Okumayan Tek Kız Kalmasın

Okumayan Tek Kız Kalmasın

Hürriyet, Gülseven Özkan

Türkiye’de kızların okullaşma oranı resmi verilere göre yüzde 90’ları bulsa da özellikle kırsal bölgede okul yüzü görmeyen, başladığı eğitime devam edemeyen binlerce kız var. İkinci dönem yarın başlarken elleri kalem tutsun diye büyük mücadeleler veren kızlarla konuştuk…

ANNENE YARDIM EDECEKSİN KARDEŞLERİNE BAKACAKSIN

1960’lardı… Okul çağı geldiğinde başlıktaki sözleri duydu aile büyüklerinden. İki ağabeyi ve üç kız kardeşi vardı. Hepsi okula giderken, ona düşen görev çocuklara bakmak, ev işlerine yardım etmekti. Her sabah kardeşlerini okula hazırladı, defterlerini, kitaplarını topladı, ekmeklerini çantalarına koydu. Kendisini onlarla birlikte okul yolunda hayal ettiği anlar, günlük işleri arasında saniyeler içinde dağılıp gidiyordu. Sonra yeğenleri doğdu. Onları okula hazırlarken buldu kendisini. Evlendi kendi çocukları oldu. Hepsini her sabah özenle hazırlayıp okula gönderdi. Kardeşleri okudu, yeğenleri okudu, çocukları okudu.. Ve şimdi torunları okuyor…

Daha altı yaşındayken sadece ailenin ilk kız çocuğu olarak dünyaya geldiği için kendisine biçilen görev yüzünden okuma-yazmayı öğrenecek vakit bulamadı hayatı boyunca. 60’ına merdiven dayarken hâlâ birisinin saçını tarayıp onu okula göndermesinin, okul yolu sohbetlerinin, öğretmen olabilmenin hayallerini kuruyor…

Birçok insanın, annesinin, anneannesinin, babaannesinin hikâyesi bu. Bu hikâyeden yıllar sonra Türkiye’de büyük bir seferberlik başlatıldı. Okula gönderilmeyen kızlar sorununun bitmesi için sivil toplum kuruluşları, devlet ve özel sektör birlikte hareket etti. Büyük kampanyalar yapıldı. Doğan Grubu’nun Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’yle (ÇYDD) yürüttüğü Aydın Doğan Vakfı’nın en büyük bağışçısı olduğu ‘Baba Beni Okula Gönder’ kampanyasıyla 10 yılda 50 bin kız çocuğuna burs sağlandı. Yine ÇYDD’nin Turkcell’le yaptığı ‘Kardelenler’ ile MEB ve UNICEF’in katkılarıyla sürdürülen ‘Haydi Kızlar Okula’ kampanyasıyla toplumda farkındalık oluştu, on binlerce kız çocuğu da okullu oldu. Bugün resmi rakamlara göre kızların okullaşma oranı yüzde 90’ları buldu. Ancak çalışmak zorunda olan, erken evlendirilen, aile baskısıyla okula gönderilmeyen binlerce kız çocuğu var.

OKUMAYAN TEK KIZ KALMASIN
“En çok zoruma giden çeşmede su taşırken arkadaşlarımın formalarıyla gözümün önden geçmesiydi. Onların eli kalem tutuyordu, benim kova. Biri beni dinlemeliydi. Ama ne kimse dinledi, ne de anladı. Azimle çalıştım, inandım ve başardım. Susan değil, susturulanların hikâyesi benimki.” 24 yaşındaki Songül Yıldırım’ın yılları okula ulaşma mücadelesiyle geçti. Şimdi üniversite öğrencisi ve tek amacı kız çocuklarının okumasını sağlamak.

