Türkiye’de Koronavirüsün Eğitime Etkileri – III | Uzaktan eğitimin ilk iki haftası nasıl geçti?

Türkiye’de Koronavirüsün Eğitime Etkileri – III | Uzaktan eğitimin ilk iki haftası nasıl geçti?

Umay Aktaş Salman
Eğitim Reformu Girişimi, Araştırmacı

Uzaktan eğitimin ikinci haftasında ERG Araştırmacısı Umay Aktaş, öğretmen, öğrenci ve veli deneyimlerini araştırdı. Kimi öğretmenler öğrencileriyle daha sık iletişim halinde, kiminin öğrencileriyle iletişimi sınırlı. EBA’yı kullanan da var, ayrı bir sistemle adeta okuldaymış gibi canlı ders anlatımı yapan da… Uzaktan eğitime hiç erişemeyen çocuklar var. Kimi veliler, okuldan gelen yoğun yönlendirmelerden bunalmış “çocuğumun öğretmeni olmak istemiyorum” diyor, kimileri “ödev verin” diyor.

Tüm dünyada yaşanan ve etkisi gün geçtikçe artan yeni tip koronavirüs nedeniyle 31 Mart itibarıyla 185 ülkede, okullarda eğitime ara verildi. Türkiye, okullarda eğitime ara veren ülkelerden biri. 23 Mart’tan bu yana ise uzaktan eğitim uygulanıyor.

Uzaktan eğitim süreci EBA (Eğitim Bilişim Ağı) web sitesi (www.eba.gov.tr) ve televizyon (TRT EBA TV İlkokul, TRT EBA TV Ortaokul, TRT EBA TV Lise) aracılığıyla yürütülüyor. Televizyonda, gönüllü olan öğretmenler müfredata göre her sınıf düzeyinde konu anlatımı yapıyor. EBA web sitesinde ise tüm kademeler için konu anlatım videoları, testler, ek kaynaklar, öğretmenlerin oluşturduğu yüzlerce içerik bulunuyor. Web sitesi üzerinden öğretmenler kendi sınıfına konu anlatımı videoları gönderebiliyor, ödev verebiliyor; içerik hazırlayıp, yükleyebiliyor. 

EBA’da pilot canlı dersler 

Uzaktan eğitimin ikinci haftasında, ilk hafta gözlemlenen eksikler de tamamlanmaya çalışıldı. Örneğin, özel gereksinimli çocuklar için EBA TV’ye “Bilişsel Beceriler” dersi eklendi. Suriyeli çocukların Türkçe öğrendiği uyum sınıflarının derslerinin yayını da EBA TV’de başladı. Ayrıca, 8 ve 12. sınıflar için canlı dersler pilot olarak başladı. Ancak görme engelliler için EBA TV’deki içeriklerin, özellikle şekillerin ve grafiklerin sesli anlatımı yok. İşitme engelli öğrencilerin dersleri takip etmesi için alt yazı ya da işaret dili yok.

Bunun yanı sıra, bazı devlet okulları ile özel okullar farklı uzaktan eğitim sistemlerini kullanıyor. Kimi okullar çeşitli dijital araçları kullanarak canlı dersler yapıyor. Müfredata uygun konu anlatımları, videolar, ders içeriklerinin yer aldığı online platformlar kullanılıyor. Öğretmenler ders anlattıkları videolar hazırlıyor. Dijital okuryazarlığı daha yüksek olan öğretmenler sürece daha kolay uyum sağlarken, bu konuda eksikleri olan öğretmenler zorlanıyor. Bazı özel okullar ders programının tamamını canlı derslerle devam ettiriyor. Devlet okullarında canlı ders yapmaya çalışan öğretmenler de, EBA web üzerinden öğrencilerine çeşitli içerik ve ödev gönderenler de var. Ancak bu sürecin sadece öğretmenin inisiyatifine kaldığı okullar da var. Bu da öğretmenlerde baskı yaratıyor; desteğe, meslektaşlarıyla, okullarıyla iletişim halinde olmaya, geliştirilen stratejileri paylaşmaya ihtiyaç duyuyorlar. Bu durum, özellikle ortaöğretimde kimi zaman çocukların öğretmenleri tarafından yeteri kadar desteklenmemesine neden olabiliyor.  Velilerin deneyimlerini sosyo-ekonomik durumları, çalışıp çalışmadıkları ve dijital okuryazarlıkları da şekillendiriyor. Çocukları ortaöğretimde olan veliler, onları motive etmekte zorlandığını söylüyor. Çocuğu anaokulda ya da ilkokulda olanların ise süreci yönlendirmesi ve takibi şart.

