Münferit Vakalar Silsilesi

Münferit Vakalar Silsilesi

Gazete Duvar, Dilek Kumcu
2013 Kasım’ında Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğü ile Gündem Çocuk Derneği arasında “Okullarda Fiziksel Güvenlik Standartları Protokolü” imzalandı. 

Bu protokol uyarınca, eğitim süreç ve ortamlarında fiziksel güvenlik eksikliği sebebiyle çocukların yaşamını kaybetmesine neden olan ve değişim gerektiren on madde belirlenmişti.

“Böyle kaza görülmedi! Sınıfın kapısı ile hastaneye kaldırıldı” diye bir haber karşıladı bugün bizi. Hürriyet Gazetesi’nin haberinde yaşananlar “Zil çalınca teneffüse çıkmak isteyen öğrencilerin oluşturduğu kalabalıkta sınıf kapısının kolu bir öğrencinin koluna saplandı. Aydın Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi kurtarma ekiplerinin yardımı ile ilkokul öğrencisi sınıfın kapısı ile hastaneye kaldırıldı” diye özetlenmiş.

Çocukların gün içerisinde uyanık olduğu saatlerin çoğunu geçirdikleri yer okullar, yani yaşadıkları yer aslında. Evlerinde prizleri kontrol altına alan, düşmesin diye peşlerinde dört dönen ebeveynlerinden ayrı kalıp, devlete emanet edildikleri yer okul, çocuklar için. “Böyle kaza görülmedi” veya “münferit vaka” nitelemelerini kimi zaman yetkili ağızlardan, kimi zaman medyadan duyuyoruz, görüyoruz. Ama biliyoruz ki bunlar münferit vakalar değil; bu ve benzeri kazalar hep oluyor. Mesela çocuklar, lavabonun üzerine düşmesi ve boğazını kesmesi yüzünden, 6 yaşındayken yaşamını kaybediyor. Mesela işitme engelli bir çocuk, kaçan topu almak için çabalarken bahçe duvarındaki kaçak elektrik akımına kapılıp hayatını kaybediyor. Ya da çatının sıvası düşerek, demir kapıya sıkışarak ölüyorlar. Çocukların yaşamını kaybetmeye devam ediyor, her gün onlarca çocuk okullardaki fiziksel güvenlik yetersizliğinden yaralanıyor.

Bu son haberin içeriğinde ise çocuğun okuduğu okuldan ismine kadar çocuğun bir çok kişisel verisine erişebiliyorsunuz, çocukların yer aldığı konulardaki haberleştirme başka bir yazının konusu olsun diyerek yaşananlara daha dikkatle bakmak gerekiyor…

MEB VE FİZİKSEL GÜVENLİK

Okullardaki fiziksel güvenlik eksikliği Milli Eğitim Bakanlığı’nın da dikkatle değerlendirdiği konular arasında. 2013 Kasım’ında çocukların okullarda güvenli bir eğitim alabilmesi için Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğü ile Gündem Çocuk Derneği arasında “Okullarda Fiziksel Güvenlik Standartları Protokolü” imzalandı. Bu protokol uyarınca yapılan çalışmalarda eğitim süreç ve ortamlarında fiziksel güvenlik eksikliği sebebiyle çocukların yaşamını kaybetmesine neden olan ve değişim gerektiren on madde belirlenmişti. Kayar demir kapılar; açık ve kapalı spor alanlarında bulunan kale, pota ve direkler; merdiven korkulukları, güvenlik kafesleri ve çitler; okul alanı içindeki ve yakınındaki elektrik, PTT, su kuyuları, inşaat ve foseptik çukurları; okul alanı içindeki istinat duvarları; çatılar ve kalkan duvarlar; ıslak hacimlerde kaymazlık; elektrik tesisatına müdahaleler; eşya ve tesisat ekipmanlarının montajı çocukların yaşamını yitirmesinde öne çıkan alanlar.

