Veri Okuryazarlığını Anlamak – I

Veri Okuryazarlığını Anlamak – I

Pınar Dağ
Kadir Has Üniversitesi Öğretim Görevlisi

 

21. yüzyılın öğrenilmesi gereken temel pratiklerinden biri veri okuryazarlığı. Yani veriye farklı yollardan nasıl ulaşacağını bilmek, soru sorabilmek, temel istatistiksel analizler yapabilmek… Veri devriminin yaşandığı çağımızda veri toplayabilen, analiz edebilen ve amaca yönelik kullanabilen bireylere ihtiyaç artıyor. Veri erişilebilirliğinin ve okuryazarlığının tüm alanlarda olduğu gibi eğitimi izlemede ve eğitimin niteliğini artırmada etkisi var. Kadir Has Üniversitesi Öğretim Görevlisi Pınar Dağ, veri okuryazarlığının ne anlama geldiğini, veri okuryazarı olmanın neden önemli olduğunu ERG Blog için yazdı.

Okuryazarlık, UNESCO tarafından tanımlanan biçimiyle, çeşitli bağlamlarla ilgili basılı ve yazılı materyaller kullanarak tanımlama, anlama, yorumlama, oluşturma, iletme ve hesaplama kabiliyeti. Okuryazarlık bireylerin hedeflerine ulaşmalarını, bilgi ve potansiyellerini geliştirmelerini, topluma tam olarak katılımlarını sağlamak için bir öğrenme sürekliliği. Veri okuryazarlığı ise, “veri üzerinden ve veri ile yapıcı olarak toplumun dikkatini çekme isteği ve yeteneği” olarak tanımlanıyor.  Veri okuryazarı ise veriye farklı yollardan nasıl ulaşacağını bilen, soru sorabilen, veriden çıktılar alıp, veri ile temel istatistiksel analizleri yapabilen kişi olarak tanımlanıyor.  

Veri okuryazarlığı (VO) alanında çalışan çoğu kurum (School of Data , Data Literacy Project,  Tuvalabs, Veri Okuryazarlığı Derneği ) verinin teknik ve hukuksal yönden açıklığının ve erişilebilirliğinin tüm alanlarda olduğu gibi eğitimi izlemede ve eğitimin niteliğini artırmada etkisi olduğunun da farkındalar. Ayrıca bunun yanı sıra ham veriden değer yaratabilen toplumların ekonomik kalkınmaya, toplum sağlığına, kamu yararına daha sürdürülebilir bir fayda sağlayacakları görüşündeler ve gelişen toplumlarda hayat kalitesini olumlu yönde etkilediğini ölçekleyerek bu alanda çalışmalar yürütebiliyorlar.

Grafik bize VO’nun farklı modern okuryazarlık türleri ile etkileşimini gösteriyor, “Hesaplamalı Okuryazarlık, Dijital Okuryazarlık, Medya Okuryazarlığı, İstatistiksel Okuryazarlık, Bilimsel Okuryazarlık, Bilgi Okuryazarlığı” ve fazlasını görmek de mümkün.  

Bu giriş kapsamında iki bölümden oluşan yazımın Veri okuryazarlığının eğitimi izleme ve değerlendirmede ne tür etkiler yarattığını kapsayacağını ve kişisel tecrübelerimin de yer alacağını belirtmek isterim. Özellikle veri devriminin yaşandığı çağımızda veri okuryazarı olmanın paydaşlar için neden önemli olduğunu, paydaşları bu alanda güçlendirmek için özellikle Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) ne yapabileceğini, kişilerin ve kurumların veri okuryazarlığı konusunda kaynak, öneri ve çalışmaya nasıl ulaşabileceklerini aktaracağım.

Örnekle başlamak isabetli olabilir. Küresel İzleme Raporu, Herkes İçin Eğitim 2000 2015: Başarılar ve Zorluklar çalışmasının hedeflerinden biri eğitimle ilgili avantajların çocuklar için hangi ölçüde genişletildiğiydi. Hedef 164 ülkenin 2015’e kadar ülkelerinde ilkokula gitmeyen çocuğun kalmamasını sağlamasıydı. Ülkeler 2015’e kadar ilkokul çağındaki tüm çocukların orta kalitede parasız eğitim alacaklarını ve eğitimdeki cinsiyet eşitsizliklerinin ortadan kaldırılacağını beyan etmişti. 2000 yılında bunun sözünü veren 164 ülke 2015’in sonuna geldiğinde bu taahhütlerini yerine getirmeyi başarmış mıydı? Türkiye bu sözü veren ülkeler arasında mıydı, taahhütlerini gerçekleştirmiş miydi? Komşu ülkelerde durum neydi?

Veriyle çalışanlar politika yapıcıların iyi karar almasının yolunu açar

Veri bu sorulara yanıt bulmamızda bize yardımcı olur. Sadece yardımcı da olmaz, hedeflenenlerin neden gerçekleşmediğine yönelik eksikleri görmeyi, boşlukları doldurmayı da sağlar. Veriyle çalışanlar konuya yönelik daha etkin çalışma yürüterek, karar alma mekanizmalarını harekete geçirirler. Politika yapıcıların vatandaşları için daha iyi kararlar almalarının yolunu açarlar. Verdiğim örnek üzerinden aşağıda yer alan iki grafik incelendiğinde ise hedeflenen yıl aralığı için hala ilkokula gitmeyen öğrencinin olduğu bölgeler olduğunu görüyoruz. Hedef tutturulmamış olsa da verilen taahhütleri daha açık görme şansı buluyoruz.