Uzaktan eğitimi deneyimleyenler anlatıyor

Fatih’teki bir devlet okulunda 39 kişilik bir ikinci sınıf okutan G.B. bu süreçte, öğrencilerinin akademik gelişimlerini gözetse de hep birlikte zor zamanlardan geçildiğine, öğretmen, öğrenci ve velilerin de psikolojik durumunun önemli olduğuna vurgu yapıyor. İlkokullara getirilen kısıtlama nedeniyle EBA’yı kullanamadığını anlatan G.B. farklı bir yol izliyor. Anlattıkları öğretmenlerin çocukların ihtiyaçlarına ve koşullarına odaklanarak geliştirdikleri stratejilerin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor: 

“Öğrencilerimle önce ders dışında bir bağlantı kurup kitap okudum”

“ Çocukların öğretmene ihtiyacı var ama benim de onlara ihtiyacım var. Sınıftaki günlük rutinlerimi kimseyi zora sokmadan devam ettirmeye ve ihtiyaca göre düzenlemeye çalışıyorum. Çocuklara normalde kitap okuyordum, bu süreçte de kitap okuyup ses kaydı yollamaya başladım. Önce ders dışında bir şeyle bağlantı kuralım istedim. Çocuklar sonra ‘biz de kitap okumak’ istiyoruz dediler, sonra veliler de okumak istedi. Her gün saat 12.00 ve 16.00’da ‘radyo tiyatrosu zamanı’ diyor, ses kayıtlarını paylaşıyorum. Ders akışı hazırladım, online derse başladık. İlk gün 20’şer dakikadan Matematik ve Hayat Bilgisi yaptım. 29 öğrencim katılabildi. Diğerlerinin anne-babası çalıştığı için katılamadılar. Ama dersleri kaydedip onlara da yollayacağım. Çocukların gidişatına göre bakacağım. Hem bunaltmak istemiyorum hem de ailelerin cep telefonlarındaki ya da evdeki internet kotalarını doldurmak istemiyorum. Rutinlerinin olması çocuklara iyi geliyor ama yolumuzu birlikte çizeceğiz, bir sürü şeyi gözetmek durumundayız. Aile ortamı huzurlu olmayanlar var mesela. Benim için önemli olan çocuklardaki süreklilik duygusunu kaybetmemek. ‘Bu süreç bitecek. Okulum orada, öğretmenim orada desinler’.”

“Öğrencilerim dersleri takip etmiyor”

 İzmir’de devlet ortaokulunda çalışan Türkçe öğretmeni S.Ö. öğrencilerinden geri dönüş almakta zorlandığını anlatıyor:

“Öğrencilerim 5 ve 6. sınıf olduğu için çoğu anne-babalarının telefonunu kullanıyor. Online olarak EBA ve Whatsapp aracılığıyla etkinlikler gönderebildim ama dönüt alma noktasında sorunlar yaşıyorum. Çocuklarla görüştüğümde EBA TV’deki derslerden keyif almadıklarını belirtiyorlar, ayrıca çocukların bir kısmı dersleri takip etmediğini söylüyor. Bu öğrencilerimizle sınıfta yüz yüzeyken de bazı sorunlar yaşıyorduk ama bir şekilde çözme yolunda adımlar atıyorduk. Şimdi sorumluluk sadece kendilerinde olduğu için hiçbir şekilde takip etmemeye başladılar. Evde anne-babalardan en az biri olan ailelerin çocukları EBA TV’yi takip ederken, evde yalnız kalan çocukların takibi ise tamamen kendi inisiyatiflerinde. Özel okullar ise daha organize, oradaki öğretmenler de içerik üretme telaşında. Online eğitime başladılar.”

