Koronavirüsün Eğitime Etkileri VII | Değişmeyen tek şey öğretmenin önemi

Koronavirüsün Eğitime Etkileri VII | Değişmeyen tek şey öğretmenin önemi

Uzaktan eğitim sürecinde öğretmenler değişen koşullara hızla uyum sağlamaya, öğrencileri ve velileri desteklemeye çalıştı. ERG Araştırmacısı Umay Aktaş Salman öğretmenlerin uzaktan eğitimi öğrencilerinin şartlarına göre nasıl şekillendiklerine ve ne gibi uygulamaları hayata geçirdiklerine daha yakından baktı.

Umay Aktaş Salman
ERG Araştırmacısı

Koronovirüs nedeniyle 23 Mart’tan bu yana devam eden uzaktan eğitim 19 Haziran’da sonra sona eriyor. Öğretmenlerin eğitimdeki rolünün ve etkisinin önemi uzaktan eğitim sürecinde bir kez daha anlaşıldı. Herkesin ilk kez deneyimlediği bu zor zamanlarda öğretmenlerin bazıları öğrencilerinin uzaktan eğitime erişebilmesi için, bazıları da psikososyal açıdan destek olabilmek için değişen tüm koşullara rağmen görevini yerine getirebildi. 

Öğretmenlerin uzaktan eğitimi öğrencilerinin şartlarına göre nasıl şekillendiklerine ve ne gibi uygulamaları hayata geçirdiklerine daha yakından baktık. Her birinin hikâyesi dönüşümün öğretmenle başladığını bir kere daha gözler önüne seriyor.

Arabalarına atlayıp öğrencilerine kaynak kitap götürdüler

Zeynep ve Ali Hasırcı Zonguldak Çaycuma’da Şehit Hasan Yağlı İlkokulu’nda sınıf öğretmeni. İkisi de birinci sınıf okutan 27 yıllık öğretmen çift, “Çocukların kendi öğretmenlerinin sesini duyması çok önemli” diyerek evlerini adeta stüdyoya çevirdi. Uzaktan eğitim süreci öğretmenlerin teknoloji okur yazarlıklarını geliştirmelerini de hızlandırdı.  İmkânları dahilinde birbirlerinin ders videolarını çekmeye başladılar. Sandalyeye bağladıkları bir çubuk tripodları, büyüteç de yakın çekimler için zoomları oldu.

Hazırladıkları videoları WhatsApp üzerinden öğrencilerine yollamaya başladılar. Ancak öğrencilerinin hepsinin internete erişimi yoktu. Bu kez arabalarına atlayıp, sosyal mesafelerine dikkat ederek her birinin sınıfındaki toplam 33 öğrencinin evine gittiler. Onlara kaynak kitap, hikâye kitapları gibi pek çok materyal götürdüler. Süreç boyunca iki ziyaret gerçekleştirdiler.

Hasırcı çifti ayrıca üç yıldır köy okullarını dolaşarak, bilim setleri götürdükleri ve çocuklara deneyler yaptırdıkları “Bilimi Seviyor, Keşfediyorum” projelerini de internete taşıdılar. Keşfetmek evde de mümkündü. “Bilimi Seviyor Evde Keşfediyorum” adıyla açtıkları YouTube kanalında hem kendi öğrencilerine hem de kanalı takip eden tüm öğrencilere deney yaptırıyorlar. Bilimi çocukların gündelik yaşamına katarak hem öğrenmelerini hem de eğlenmelerini sağlıyorlar.

Zeynep ve Ali Öğretmen, Young Guru Academy, Hayal Gücü Merkezi ve Öğretmen Akademisi Vakfı (ÖRAV) ile birlikte çalışan, onlardan destek alan öğretmenlerden. Zeynep Öğretmen, uzaktan eğitim sürecini nasıl şekillendirdiklerini şöyle anlatıyor:

“Ders videoları çekiyoruz ama eksik kalıyordu. İnterneti, telefonu ve bilgisayarı olamayanlar vardı. Ya da telefon var ama anne baba çalışmak zorunda. Baktık herkesi kapsayamayacağız evleri ziyaret etmeye başladık. ‘Anne gerçekten öğretmenim mi geldi, bu hayal miydi” diye soran öğrenciler oldu. Dersler önemli ama öğrencilerin sosyal ve duygusal yönlerinin doyurulması da çok önemli. Bir öğretmen öğrencisinin gözüne bakmalı. Çocukların bizi görmesi önemli. Ziyaretlerimizden sonra daha nitelikli ödevler gelmeye başladı. Biz de onları görünce rahatladık. Sizi takip ediyoruz, yanınızdayız mesajı çok önemliydi.”