Yıl 2000

Yıl 2015

Her alanda olabileceği gibi eğitimde de yaşanan güçlüklerin üstesinden gelmede verilerden faydalanmanın iyi örneklerini görebiliyoruz.

2010 yılında, The Economist “Veri Akını: Şirketler, Devletler ve Toplum; Sonsuz Potansiyelinden Daha Yeni Faydalanmaya Başlıyor”  makalesinde “Bu veri ekosistemini anlayın ve nesilleri buna göre yetiştirin” deniliyordu. 2011 sonrası ise veri okuryazarlığı daha önemli  bir kavram olarak karşımıza çıkmıştı. Okullar, sivil toplum kuruluşları çocuklara erken yaşta nasıl kod yazacaklarını öğretmek için programlar geliştirirken, Amerika’da, Avrupa’da ve dünyanın her yerinde açık veri hareketi temel veri eğitimleri için atölyeler düzenlemeye başlamıştı. Tabii ki ülkemizde de.

“Verinin herkesin kullanımına sunulması önem taşıyor”

Bunu da Coursera, edX ve diğer çevrim içi kurslar takip etmeye başladı. Şimdilerde Data Camp ve yazımın girişinde yer verdiğim bazı kurumlar çalışma yürütmeye başlayarak hayatın her alanında veriyi anlayan nesillere ve insana ihtiyaç olduğuna dikkat çekiyor. Hatta “veri devrimi” kavramının içini dolduran şeyin ve en birincil şartının veri okuryazarlığı olduğunda ısrar etmeye başladılar. Bu bağlamda ayrıca şunu da görmemizi sağladılar; veri okuryazarlığı ekonomik değer yaratabiliyordu. Yani teknoloji üretmede yeni iş alanları oluşturmada, tasarruf sağlamada, sosyal etkide önemi büyüyordu, bu etkilerin yanında demokratikleştirici tarafı da mevcuttu. Ne var ki bu alanın etkisi bir devrim taşıyorsa da önümüzde bir de gerçekler var. Sorunlarımızı aynı hızla çözemiyoruz. Tabii ki daha iyi kararlar verebilmek için veri toplayabilen, analiz edebilen ve amaca yönelik kullanabilen yetişmiş bireylere ihtiyaç artıyor ancak tüm bu çabaların elitlerin amaçlarına da hizmet ettiği gerçeği üzerinde de duruluyor. Bu sebeple verinin açılması, demokratikleştirilmesi ve herkesin kullanımına sokulması hiç olmadığı kadar önem taşıyor.

“Öğretme platformlarını geliştirip veri okuryazarlığını süreklilik olarak görmek gerekiyor”

Veri okuryazarlığı öncelikle ülkelerin ihtiyaçlarına göre teşvik edilmeli. Teşvik kapsamında öğretme platformlarını geliştirmeye odaklanıp veri okuryazarlığını bir süreklilik olarak görmemiz gerekiyor. Nitekim artık veri okuryazarlığına yönelik ihtiyaç hissediliyor çünkü 21.yüzyılın öğrenilmesi gereken temel pratiklerinden biri olarak karşımızda duruyor.

Öğretme platformları kapsamında Tuvalabs’in eğitimleri veri okuryazarlığını geliştiren etkili platformlardan biri. Oldukça temel seviyede modüller geliştirilmiş. Sudan’da yürütülmüş olan temel veri eğitimi kategorilerini içeren platform düzenli olarak güncellenen ve çok sayıda veri setinin yer aldığı açık bir platform ve  çok dilli hizmet sunuyor. Sitede sabit dersler, aktiviteler, veri hikayeleri, öğretim kaynakları, projeler ve ödevler yer alıyor.

Böylesi bir eğitimi Türkiye’de yapmamızın önünde hiçbir engel yok. Hatta 2016 yılında da yaptık ama daha etkin ve güncel yapılması gerektiğini düşünüyorum.

Veri okuryazarlığı dünyasına dair çok fazla eğitimler düzenleniyor olsa da son yıllarda uzmanlar olarak öğrenmenin etkisinin sanıldığı kadar hızlı olmadığını da biliyoruz. Kısa vadeli faaliyetler çoğunlukla farkındalık yaratma ve topluluk oluşturma için değerli. Gerçek beceri geliştirme ise orta ve uzun vadeli etkinlikler vasıtasıyla oluşabiliyor. İçerik oluşturma becerisi etkinlikleri de veri güdümlü projeleri desteklemeye odaklanır ve veri odaklı projeler iş birliği içerisinde olmanızı gerektirir ve en net etkiyi yaratan projelerdir.

Bu yazının ikinci bölümünü okumak için tıklayınız.

Bu blog yazısı ERG’nin görüşlerini yansıtmaz. Sorumluluk blog yazarına aittir.