Çalışma saatimiz 23.00’e kadar uzadı

Bir özel okulda çalışan sınıf öğretmeni T.E., okulunun sürecin kontrol ve koordinasyonunu öğretmenlere bıraktığını ve haftalık raporlarla süreci değerlendirmelerinin istendiğini anlatıyor:

Tüm velilerin listesini çıkardım ve gruplara ayırdım. Her gün 8 kişiyi arıyorum. Böylelikle tüm velilerle haftada 2 gün değerlendirme konuşması yapıyorum. Haftada bir iki gün de öğrencilerle görüntülü grup konuşmaları yapıyoruz. Ödevlendirmeleri kitaplar üzerinden yaptım ancak ikinci haftadayız ve ödevlerimiz tükendiği için her gün Matematik dersinden problem gönderiyorum. Sonra kağıda problemleri çözüp video olarak gönderiyorum. Fen dersinde elimde bulunan imkânlarla yeni konuları videoya çekip paylaşıyorum. Türkçe dersini de her gün bir hikâye yazarak tamamlıyoruz. Kontrol edip geri dönüş yapıyorum. Biraz yoğun ve yorucu bir süreç oluyor ancak çocukların psikolojik olarak boşluğa düşmesini engelliyor. Zor olsa da vazgeçmediğimiz bir süreç oldu. Eskiden 09.00-16.00 arası çalışırdık ama şu an bazen 23.00’a kadar çalışıyoruz.”

İstanbul’da bir devlet okulunda üçüncü sınıfları okutan bir diğer öğretmen Ç.C., ilk hafta EBA TV’deki ders anlatımlarını destekleyecek şekilde öğrencilerine metin yolladığını anlatıyor:

“39 öğrencimden 12 kişi EBA web’e girmiş. Oysa velilerimin hepsinin cep telefonu, tableti ya da bilgisayarı var. EBA web’te 3. sınıf içerikleri yeterli. 4. sınıflar için içerikler daha fazla. YouTube’da bazı akademiler var. Oradan kısa 4-5 dakikalık videolar yolladım öğrencilerime izlemeleri için. Ne kadarının izlediğini takip edemiyorum. Üç tane kitap önerdim. Deneme olarak Zoom’dan online görüşme yapacağım. Bu sene okul olmasa bile 4. sınıfa başlarken telafi ederiz. Çocukların kayıpları olmayacak. Öğretmen olarak anne-babaların evde öğretmenlik yapmasını gerektirecek herhangi bir şey vermiyorum.” 

“EBA TV’de meslektaşlarımı izlemek iyi geldi”

Ç.C. EBA TV’yi izlemenin bir öğretmen olarak meslektaşlarının anlatımlarını görme fırsatı verdiği için kendisine iyi geldiğini söylüyor: “Başka meslektaşlarımı izlerken, nasıl anlatıyor, ben nasıl anlatıyordum diye gözlemleme şansım oldu. Ortaokul öğretmenlerinin bazılarını çok beğendim mesela.”

 “Hocam Zoom varmış, biz de yapalım mı?”

6. sınıfa giden bir oğlu olduğunu ve aynı zamanda veli olduğunu anlatan Ç.C., “Uzaktan öğrenme çok olabilecek bir şey değil. EBA benzeri ders anlatımı gönderiyorlar. Yönerge gönderiyorlar. Her gün iki saat oğlumla etüt yapıyoruz.  ‘Zoom varmış, şu etkinliği de yapsanız. Şu okul şu yöntemi yapıyormuş, biz de yapalım mı? Ek kaynak alalım mı?’ diyen veliler var. Olağanüstü durumdan geçiyoruz, öncelik sağlık.” diye konuşuyor.  

