Öğretmenlerin çalışma koşullarını, görevlerini, haklarını ve sorumluluklarını düzenleyen öğretmenliğe özgü bir kanunun gerekliliği uzun yıllardır dile getiriliyor. Öğretmenlik Meslek Kanunu teklifi TBMM’ye geldi. İlgili komisyondan geçen kanun teklifi Genel Kurul’da görüşülmeye başlandı. Denge ve Denetleme Ağı’ndan uzmanlar kanun teklifinin yasama sürecini ERG Blog’a değerlendirdi.

Hakan Yavuzyılmaz / Denge ve Denetleme Ağı ARGE Koordinatörü
Eren Çağdaş Bilgiç / Mecliste.org Koordinatörü

Türkiye’de 1 milyondan fazla öğretmenin beklediği Öğretmenlik Meslek Kanunu teklifi 10 Ocak 2022 günü Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu’nda kabul edilerek Genel Kurul’a sunuldu. Teklif, Genel Kurul’da görüşülmeye başlandı. 12 maddelik teklife göre, aday öğretmenlik döneminden sonra “öğretmen”, “uzman öğretmen” ve “başöğretmen” olmak üzere öğretmenliğin üç kariyer basamağına ayrılması öngörülüyor. Öğretmenlerin bu unvanlara sahip olabilmeleri de meslek yılı, sınavda alınacak puan gibi şartlara bağlanıyor. Ayrıca öğretmenlere “3600 ek gösterge” uygulamasına ilişkin düzenlemenin yürürlük tarihi ise 15 Ocak 2023 olarak belirleniyor.

Öğretmenlik Meslek Kanunu teklifinde eleştirilenler

Gerek eğitim uzmanları gerekse eğitim sendikaları ve eğitim alanında çalışan sivil toplum kuruluşları, mevcut hâliyle kanun, bir meslek kanununun içermesi gereken düzenlemeleri içermediği ve bazı maddelerin öğretmenlerin mesleki motivasyonunu olumsuz etkileyeceği yönünde görüş bildiriyorlar. Bu eleştirilerin başlıcaları:

  • Öğretmenlik mesleğinin üç kariyer basamağına ayrılmasının iş barışını ve öğretmenin motivasyonunu bozma riski,
  • Öğretmenlerin kariyer basamağına göre veli ve öğrenci tarafından tercih edilip edilmemesine yol açma, öğretmenleri veli ve öğrenciler gözünde ayrıştırma potansiyeli,
  • 3600 ek göstergenin sadece 1. kademe öğretmenlere yansıtılacak olması ve uygulama tarihinin 2023 yılına çekilmiş olması,
  • Düzenlemenin yer değiştirme hakkı dışında sözleşmeli öğretmenlerin sorunlarına ve statülerine dair bir çözüm getirmemesi,
  • Ücretli öğretmenlerin ve özel okul öğretmenlerin sorunlarını,
  • Öğretmenlikte arz-talep arasındaki dengesizliği kapsamaması,
  • Öğretmen açığı ve norm fazlası öğretmenler sorunlarını çözecek bir düzenlemenin bulunmaması,
  • Zor koşullarda görev yapan öğretmenler için barınma başta olmak üzere çeşitli destek ve teşvik düzenlemelerini içermemesidir.

Öğretmenlik Meslek Kanunu teklifine yöneltilen yukarıdaki temel eleştiriler şüphesiz ki teknik düzeyde daha da detaylandırılabilir. Bunu konuyu doğrudan paydaşlarına bırakmayı daha doğru buluyoruz. Denge ve Denetleme Ağı olarak kuruluşumuzdan bu yana demokratik bir denge ve denetleme sisteminin kurumsallaşması için beş farklı reform alanında somut öneriler geliştiriyor ve Türkiye’de demokratik denge denetleme sisteminin önemine ilişkin farkındalık çalışmaları yürütüyoruz. Bu çerçevede kanun yapma yönünden ve denetim yönünden etkin, katılım mekanizmalarının açık olduğu, çoğulcu bir yasama erkinin demokratik denge ve denetleme sisteminin son derece önemli bir bileşeni olduğunun altını bir kez daha çizme ihtiyacı duyuyoruz.

