Hareket: Koşturmaca mı, gereklilik mi?

Hareket: Koşturmaca mı, gereklilik mi?

Deniz Göktaş
ERG Eğitim Laboratuvarı Proje Sorumlusu

Bence hareketsiz insanlar kötü hisseder. Mesela ben bunu yapamam, ben bunu yapamam derler. İçlerinde öyle bir his vardır. Mesela bu soruyu yapamam, çözemem. Bazen voleybol oynarken topu fileden atamam gibi bazen korkuyorum ama bazen de korkmuyorum ve yapıyorum.”

  1. Sınıf, Aktif Kız Öğrenci, Eyüpsultan Cumhuriyet Ortaokulu

Yukarıdaki alıntı; gündelik hayatlarında harekete ve spora yeterince yer vermeyen çocuklara, spor ve hareket alışkanlıkları kazandırmak, böylece çocukların öğrenme ve iyi olma hallerine katkı sağlamak için başlattığımız, Hareket Okulda Projesi’nin uygulandığı Eyüpsultan Cumhuriyet Ortaokulu öğrencilerden birinin hareket kavramına bakış açısı. Öğrenci, burada, hareketi “bir şeyi başarabilmiş olma motivasyonu” olarak görüyor. Yani yolculuğun başlatıcısı… Hareketin tanımına bakacak olursak da öğrencimizin söylediğiyle benzerlikler görüyoruz: “bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi”. Özellikle Antik Yunan’da kullanılan anlam neredeyse aynı: “kurcalamak, değişmek, başlamak, yükselmek”. Bu benzerlik üzerine epey düşündüm. Aslında düşünmenin de ötesinde, bu alıntıyı aldığım, Hareket Okulda Projesi İçgörü Araştırması’ndan çıkan en güçlü içgörü, benim için bu oldu. Hareket kavramı, görüşülen çocukların pek çoğunda ilk anlamıyla, yani “devinim, başlamak, yer değiştirmek, yükselmek vb.” anlamlarıyla, karşılık buluyor. Gel gelelim yetişkinlerde bu böyle değil…

“Monoton olmayan, hayatı monotonluktan çıkaran her şey harekettir. Ama çoğu insan bu ülkede böyle yaşamıyor. Sabah kalk işe git, akşam gel evine gir, sabah tekrar işe git. Senede on gün iznini bekle. Ben sırf o yüzden bankadan ayrıldım.” 6.sınıf velisi

“Hareketliliğim hep çocuklar. Okuldan eve, evden okula… Okulda sabahtan akşama kadar öğretmenlere yardımcı oluyoruz. Bir koşuşturmaca.” 7.sınıf velisi

Tahmin ediyorum size de “Gündelik hayatta hareket nedir?” gibi bir soru sorsak, pek çok yetişkinden aldığımız gibi, “koşturmaca” yanıtını alırız. Buradan hareketle de harekete gündelik hayatta daha sık yer veremeyişimizin sebebinin, çocukluktan yetişkinliğe doğru yol aldıkça  değişen bu anlam olduğunu fark ettim. Çocukluktan uzaklaştıkça hareket, gündelik yaşantımıza yabancılaşıyor. Yerine bir şey koyamasak da önceliğimiz olmuyo, odağımızın dışına itiliyor. 

Bundan bir yıl kadar önce hareket kavramının, ilk anlamını referans alarak pek çok faaliyet hayata geçiren NIKE’ın, Türkiye ekibiyle yollarımız kesişti. Yaptığımız uzun görüşmeler sonucunda, hepimizin içine sinen bir yolculuğa birlikte çıkmaya talip olduk. Bu yolculuğu detaylandırmadan önce gördüğümüz en temel şey; okullardaki spor/hareket olanakları ve yaşam kalitesi üzerine yapılan araştırmalarda, çocukların hareketlerini kısıtlayan birçok engel olduğuydu.