“Öğretmenler dijital okuryazarlığın gerekliliğini gördü”

Öğretmenler, bu süreçte teknoloji kullanımı konusunda eksiklerini gördüklerini de söylüyor. Özel bir okulda biyoloji öğretmeni olarak çalışan B.F. bu sürecin genel olarak öğretmenlerin bilgisayarı ya da diğer elektronik araçları sadece yazı yazma, sınav sorusu hazırlama ve sosyal medyaya girme amacı olarak kullandığını gösterdiğini söylüyor:

“Öğrencinin aktif katılımını sağlayan içerik üretmek lazım”

“Senkron derslerin sadece canlı yayın, asenkron derslerin ise video yayını olarak anlaşılıp sadece video ürettirilmeye çalışılan bir grup öğretmen olduk. Oysa, senkron ve asenkron dersler, önemli bir tasarım sürecinden geçmeli; öğrenciyi derse daha aktif katılır hale getirmeli. Aksi takdirde bu derslerin hiçbirinden fayda elde edilemez. Hatta bazı okullar, senkron derslerde öğrencilerin mikrofonlarını kapatıp ‘Sınıftan daha sessiz duruyorlar’ diyor. Bu nedenle bu sürecin çok iyi anlatılması gerekiyor. ”

Uzaktan eğitim her çocuğu kapsıyor mu?

Öte yandan, eğitimde var olan fırsat eşitsizlikleri uzaktan eğitim sürecinde de devam ediyor. Yazı dizimizin daha önceki bölümünde internet erişimi olmayan, erişse bile uzaktan eğitim araçlarını etkin kullanamayan öğrencilerin göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgulamıştık. Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un verdiği bilgiye göre Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 20’sinin internete, yüzde 5’inin de televizyona erişimi yok. Evlerde yaşanan gerçeklik ve öğretmenlerin anlattıkları ise erişimin sadece televizyon ve internetin var olmasıyla sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. Ayrıca, erişilebilir olsa bile uzaktan eğitimin etkin kullanılamadığı durumlar olduğunu gösteriyor. 

“Ancak babası eve gelince onun cep telefonundan internete girenler var”

Van’da bir Anadolu lisesinde İngilizce öğretmeni olarak çalışan C.Ç. EBA web sitesindeki içerikleri görebilmek için bazı öğrencilerinin telefon, tablet ya da bilgisayarı olmadığını anlatıyor. Bu durumda olan öğrencilerinin ancak akşam eve gelen ağabeyinin, babasının telefonunu kullanabildiğini ama o zaman da öğrencinin sınıfının EBA’ya giriş saati değilse içeriklerden yararlanamadığını anlatıyor. C.Ç. “Açıkçası şu anda öğretim kısmını ön plana almadım. Öğrencinin iyi hissetmesi için ulaşabildiklerimle iletişim kuruyorum.” diyor.

“41 kişilik sınıfta sadece 7 öğrencim online olabildi”

 C.K. İstanbul Küçükçekmece’de 3 bin 500 mevcutlu bir ilkokulda öğretmenlik yapıyor. EBA web sitesi üzerinden 41 kişilik sınıfıyla paylaştığı video içeriğe sadece 7 öğrencisinin erişim sağladığını anlatıyor: 

“Öğrencilerimin 13’ü de Suriyeli. Onların yaşam koşulları zaten çok sıkıntılı. Sınıfımdaki tüm öğrencilerimi düşündüğümde 20’si sisteme giriş yapacak donanıma sahip. Diğerlerinin evinde bilgisayarı, tableti yok. TV’den ders izleyebilerler ama testlere ulaşamazlar. Whatsapp üzerinden çocuklara test, fotokopi gönderiyorum. Ancak bu yolla bile 30’una ulaşabiliyorum. 11 öğrencime asla ulaşamıyorum.”

