyor. Bu kez ERG, Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi koordinatörlüğünde yürütülen son 10 yılda eğitim politika ve uygulamalarında yaşanan gelişmeleri ‘Eğitim İzleme Raporu 2007’ başlığıyla yayınladı. Aslında en kısa yoldan şöyle yazabiliriz: Çocuklar ağlıyor bu ülkede.

Rapordan kısa notlar aktaracağım:

* İlköğretim çağındaki her 3 çocuktan biri yoksul bir ailede yaşıyor.

* İlköğretim çağında olmasına rağmen okula devam etmeyen 5 çocuktan 3’ü kız.

*0-6 yaş grubunda kentsel alanda yaşayan çocukların yaklaşık yüzde 20’si yoksulluk sınırının altında, bu oran kırsal kesimde yüzde 40.

* İlköğretim çağındaki çocuklardan okula devam edemeyen her 5 çocuktan biri okula okul masraflarını karşılayamadığı için gidemiyor.

* Yaşa göre boy endeksine bakıldığında, 4-5 yaş grubundaki çocukların Türkiye genelinde yüzde 15.4’ü, Orta Anadolu Bölgesi özelinde ise yüzde 26.6’sı yetersiz besleniyor.

* İlköğretim çağındaki çocuklar arasında demir eksikliğinden kaynaklanan beslenme anemisi ise yüzde 25-30 oranlarında. ( Bu ne demek? Demir eksikliği olan çocukların öğrenme süreçleri yavaş işler, kısacası geri kalırlar)

Kızlar okuyamıyor

Raporda ortaya çıkan gerçeklerden biri de şu. 8 yıllık kesintisiz eğitim uygulamasına ve sivil toplum örgütleriyle elele yürütülen onca kampanyaya rağmen kız çocuklar okula gönderilmiyor.

* Ağrı, Bitlis, Muş, Şanlıurfa, Şırnak ve Van’da ilköğretimden 2 erkek öğrenciye karşılık bir kız öğrenci mezun oluyor.

Kız-erkek arasındaki uçurum derinleşiyor

Raporda, OECD’ye üye diğer ülkelerden farklı olarak Türkiye’de örgün eğitime devam edenler arasında ortalama süre de cinsiyet farkı artıyor. Toplam eğitim süresi açısından bakıldığında Türkiye hariç tüm OECD ülkelerinde son 20 yılda kadınların lehine bir değişim var. Türkiye’de ise cinsiyet ve eğitime devam süresi arasındaki uçurum derinleşiyor, erkekler kadınlardan daha uzun süre eğitim alır hale geliyor. Rapordan devam edelim:

* Türkiye’de 5-14 yaş grubunda 253 bin engelli çocuk yaşıyor ve yetişkin engelli yurttaşların yarısının ilköğretim diploması yok.

* Tahminlere göre 78 bin çocuk tarım işçisi.