ONLARA YARDIM EDECEĞİM
Ağrı’nın Patnos ilçesine bağlı Güllüce Köyü’nde 10 çocuklu bir ailede büyüdü Songül Yıldırım. İlkokulu köyde okudu. Ailesi 5. sınıfa göndermek istemeyince; o sene okula başlayan erkek kardeşine okulda bakabileceğini söyleyerek onları ikna etti. Sonraki sene ortaokula devam etmesi için izin çıkmadı. Herkes ağız birliği etmişçesine aynı şeyi söylüyordu: “Kızlar okumaz , okuyup da ne olacaksın…” Üç yıl okula gidemedi Songül, köyde işleri yaptı, kardeşlerine baktı. Bir akrabasından açıköğretim ortaokulu olduğunu öğrenince bir umut doğru okuması için. Evde eğitim alacağını söyleyerek ailesini ikna etti. Gerisini şöyle anlatıyor Songül Yıldırım: “Açıköğretimle ortaokulu başarıyla bitirdim. Ailemi ikna edip liseye devam ettim. Lisede ilk yıl çok zorlandım. Köyden gelmiştim, çok eksiğim vardı. Çok çekiniyordum. Yaş olarak da biraz büyüktüm. Çok çalıştım. Dereceyle bitirdim. Sonra üniversite sınavında Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni kazandım. Aslında susan değil, susturulanların hikâyesi benimki. Azimle çalıştım, inandım ve başardım. Dik durdum. Hedefim akademisyen olup benim gibi mücadele veren çocuklara yardım etmek.”

ARKADAŞI YARDIM ETTİ
Okula kendi çabalarıyla ulaşan kızlardan biri de Siirt Eruh’ta bir köyde yaşayan 17 yaşındaki Sunay. Soyadının yazılmasını istemeyen Sunay, şunları anlatıyor: “Ben bir sene önce ailemin isteğiyle sözlendim. Artık okula gitmeyecektim. Annem ve babam ‘kızlar okumaz ayıptır’ diyordu. Ablam okuyamadı. Çok üzülüyordum. Okulu özlüyordum. Sözlümün ailesi bana kötü davranınca yüzüğü attık. Bu süreçte sınıf arkadaşlarımla telefonla görüşüyordum. Sınıf arkadaşıma durumu anlattım, o da öğretmenime anlattı. Öğretmen aileme ulaşıp konuştu. Şimdi yeniden okuldayım ve çok mutluyum. . Ailenin liseye gitmeyi başaran tek çocuğuyum. Liseyi bitirip gazeteci olmak istiyorum.”

DEVAM İÇİN ISRARLI TAKİP
Kız çocukları için okula kaydolmak yeterli değil. Eğitimin devamı için takip de gerekiyor. Van Gürpınar Güzelsu Borsa İstanbul Yatılı Bölge Ortaokulu’ndan Melek Bilici ve Züleyha Çapkın da İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, okul müdürü ve öğretmenlerin ısrarlı takipleriyle yeniden okula başladı. Melek Bilici, 14 ve 15 yaşlarındaki iki ablasının da okula gidemediğini anlatıyor. “Doktor olmak istiyorum” diyor, “Annem hasta, onu tedavi etmek istiyorum…” Züleyha Çapkın’ın da iki ablası okula gitmiyor, ”Kız çocukları okula gitmediğinde çok üzülüyorum” diye konuşuyor.

Piroz yeniden okula kavuştu

AİLE İKNA EKİPLERİ
Türkiye çapında il ve ilçe milli eğitim müdürlüğü yetkilileri, okul yöneticileri ve öğretmenlerin çabasıyla her geçen gün daha çok öğrenci eğitime erişebiliyor. Ekipler, aile ziyaretlerinde en çok “Annesine yardım ediyor”, “Okul uzak”, “Yatılı okula göndermek istemiyoruz” gibi bahanelerle karşılaşıyor. 2011’de Milli Eğitim Bakanlığı’nın öncülüğünde AB destekli ‘Kız Çocuklarının Eğitimi Projesi’ (KEPI) ile kız çocuklarının okullaşması sağlandı. 2015’te ise ‘Özellikle Kız Çocuklarının Okuma Oranlarının Artırılması Projesi (KEP II)’ kapsamında kızların okula devam etmesi için ciddi çalışmalar yürütülmeye başlandı. Bu projede özellikle Ağrı, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Erzurum, Gaziantep, Hakkari, Iğdır, Kars, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Van gibi illerde çalışmalara ağırlık veriliyor. Okula kaydı olan, çeşitli nedenlerle eğitimini sürdüremeyen kız çocuklarının okula devam etmelerini amaçlayan proje kapsamında şimdiye kadar binlerce kişiye ulaşıldı. Eğitimciler eğitiliyor, saha araştırmaları yapılıyor, bilgilendirme toplantıları gerçekleştiriliyor, seminerler, konferanslar veriliyor. Projeyle kent merkezlerinden köylere kadar birçok aileye ziyarette bulunuluyor ve aileler ikna ediliyor. Projenin internet sitesindeki bilgilere göre, bu çalışmalarla birlikte 9 bin 424 aile ziyaret edildi ve en az 5 bin 22 kız öğrenci okula geri kazandırıldı.