Bu süreçte niyetinin ödev vermek olmadığını anlatan C.K. üzerinde baskı olduğunu söylüyor:

“Yan şubenin öğretmeni kitaptan konunun işlenmesini istiyor. Kimi ‘ben konuları bitirip seneye gelecek sınıfın müfredatını takip edeceğim’ diyor. Benim ilkokula giden çocuklarım da bir özel okulda. Online ders yapıyorlar, ödevler veriliyor. Sanki olağandışı bir durum yaşamıyoruz. Benim öğrencilerimin imkânları çok kısıtlı. Tüm bunları görüp duydukça, öğrencilerim için bir şey yapmıyor muyum psikolojisine girdim. Evde çocuklara aşırı yüklenilmesini doğru bulmuyorum. Veli olarak da deneyimliyorum. Ailede biri işsiz mi kaldı, hasta mı var? Önemli olan duygusal anlamda destek olabilmek, hiçbir eksik kapanmaz diye bir şey yok. Her dersten kalmış iki ünite, telafisi yapılır. Çocukların da, ailelerin de zorlanmasına karşıyım. ”

Ayın EBA öğretmeni!

C.K., EBA web sitesi kullanımının da öğretmenler üzerinde bazı yöneticiler tarafından baskıya dönüştüğünü anlatıyor:

“Öğretmenler, EBA’ya kaç kere girdi, kaç dakika kaldı, neleri kullandı gibi istatistikler tabloya dökülüyor. Kimi okul müdürleri tüm öğretmenlerin olduğu Whatsapp gruplarında giriş yapmayanlar var diye o öğretmenleri açıklıyor. Ya da en çok giren öğretmenler ilan ediliyor.”

İzmir’de ortaokul öğretmeni olan S.Ö. de EBA’nın baskıya dönüşebildiğini söylüyor:

“Müdürümüz, EBA’dan görevlendirme yapılması için baskı yapıyor. Çünkü birçok arkadaş ya yazlığına ya memleketine giderek tatil moduna geçti. Kendince baskı yaparak çözüme ulaşmak istiyor. Bu durum arkadaşları daha da geriyor. EBA’ya girmeyle bir şey olamayacağını savunanlar bir tarafta, EBA’dan hazır etkinlikleri gönderince öğrenciye ulaştığını savunanlar bir tarafta. Açıkçası EBA’dan görev kontrollerini yaptığımızda öğrencilerimizin çoğu çalışmaları açmamış oluyor.”

Birleştirilmiş sınıflar ve uzaktan eğitim 

Uzaktan eğitime erişim ya da etkili kullanım sorunun olduğu yerlerden biri de köyler. Diyarbakır’ın bir köyünde birleştirilmiş sınıf okutan G.G.’nin sınıfında 6’sı Suriyeli 10 öğrenci var. Suriyeli öğrencilerin aileleri tarlaları sulayarak geçindikleri için köylerden uzak barakalarda yaşıyorlar. G.G. deneyimlerini şöyle aktarıyor:

“Önceliğim çocuklarla iletişim kurmaktı. Köydeki velileri aradım, çocuklarla telefonda konuştum. Neler yaptıklarını sordum. Televizyondan başlayacak süreci anlattım velilere de. Ayrıca, Kürtçe video çekip EBA web sitesini de anlattım. Sekiz kişiye ulaştım. Televizyondan EBA TV’yi nasıl ayarlayacaklarına dair arkadaşım bir video çekmişti, onu da yolladım. Veliler televizyondan ayarlama yapamadı. Bir öğrencim ‘olmuyor’ diye panik oldu. EBA’ya girmezse kötü şeyler olacakmış gibi hissetmiş. ‘Önemli değil, ben ara ara size etkinlik yollarım, haftada bir de birbirimize ses edelim’ diye sakinleştirdim. PDF kitap linkleri atıyorum, en sevdiğiniz karakteri yazın, döndüğümüzde konuşuruz diyorum. Sonuçta ailelerinin telefonunu kullandıkları için kullanımları da sınırlı. ‘Şarjını bitirme’ diye ellerinden alınabiliyor telefonlar. Şu an iletişimi koparmadan gözlemliyorum. Önemli olan kaygı hallerinin artmaması, kaygı olursa öğrenme zaten yürümez. Bir süre gözlemleyip ihtiyaçlara ve olabileceklere göre ilerleme gibi bir niyetim var.”