Araştırmalara biraz daha detaylı bakınca gördüğümüz, bizim yönümüzü destekleyen bulgular şöyleydi:

    • OECD ülkelerinde, okul çocuklarının fiziksel aktivite oranı % 52 iken, bu oran Türkiye’de% 40. ¹
    • Fiziksel aktivitelere katılmak, okulla ilgili stresin azaltılması, dışlanma duygusu, okuldaki devamsızlık ve zorbalık üzerinde olumlu bir etkiye sahip. ²
    • Türkiye’de, ilkokul öğrencilerinin %12’si aşırı kilolu veya obez. ³
    • Öğrencilerin %90’ı günlük yaşamlarında yeterince aktif olduklarına inanıyor. ⁴
    • Birinci sınıf öğrencileri, önerilen günlük aktivite düzeyinin altında kalıyor. ⁵
    • Öğrencilerin %61’i aileleriyle spor veya fiziksel aktivite yapmıyor. ⁶
    • Önemli sayıda çocuk, zamanlarının çoğunu evde etkisiz olarak geçiriyor. TV izlemek ve bilgisayarda vakit geçirmek, evdeki en yaygın etkinlikler arasında. ⁷

Bu bulgulardan ve eğitim alanındaki çalışmalarımızın verdiği deneyimden hareketle kendimize referans noktaları belirledik:

    • Zihin ve beden birbirine bağlı çalışır ve hareket öğrenme ile doğrudan ilgilidir.
    • Fiziksel bir aktiviteye katılmak, öğrencilerin hayatına akademik performansın katabileceğinden fazlasını sağlar. Öğrencilerin, okulda iyi olma durumlarına katkıda bulunur.
    • Okul liderleri, öğretmenler ve veliler; öğrenmeyi geliştirmek ve hareketin önündeki engelleri kaldırmak için, okul ortamlarında fiziksel hareket alanları ve araçları oluşturmak amacıyla işbirliği yapmalıdır.

Tüm bunlar çerçevesinde, çocukların daha iyi öğrenmesine ve iyi olma haline katkıda bulunabilmek için onları fiziksel olarak aktif hale getirmek ve okullarda fiziksel aktiviteyi destekleyecek araçları geliştirmeyi amaçladık. Yaptığımız çalışmaların pek çoğunda olduğu gibi burada da önceliğimiz “çocukların iyi olma hali”ni gözeterek, desteklemek oldu.

Bir yolculuğa çıkmadan tanımlanması gereken en önemli şey, varmak istenilen yer. Biz ise varmak istediğimiz yeri, iki patikadan ulaşacağımız etki hedefleri olarak tanımladık. Bu iki patikadan ilkinin hedefi yetişkinlere yol gösterecek, referans olacak bir kılavuz ortaya çıkarmak olacaktı. Böylece, çocuklara daha fazla hareket alanı sağlanmasına katkı sağlayabilecektik. Diğeri ise doğrudan çocukları düzenli olarak hareket ettirmeyi amaçlıyordu, onların iyi olma haline doğrudan katkı sağlayabilecektik. İki patikada da bizi kesiştirecek pek çok kavşak olduğu için patikaları aynı anda kat etmeye karar verdik. 

Eğitimde karşılaştığımız sorunlara çözüm ararken işbirliğinin gücüne inanan bir ekibiz. Bu çalışmada, en önemli partnerlerimiz İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü ve BoMoVu oldu. İstanbul İl MEM’in aracılığıyla, İstanbul’un iki farklı mahallesi olan Şişli ve Eyüp’ten -dezavantajlı sayılabilecek bölgelerde bulunan-  iki tane ilkokulla tanıştık. Bu okullardaki çocuklar ve eğitimciler, projeyi en az bizim kadar sahiplenerek bize kapılarını açtılar. Bir diğer partnerimiz, saha deneyimi güçlü olan BoMoVu’ydu. BoMoVu ile birlikte, Allso Academy’nin ve Dans Fabrika’nın katkılarıyla çocuklarla haftalık olarak gerçekleştirilecek düzenli etkinliklerin içeriklerini şekillendirdik. Antrenörler ve beden eğitimi öğretmenleriyle birlikte, ders sonrası kurslarda uygulanacak bir müfredat oluşturduk. Gönüllülerle birlikte haftanın belli günlerinde düzenli olarak, çocuklarla aktiviteler gerçekleştirdik. 

Buraya bir parantez açmam gerekirse, bu etkinliklerde gözettiğimiz en temel ilke kapsayıcılık oldu. Projenin pilot döneminde yer alması için belirlenen okullar İstanbul’un dezavantajlı bölgelerindendi. Aralarında çok sayıda farklılık barındıran sınıfları vardı. Bizim de amacımız bu etkinliklerle farklılıkların birlikte yaşayabilmelerine alan sağlamaktı.