YouTube kanalıyla farklı illerden, okullardan öğrencilere de ulaştılar

Ali Öğretmen ise bu süreçte sürekli öğrencilerine ulaşmanın yollarını aradıklarını anlatıyor: 

“Daha önceden yürüttüğümüz bilim projesinin YouTube kanalı vardı ama aktif değildi. Onu aktif hale getirdik. Evde deney yapıyor, videolarını çekiyor ve kanala yüklüyoruz. Öğrencilerimize linki atıp ‘Aynısını yapabilir misiniz’ diye soruyoruz. Anlatarak deneyi yapıyorlar, aileleri de onları videoya çekip bize yolluyor. Bilimin yanı sıra Türkçenin kazanımları da var bunun içinde. Cümle kurmayı, ifade etmeyi öğreniyorlar. Beş duyu organımıza ne kadar çok hitap edersek öğrenme o kadar kalıcı oluyor. Bazı öğrencilerimiz kendileri deneyler bulup yaptılar ve bize videolarını yolladılar. Sınıftaki öğrencilerimiz dışında da kanaldan yüzlerce öğrenciye ulaştık. 412 abonemiz var. 1.000 öğrencinin katılımıyla balon etkinliği yaptık.”

Her velinin televizyon markasına göre EBA TV nasıl kurulur videosu yolladılar

Diyarbakır’ın Pembeviran Köyü’ndeki ilkokulda müdür olan İmran Azboy ve okulun beş öğretmeni, internetin düzenli çekmediği köyde öğrencilerine ulaşmak için büyük bir çaba harcadılar. Önce 74 öğrencilerinin tümünü tek tek arayarak iyi olup olmadıklarını, sonra da onlara televizyon markalarını sordular. Televizyonun markasına göre velilere EBA TV’nin nasıl yüklendiğini anlatan videolar yolladılar ve kanalı televizyonlarına kurmalarını sağladılar. 

Cuma namazında uzaktan eğitim duyurusu

Velileri hiçbir zaman okul ve süreçle ilgili habersiz bırakmadılar. Müdür Azboy, Cuma namazında velilere duyuru yaptı. Okulun ne kadar kapalı kalacağının belli olmadığını ama hep irtibat halinde olacaklarını söyledi. Her öğretmen kendi sınıfı için EBA TV’deki derslerle uyumlu ödevler ve ders anlatımları hazırladı. İmran Öğretmen okula gidip ödevlerin çıkışını aldı ve her bir öğrenciye bu materyalleri içeren paketler hazırladı. Bu paketleri köydeki imamın evine bıraktı. Öğrenciler kaynaklarını gidip buradan aldı. 

“Öğretmenimi istiyorum başka bir şey istemiyorum”

Ayrıca, Köy Okulları Değişim Ağı’nın (KODA) uzaktan eğitim sürecinde köylerdeki çocukların eğitimden kopmamaları için kurduğu KODA Çözüm Masası’ndaki içeriklerden de yararlandılar. İnternet erişimi olmayan veya kısıtlı olan çocuklar için belirli kazanımları hedefleyen, ses kayıtlarından oluşan ve çocuklara uygun olarak hikâyeleştirilmiş içerikleri kullandılar. İmran Öğretmen, “Köyde internet her yerde iyi çekmiyor. İnternet kotası da yeterli olmuyor ailelerin. Aileler gündüz tarlada oluyor, telefon çocukların erişiminde olmuyor. Canlı dersleri, EBA’yı çok da verimli kullanamadık. Ses kayıtlarıyla internet kotası ve bağlantısı sorununu aştık” diyor. 

Eğitim uzaktan, iletişim yakından 

Öğrencilerine “Ne istersiniz, bir şeye ihtiyacınız var mı” diye sorduklarında “Öğretmenimi istiyorum, başka bir şey istemiyorum” cevabını duyduklarını anlatan Azboy, “Köy şartları ne kadar zor olsa da okulumuza gidememek, çocuklarımızın gözlerinin içine bakamamak her şeyin üstünde bir zorluk oldu bizim için. Ancak onlara ulaşmanın yolunu bulduk. Biz bir şeyler yaptığımız zaman velilerimiz de bunun karşılığını verdi. İlkokul, ortaokul mezunu, tarlaya, hayvana giden velilerimiz çocukların katılımı için ellerinden gelen desteği vermeye çalıştılar. Uzak kaldık ama bir aradaydık. İletişimimiz kopmadı” diye konuşuyor.