Türkçe bilmedikleri için EBA’daki içerikleri anlama ihtimalleri düşük

Öğrencilerinin dil problemi olduğunu, EBA TV’deki içeriklerin yüzde 80’nini anlamayacaklarını anlatan G.G “Çocuklar Türkçe bilmiyorlar. Sınıfta anlamadığını yüz ifadesinden anlıyordum. Hemen Kürtçe açıklıyordum. EBA’da çok dilli eğitim verilebilir, bu çok önemli.” diye konuşuyor.

“Televizyonu bile ona öncelik verilirse izleyen çocuklar var” 

Tokat’ın bir köyünde öğretmenlik yapan sınıf öğretmeni Z.B. de deneyimini şöyle anlatıyor:

“Birinci sınıf okutuyorum. Okuma yazmaya geçtik ama akıcı bir şekilde değildi. EBA TV’deki derslerde çocukların tamamen akıcı okuma yazmayı kavradığı kabul ediliyor. Hızlı geldi öğrencilerime. Bir de köyde tüm aileler bir arada, kalabalık ev nüfusu. Ona öncelik verirlerse EBA TV’yi izleyebilir.”

Bu arada Köy Okulları Değişim Ağı (KODA) köylerdeki çocukların eğitimden kopmamaları için içerik üretme ve geliştirme çalışmaları yapılması için KODA Çözüm Masası’nı kurdu. Hem öğretmenlerden gelen hem de araştırıp buldukları örnekleri paylaşarak köy okulu öğrencilerine öğretmenleri aracılığıyla ulaştırmak istiyorlar.

“Sistem doğal gelişim gösteren çocuklara odaklanıyor” 

Uzaktan eğitim sürecinde sıkıntı yaşayanlardan biri de özel gereksinimli çocuklar. Özel gereksinimli çocuklar ve aileleri için durum daha da zorlayıcı. EBA web’de özel gereksinimli çocuklar için içerikler olsa da, EBA TV’de de “Bilişsel Beceriler” dersleri başlasa da uzmanlar bunların yetersiz olduğu görüşünde. Ayrıca, çocukların özel eğitim aldıkları özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri de kapandığı için, oradan aldıkları eğitime de erişilemiyor. 

Tipik gelişim gösteren akranlarıyla birlikte 12. sınıfta kaynaştırma eğitimi alan otizmli bir oğlu olan H.S., okuldan bir geri dönüş, bir öğretmenden iletişim kurma çabası görmediklerini anlatıyor:

“12. sınıf dersleri EBA’da var. Ama onun seviyesine hitap eden bir sistem değil. Sistem doğal gelişim gösteren çocuklara odaklandığı için benim çocuğum zorlanıyor. Mandala boyuyor, EKPPS’ye (Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı) hazırlanıyor. Dışarı çıkmak istiyor, öfke krizi geçiriyor.”

Asperger sendromlu 11. sınıf Nazım Özgün İpek ise, düzenin bozulmasının kendini etkilendiğini söylüyor:

“Uzaktan eğitim fena gitmiyor ama okulu özlüyorum. Özel bir okulda okuyorum. Online ders yapıyoruz. Ödevlerimiz veriliyor. Akşam sekizde bile ders var. Online deneme sınavı bile olduk. Düzenimin bozulması beni etkiledi. Derslerin okuldaki düzen gibi olmasını isterdim.”