Bu alanlar dikkatle değerlendirildiğinde sosyo-ekonomik seviye ile ilgisinin olmadığını söylemek mümkün. Aynı günde, Ankara Hoşdere Caddesi’nde bulunan bir okuldaki 8 yaşındaki çocuk, açık spor alanında yaralanırken, Aydın Efeler’deki çocuğun koluna kapı kolu saplanabiliyor.
Protokol sonrasında,oluşturulan bir ekip okullardaki tespit ve eksiklikleri öğretmen ve yöneticilere rapor olarak sunarken ikinci bir ekip de öğrencilerle birlikte çalışmalar yaparak eksiklikleri veya riskleri tespit etmeye çalışmıştır. Bu çalışmaların ürünü olarak Okullarda Fiziksel Güvenlik Standartları Kılavuzu hazırlanmış ancak olağanüstü hal bu çalışmaların devamını etkilemiştir.

EĞİTİMİN AMACI

Her çocuğun hakkı olan eğitim, çocuğa yaşam becerileri kazandıracak, çocuğun insan haklarının hepsinden tam olarak yararlanma kapasitesini güçlendirecek ve uygun insan hakları değerlerini içeren bir kültürü yaygınlaştıracak nitelikte olmalıdır. Eğitim sistemi değişse de çocukların eğitim süreç ve ortamlarında sahip oldukları hakları değişmiyor. Çocukların eğitim süreç ve ortamdaki haklarının neler olduğu konusunda bilgilendirilmeleri, ebeveynleri başta olmak üzere tüm yetişkinlerin çocukların hakları ve hak arama yolları Eğitim Reformu Girişimi’nin 2007 yılından itibaren kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte odaklandığı konulardan. İlköğretimde Haklarımız Var! İlköğretimde Haklar ve Hak Arama Yolları Kılavuzu hukuki okur-yazarlığı olmayan tüm yetişkinler için, Eğitimde Haklarım Var! kitapçığı da çocuklar için değişen mevzuata rağmen yararlı.

Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin uygulanmasını izlemek amacıyla oluşturulan Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi, eğitim ile ilgili 2001 yılında yayınladığı Genel Yorum’unda eğitimin amacını “becerilerini, öğrenme ve diğer alanlardaki kapasitelerini, insan olarak saygınlığını, öz saygısını ve kendine güvenini geliştirerek çocuğun güçlendirilmesi” olarak tanımlıyor. Komite, eğitimin örgün okul eğitiminin çok ötesine geçerek, çocuklara tek tek veya toplu olarak kişiliklerini, yeteneklerini ve becerilerini geliştirme, toplum içinde eksiksiz ve doyurucu bir yaşam sürdürme imkânlarını veren yaşam deneyimlerini ve öğrenme süreçlerini kapsamakta olduğunu değerlendiriyor.

Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme çocuklara tanıdığı haklar bakımından bütüncül değerlendirilmelidir. Eğitim hakkı, sözleşmenin genel ilkeleri olan ayrım gözetmeme (madde 2), çocuğun yüksek yararı (madde 3); hayat, hayatta kalma ve gelişme hakkı (madde 6) ve görüşlerini ifade etme ve bu görüşlerin dikkate alınmasını sağlama hakkından (madde 12) bağımsız yorumlanamayacağı gibi ana babaların hakları ve sorumlulukları (maddeler 5 ve 18), ifade özgürlüğü (madde 13), düşünce özgürlüğü (madde 14), bilgilenme hakkı (madde 17), özürlü çocukların hakları (madde 23), sağlık amaçlı eğitim hakkı (madde 24), eğitim hakkı (madde 28) ve azınlık gruplara mensup çocukların dilsel ve kültürel hakları gibi (madde 30) maddeler de eğitim hakkı ile beraber değerlendirilmesi gereken maddelerdir.

Aslında tüm bu maddelerde tanınan hakların bölünemez olduğu dikkate alındığında ulaşılan sonuç, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin ulusal yasalar veya politikalarda resmi anlamda benimsenmedikleri sürece, bu ilkelerin eğitim politikalarında etki sağlaması güçtür.
Eğitim politikalarının ise bir anlamda çocuk politikası olduğunu dikkate alarak, yaşanan vakaların tek olmadığını ve tüm çocukların yaşamlarını tehdit ettiğini dikkate alarak, çocukların yaşamlarını güvence altına alacak bileşenlerden oluşması gerekiyor.

http://www.gazeteduvar.com.tr/analiz/2017/02/25/munferit-vakalar-silsilesi/