Uzaktan eğitim sürecinde öğretmenleriyle birlikte büyük çaba gösteren İmran Öğretmenin bundan sonrası için de çok önemli önerileri var:

“İlkokul 1, 2 ve 3. sınıfların telafisini okulda yaparız. Ancak ortaokula devam edecek 4. sınıflar, ne kadar iyi gidecek bir sonraki kademeye? 4. sınıfların telafisi öncelikli olmalı. Okul öncesinde de büyük kaybımız oldu. Ana dili Türkçe olmayan çocuklarımız var. Türkçeyle ana sınıfında tanışıyor. Yüz yüze eğitimdeki gibi Türkçe öğretmek mümkün değil. Ana sınıfından 1. sınıfa gelecek öğrencilerimizde bu sorunu yoğun göreceğiz.”

 “Duygu beslenirse öğrenme başlar”

Seval Binici Hatay’da Yeşilpınar Ortaokulu’nda Türkçe öğretmeni. Belirli aralıklarla EBA web sitesi üzerinden canlı dersler veren Binici, Öğretmen Ağı öğretmenlerinin hazırladığı Duygu Duvarı çalışmasını Değişim Elçisi Esin Yılmaz’ın yürütücülüğünde uzaktan eğitime uyarlayanlardan. Çalışma öğrencilerin duygularını ifade edebilecekleri güvenli bir alan yaratarak, tüm duygularıyla kabul edildiğini hissetmelerini amaçlıyor. “Duygusu beslenen her insan zaten öğrenmeye hazırdır” diyen Binici, çocukların en çok duyguları anlamaya ve ifade etmeye ihtiyacı olan bu dönemde önemli bir çalışma yapıyor.

Okulundaki 7 ve 8. sınıflara duyuru yapan Binici, 16 öğrenci ile EBA web sitesinde “Duygunu Söyle” diye özel bir grup kurdu. Öğrenciler isimleri yerine mahlas kullanarak öğretmenleriyle yazılı olarak duygularını paylaşıyor. Binici çalışmayı şöyle anlatıyor:

“Önce öğrencilerimle duygu üzerine konuştum. Duygunun evrensel olduğunu, duyguyu ifade etmenin önemli olduğunu anlattım. ‘Hangi duyguları biliyorsunuz’ diye sordum. Şiddeti bir duygu olarak tanımlayan öğrenci de vardı. Bildikleri ve gözlemledikleri tüm duyguları yazmalarını istedim. Sonra hazırladığım formu doldurmalarını istedim. Formda gözlemledikleri bu duygulara yönelik sorular vardı. O hafta öğrencilerin duyguları nelerdi diye bir grafik paylaştım. Bunu her hafta yapacağım. Grafiğin amacı kendi duygularını ve diğer bireylerin duygularını gözlemlemek. Etkinliğe haziran ayı boyunca devam edeceğim. Sınava girecek öğrenciler de var. Yanlarında olmak istiyorum. En sonunda da bu duygularından bir üretim yapmalarını isteyeceğim. Bir şiir, yazı… İstedikleri türde bir şeyler yazacaklar.”

“Çocukların dinlenmeye ihtiyacı var”

Öğrencilerin bu süreçte sıkıldıklarını, özlem ve kaygı duyduklarını anlatan Binici, çalışmaya başlamasının ardından geri dönüşler de almaya başladığını anlatıyor:

“‘Bizi dinlediğiniz, önemsediğiniz için teşekkür ederiz’ diyenler oldu. Deneme yazdığını ve ailesiyle paylaştığını, bundan gurur duyduğunu söyleyen öğrencim de oldu. Duygusu beslenmiş, doyuma ulaşan her varlık zaten öğrenmeye hazır hale geliyor çünkü kendini değerli hissediyor. Motivasyonları artıyor. Çocukların dinlenmeye ihtiyacı var.”