Kaynaştırma öğrencileri için dersler çok hızlı  

İstanbul Otizm Gönüllüleri Derneği’nden İrem Afşin, hem tüm özel gereksinimli hem de otizmli çocukların gelişimleri için rehabilitasyon merkezlerinde aldıkları özel eğitimin çok önemli olduğunu hatırlatıyor:

“Bu eğitim, rehabilitasyon merkezleri kapandığı anda durdu. Çocukların, özellikle küçük yaş grubunun tam ilerleme sağlayacakları zamanda eğitimleri kesintiye uğradı. Otizmde belirli bir yaş grubu çocuğu televizyondan uzak tutmaya çalışırız. EBA TV’yi izleyemezler. Evde bu özel eğitim sürecini yürütemeyecek çok ailemiz var. Konuşmayan, iletişim kuramayan çocuklara durumu anlatmak çok daha zor. Kaynaştırma eğitimi alan öğrenciler sınıflarına göre ders içeriklerine bakıyor ama çocuklar için çok hızlı. Yapabilen aile dersi durdura durdura takip ettirebiliyor. Maaşını almayan özel eğitimciye ‘evden bağlan, terapi yap’ nasıl denecek ? Büyük şehirlerdeki özel eğitimcilerden bazıları gönüllü olarak ders yapmaya çalışıyorlar. Ailelerin psikolojik desteğe de ihtiyacı var. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ailelere destek olacak çalışmalar yapmalı.” 

Özel eğitim öğretmeni Fırat Keser ise “Özel eğitimde yoğun eğitim vermeniz gerekiyor. Ailelerin davranış kontrolünü nasıl yapacakları konusunda desteklenmeye ihtiyacı var. Herkesin özel gereksinimi farklı, bireyselleştirilmiş eğitim önemli” diyor.

Bu süreçte Ege Özel Çocuklar Vakfı, başlattığı projeyle, gönüllü özel eğitim öğretmenlerinin özel gereksinimli çocuklara online eğitim vermesini sağlıyor. Eğitim Sen de rehabilitasyon merkezi çalışanlarının ücretli izinli sayılması için çağrı yapıyor. 

Ayrıca tarımsal üretim için mevsimlik göçün başladığı bu dönemde mevsimlik gezici tarım işçilerinin çocukları ve çocuk işçiler sağlık risklerinin yanı sıra uzaktan eğitime de erişemeyecek.

Sonuç olarak öğretmenlerin uzaktan eğitim deneyimleri, çalıştıkları kademe ve branşlara, dijital okuryazarlıklarına göre değişiyor. Konuştuğumuz öğretmenlerin yanı sıra yürütücülüğünü üstlendiğimiz Öğretmen Ağı da bu süreçte öğretmenlerin ihtiyaçlarını anlamak ve deneyimlerini paylaşmak için çeşitli anketler yaptı. Anketlere Ağ’daki farklı illerden, kademelerden ve branşlardan hem Değişim Elçisi öğretmenler hem de 20 ilden 58 öğretmen katıldı. Ankete katılan öğretmenler de yazımızdaki benzer sorunlardan bahsediyor: EBA’nın kapsayıcı olmaması, öğrencilerin motivasyonunun düşük olması, ulaşılamayan öğrenciler, öğretmenlerin çalışma yoğunluğu ve velilerin koşullarının öğretmenleri doğrudan etkilemesi… 

Öte yandan  ankete katılan öğretmenlerin büyük çoğunluğu, uzaktan eğitim sürecinin dijital içerik hazırlamak, online ders programları hakkında daha fazla bilgi edinmek, velilerle okul dışındaki iletişimin önemini kavramak, online olarak da çocukların hayatına dokunmayı öğrenmek gibi kişisel ve mesleki gelişimlerine çeşitli kazanımlar kattığını da düşünüyor.


Sıradaki yazı: Koronavirüsün Eğitime Etkileri 4: Öğrenciler arasındaki dijital uçurum uzaktan eğitimi nasıl etkiliyor?