‘SORUN TAMAMEN ÇÖZÜLMÜŞ DEĞİL’
Yeliz Düşkün (Eğitim Reformu Girişimi Analisti): “2016 – 2017’de net okullaşma oranı kadın ve erkekler için ilkokulda yüzde 91, ortaokulda yüzde 96. İki grup arasında ilköğretimde Türkiye genelinde veya iller bazında büyük farklılaşma yok. Ancak liselere bakıldığında Türkiye geneli erkeklerde yüzde 82,7 kadınlarda yüzde 82,4 olan okullaşma oranı arasındaki fark genelde düşükken illere ve bölgelere göre yüksek seviyede devam ediyor. Örneğin Bitlis’te erkekler yüzde 67, kadınlar yüzde 53 (14 puan fark var). Şanlıurfa’da erkekler yüzde 66 kadınlar yüzde 54 (12 puan fark var). Açıköğretim lisesine gidenlerin ne kadarının örgün öğretim çağındaki kişiler olduğuna ve bu kişilerin kaçının kız çocuk olduğuna ilişkin veri bulunmuyor. Özellikle 2011’den sonra devam eden Milli Eğitim Bakanlığı ve sivil toplum projeleri olumlu ancak sorunu tamamen çözmüş değil. Bu süreçte okuldan ayrı kalan çocuklar için önyargılar, yoksulluk, erken evlilik, istihdam sorunu gibi sebepleri sorgulamak gerekiyor. Örneğin resmi kız çocuk evlilikleri azalıyor ancak TÜİK verilerine göre hâlâ yüzde 4,6 düzeyinde. Daha fazla araştırma yapılması, devamsızlık yapan çocuklara ulaşılması yanında ekonomik ve sosyal açıdan nedenleri ortaya çıkarıp bunlara yönelik de çözümler geliştirilmeli.”

AĞABEYİM ENGEL OLDU
Van Gürpınar’daki bir köyde yaşayan Filiz ise 15 yaşında ancak henüz okula başlamadı: “Çok ağladım, yalvardım annem babamı ikna etsem de ağabeyimi edemedim. Kız çocuğu olduğum için yatılı kalmama izin verilmedi.” 9 kardeşten biri olan ve ortaokuldan sonra eğitime devam edemeyen Filiz’in iki ablası da liseye gidememiş. Maddi durumlarının da iyi olmadığını anlatan Filiz, gününü hayvanlarla ilgilenerek, ev işi yaparak geçirdiğini söylüyor. En büyük hayalinin öğretmenlik olduğunu söyleyen Filiz, “Üzülüyorum. Liseye gidersem üniversiteyi de bitirmek isterim elbet. Öğretmen olmak ailemi, kardeşlerimi kurtarmak, okuyup onlara yardımcı olmak istiyorum.” İlçedeki eğitimcilerin çabasıyla Filiz’in kaydı yapıldı. Süreci, eğitimciler takip edecek.

Piroz yeniden okula kavuştu

KARNE MUTLULUĞU
DİYARBAKIR Çınar’da köylerde okula gitmeyen kız çocuklar için 4 ay önce İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü‘nce başlatılan projeyle devamsızlık yapan kız çocukları tespit edildi aileleri ikna etmek için ev ev gezildi. Şimdiye kadar 30 çocuk eğitime kazandırıldı ve iki hafta önce karnelerini aldı. 8. sınıf öğrencisi Piroz Çakır, “Ressam olmak istiyorum” derken, 14 yaşındaki Esra Gezal da “Okulumu çok seviyorum. Bu duygu çok güzel. Ama okula gidemeyen yaşıtlarım için üzülüyorum” diye konuşuyor.