“Yasama süreci katılımcılıktan uzak”

Bu vesileyle, Öğretmen Meslek Kanun teklifinin kanun yapma yönünden etkin ve katılımcı bir yasama erki bağlamında değerlendirmenin daha uygun olacağını düşünüyoruz. Süreci bu yönden değerlendirdiğimizde, gerek kanunun komisyon öncesi hazırlanması sırasında gerekse komisyon görüşmeleri sırasında konunun paydaşı uzmanların, öğretmenlerin, sendikaların, derneklerin ve sivil toplum kuruluşlarının yeteri kadar görüşlerinin alınmaması, katılımcı bir yasama sürecinin izlenmediğini ortaya koymaktadır.

“Etkin yasama için etkin katılım önemli”

Peki, yasama süreçlerine katılım neden önemlidir? Yasama süreçlerine katılım, sadece farklı seslerin kanun yapma süreci esnasında dinlenmesi değildir. Etkin katılım süreci sonunda hazırlanan kanunlar, düzenledikleri alana ilişkin daha kapsamlı ve etkin düzenlemeler ortaya çıkartmaktadır. Bu nedenle etkin yasamanın sağlanması için etkin katılım, tek başına yeterli olmayan fakat gerekli bir koşuldur. Özellikle eğitim gibi yaşamsal öneme sahip bir alanının omurgasını oluşturan öğretmenlik mesleğini daha etkin kılacak ve öğretmenlerin yetki, sorumluluk, mesleki kariyer ve haklarını düzenleyecek olan böyle kritik bir kanunun katılımcı mekanizmalar çalıştırılmadan ve görüş alınmadan komisyonda kabul edilmiş olması yasalaştığı takdirde uygulanış sürecinde doğuracağı sonuçlar bakımından endişe vermektedir.

İlginizi Çekebilecek İçerikler

ARKA PLAN | Öğretmenlik Meslek Kanunu

. “Meslek mensuplarının kendi meslekleriyle ilgili düşünceleri; mesleki davranışlarını, mesleğe yönelik bağlılıklarını ve mesleki başarılarını yakından ilgilendirmektedir. Bu sebeple öğretmenlik mesleğinin toplum tarafından nasıl algılandığı kadar, öğretmenlerin kendilerini, mesleklerini, mesleklerine yönelik toplumsal algıyı nasıl değerlendirdikleri de oldukça büyük bir önem taşımaktadır.”

Eğitim 360° (29): Türkiye’de Eğitim Sistemi ve Öğretmen Politikası

Medyascope ve Eğitim Reformu Girişimi (ERG) işbirliğiyle hazırlanan Eğitim 360°‘ın bu bölümünde programın moderatörlüğünü ERG kıdemli politika analisti Yeliz Düşkün yaptı. Programda, Türk Eğitim Derneği (TEDMEM) koordinatörü Dr. Sabiha Sunar ve eğitimci Alaaddin Dinçer, yasama sürecinde olan “Öğretmenlik Meslek Kanunu” teklifini değerlendirdi. Sabiha Sunar, öğretmenliğin profesyonel bir meslek olarak kabulü ve

ARKA PLAN | Öğretmenliğin Toplumsal Değeri

Türkiye’de 2019-20 eğitim-öğretim yılı verilerine göre toplam öğretmen sayısı 1.117.686. Bu öğretmenlerin pek çoğunun eğitimdeki tüm değişkenleri öğrencilerinin şartlarına göre nasıl şekillendikleri ve ne gibi uygulamaları hayata geçirdikleri, eğitimde dönüşümün yine öğretmenle başladığını gözler önüne seriyor. Peki tüm bunlara karşın toplumda öğretmenlik mesleğinin algısı ne

Ön kaydınız başarılı bir şekilde yapılmıştır.

Formunuz gönderilirken bir hata oldu. Lütfen tekrar deneyiniz.