Proje iki okulda hala devam ediyor. Okullarda düzenli olarak haftalık etkinlikler gerçekleştiriyoruz. İlk patikada yer alan kılavuzu neredeyse tamamlamak üzereyiz. Projenin pilot döneminde bizimle birlikte yürüyen iki okulun beden eğitimi ve branş öğretmenlerine, iki günlük bir buluşmayla içeriklerimizi aktardık. Eğitimde öğretmenlerimizin olumlu, olumsuz geribildirimleri oldu. Aşağıdaki alıntı da bu buluşmaya katılan öğretmenlerimizden değerli bir görüş…

“Ben kendi hayatıma da hareketi katmaya çalışıyorum aslında. Onlara da söylüyorum sağlıklı yaşam için spor yapmaları gerektiğini… Ama onların hareket ihtiyaçlarının spor odaklı olmadığını düşünmemişim. Çocuk sadece hareket etmek istiyor demek ki.” 

Özellikle dezavantajlı bölgelerde, hareketin çocukların gündelik pratiklerinde nasıl karşılık bulduğunu anlamak için, yazının girişinde de bahsettiğim içgörü araştırmasını yetkin araştırmacılarla birlikte, ilk adım olarak hayata geçirdik. Araştırma hem referans noktalarımızı güçlendirdi hem de kılavuz için önemli yönlendirmeler ortaya koydu. Dolayısıyla yolculukta nasıl ilerleyebileceğimize dair çok önemli içgörüler ve yönlendirmeler sundu. 

Bugünlerde salgın sebebiyle projenin saha faaliyetlerine devam edemiyoruz. Ancak yolculuğumuzun en başından beri referans olan “zihin ve beden birbirine bağlı çalışır” ifadesi, son yaşananlarla birlikte daha da önemli hale geldi. Bu yüzden yolculuğumuza yeni araçlar ekleyerek devam ediyoruz. Uzaktan eğitim döneminde de çocukların öğrenmesini ve iyi olma halini desteklemek için bu içerikleri dijital kanallarımız üzerinden paylaşmaya başlayacağız. 

Evde kaldığımız bu günlerde de umarım yolculuğumuz sizler için ilham olur. Çocukların sadece hareket etmek istediklerinin bilinciyle, evde buna olabildiğince alan yaratırız. Projeyi dezavantajlı okullarda hayata geçirsek de Türkiye’deki her çocuğun, ailenin en öncelikli ihtiyacının bu olmadığının farkındayız. Ancak hareketi mümkün oldukça önceliklendirmek, bu günleri geçirdiğimizde iyi ki diyeceğimiz şeylerden olacaktır.

Yazıyı Kurtuluş Şehit Nuri Şener Ortaokulu’ndan bir 6. Sınıf öğrencimizin hayaliyle noktalayalım:

“Ben gezmeyi çok severim. Hayalimde bir yere gidiyorum, koşuyorum ormanda. Ne var yok araştırıyorum. Bunları günlüğüme yazıyorum. Ondan sonra böcek görüyorum. Yılan tarzı şeyler. Hayvanların konuşmasını çok isterim. Ben ne konuştuklarını düşünüyorum, onlarla konuşuyorum arkadaş oluyorum. Onlar beni seviyor, ben de onları seviyorum. Sonra koşuma dönüyorum, eve geliyorum, annemin yumurtalı ekmeği yiyorum. Oturuyorum televizyon izliyorum, telefonumla oynuyorum. Babam geliyor, bana bir hediye olarak köpek alıyor. Ben çok mutlu oluyorum. Babamı öpüyorum, seviyorum. Bu kadar.”


¹ PISA 2015 Çalışması’ndan

² PISA 2015 Çalışması’ndan

³ “Türkiye’deki İlköğretim Okul Çocuklarının Fiziksel Aktivitesi”

“Türkiye’deki İlköğretim Okul Çocuklarının Fiziksel Aktivitesi”

“Türkiye’deki İlköğretim Okul Çocuklarının Fiziksel Aktivitesi”

“Türkiye’deki İlköğretim Okul Çocuklarının Fiziksel Aktivitesi”

“Türkiye’deki İlköğretim Okul Çocuklarının Fiziksel Aktivitesi”


Sıradaki yazı: Hareket Okulda Projesi sürecinin etki araştırmasının yöntemine ve çıktılarına dair ikinci yazıyı, Ölçme Değerlendirme Uzmanı Fulya Koyuncu kaleme alacak.