Erzurum Horasan’da birleştirilmiş sınıf okutan Burak Pirim de öğrencileriyle bağını koparmamak için elinden geleni yaptı. Dönertaş İlkokulu’nda 1, 2, 3 ve 4. sınıfları bir arada okutan Burak Öğretmen, yapılanın uzaktan eğitim değil, öğretim olduğunu söylüyor. Pirim süreç başladığında önce öğrencilerine birkaç haftalık dökümanlar hazırladı. 15 kişilik sınıfı için WhatsApp grubu kurdu ve bilgilendirme yaptı. Ne şekilde ödev vereceğini, nasıl geri dönüşler alacağını ailelere anlattı. Diğer meslektaşlarından farklı olarak okuttuğu dört farklı sınıf için, sınıfta yaptığı gibi farklı seviyede dersler hazırladı:

“Haftanın üç günü ödev attım. Onlar da bana telefon üzerinden geri yolladı, kontrol edip yenisini paylaştım. İletişimimiz kopmasın diye videolar çekerek ödevlerine dair geri dönüşler yaptım. Ödevleri üzerinden sohbet videoları attım. Öğretmenimiz bizi unutmadı diye düşündüler. Tüm araçlara rağmen öğretmensiz olmuyor, uzaktan eğitim süreci öğretmenin değerini bir kez daha göstermiştir umarım.” 

Örnekleri çoğaltmak mümkün. Türkiye’deki 1 milyon öğretmenin pek çoğu değişen koşullara hızla uyum sağlamaya, öğrencileri ve velileri bu süreçte desteklemeye çalıştı. Öğretmen Ağı Değişim Elçilerinden farklı illerde çalışan 17 psikolojik danışmanın meslektaşlarıyla gerçekleştirdiği ankette öğretmenlerin uzaktan eğitim sürecini nasıl yürüttüğüne dair ipuçları veriyor. Öğretmenler anket sonuçlarından yola çıkarak okula dönüşle ilgili de yaratıcı çözümler üretmeyi amaçlıyor.

Öğretmen Ağı anketi ne diyor? 

Ankete, 80 ilden 16 farklı branştan 1.536 öğretmen katıldı. Çoğunluğu sırasıyla sınıf öğretmenleri, psikolojik danışmanlık ve rehberlik, okul öncesi öğretmenleri oluşturdu. Ankete katılan öğretmenlerin yüzde 34’ü ilkokul, yüzde 25,5’i ortaokul, yüzde 22,9’u lise, yüzde 10,9’u okul öncesi, yüzde 4’ü de özel eğitim kademelerinde görev yapıyor.

Çalışmaya göre öğretmenlerin yüzde 24’ü öğrencilerle hafta içi her gün; günde birden fazla, yüzde 22’si her gün bir kez; yüzde 15’i gün aşırı, yüzde 18,2’si haftada bir kez, yüzde 14’ü seyrek iletişim kurduğunu, yüzde 4’ü ise hiç iletişim kuramadığını söylüyor. Öğrencileriyle en fazla iletişim kuran öğretmenler okul öncesi ve ilkokul öğretmenleri.

“Duygusal ihtiyaçları ön plana aldık”

Öğrencileriyle iletişime geçen öğretmenler telefon, EBA, WhatsApp ve Zoom’un yanı sıra Skype, Hangouts Meet, YouTube, Microsoft Teams, Kahoot! veya Flipgrid gibi dijital araçlar kullandığını belirtiyor. Anket sonuçları branş ve kademe fark etmeksizin öğretmenlerin öğrencileriyle dijital dünyaya uyum ve salgınla ilgili bilgi verilmesi ve çocukların sosyal-duygusal ihtiyaçlarının karşılanması konusunda iletişim kurduklarını gösteriyor. Öte yandan pek çok öğretmen bu dönemde öğrencilerin sohbet, oyun ve duygusal ihtiyaçlarını ön plana aldığını belirtiyor. 

Eğitimin şekli, yöntemleri değişse de değişmeyen tek şey, öğretmenin önemi. Tıpkı yüz yüze eğitimde olduğu gibi, uzaktan eğitimde de öğretmenin mesleki deneyimlerini yönlendirebilmesi ve biçimlendirmesi, meslektaşlarıyla bir arada çözüm araması, yani “özne” olabilmesi çok önemli. Öğretmenin özne olabilmesi için de farklı paydaşlar tarafından desteklenmesi, meslektaşlarıyla birlikte kurup geliştirdikleri işbirliği ağlarında yer alması çok önemli.