Çocuklar Evde Nasılsınız?

Çocuklar Evde Nasılsınız?

Yeni eğitim-öğretim yılı uzaktan eğitimle başladı. Çocuklarla yüz yüze ilişkilerin sınırlandığı bu süreçte çocukların görüşünü almak, çalışmaları bu görüşlere uygun olarak planlamak ve dönüştürmek vazgeçilmez bir ilke. Özlem Bayat ve Gözde Durmuş, salgın döneminde çocuklarla araştırma yapma deneyimini ve çocuk katılımının önemini ERG Blog için yazdı.

Özlem Bayat – Gözde Durmuş
BBOM Derneği Demokratik Yönetim Çemberi Üyeleri

Yeni eğitim-öğretim yılı 31 Ağustos 2020 itibarıyla uzaktan eğitimle başladı. Çocuklar okulda değiller, şu anda da evden eğitimlerine devam etmeye çalışıyorlar. Bilindiği üzere, bir önceki eğitim-öğretim yılında, okullar 16 Mart 2020 tarihinde kapandı ve 3 Nisan’da  da 20 yaş altı için sokağa çıkma kısıtlaması kararı verildi. Başka Bir Okul Mümkün Derneği’nin (BBOM) önerdiği eğitim modelinin Demokratik Yönetim ekseni üzerine çalışmalar yapan ekip olarak “Çocuklar Evde Nasılsınız?” sorusuna cevap bulmaya çalıştık. Bu yazıyı ise sizlere bu çabamızdan bahsetmek, deneyimimizi paylaşmak ve biraz da salgın döneminde çocukların seslerini duyurma, çocuklardan bilgi alma kanalları ve araçları üzerine birlikte düşünmek için kaleme alıyoruz.

Çocuklar okullarından ve akranlarından uzakta ne hissediyorlar?

Çocukların “ev hali”ni, evde geçirdikleri süreçte duygularını, ihtiyaçlarını ve deneyimlerini çocuklardan öğrenmek istiyorduk ve bunu nasıl yapabileceğimize dair düşünmeye başladık. Çocukların akranlarından, okullarından zorunlu olarak uzak kaldıkları bu dönemde nasıl hissettiklerini, ne tür güçlükler ve ne tür güçlenmeler yaşadıklarına dair bir merak bizi küçük ve birtakım sınırlılıkları olsa da çevrimiçi bir araştırma yapmaya yöneltti. Araştırmanın bizim açımızdan diğer önemli amacı da, kamusal ifade alanları zaten dar olan çocukların bu süreçte bu alanı neredeyse tamamen yitirmiş olmaları dolayısıyla yaşadıkları yoksunluğu biraz olsun giderebilmek, çocukların sesini kamuoyuna duyurabilmekti.

Nasıl bir araştırma yapacağımıza karar vermeye çalışırken önümüzde birçok soru vardı. Çocuklara nasıl ulaşabiliriz, hangi yaş grubuna yönelik, nasıl bir araç kullanabiliriz, yetişkin müdahalesi olmadan çocuklardan güvenle nasıl bilgi alabiliriz gibi birçok konuyu uzun uzun düşünmeye başladık. En sonunda 7-12 yaş grubunu hedefleyen bir çevrimiçi anket (Google Form) hazırlamaya karar verdik. Anketin çevrimiçi ortamda olması, sadece internet erişimi olan belli bir grup çocuktan bilgi alabilecek olmamız, araştırmayı daha kapsayıcı yapmamız önündeki ilk engellerden biriydi. Salgın sürecinin devam ettiğini düşünürsek internet erişimi olmayan çocuklarla iletişim kurma, haber alma kanalları için yeni araçlar, yöntemler ya da sağlanacak hizmetler üzerine hep birlikte düşünmeye büyük bir ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.

Anket nasıl hazırlandı?

Anketin dilinin çocukların gelişimsel özelliklerine uygun, uzunluğunun ise çocukların sıkılmadan cevaplayabilecekleri şekilde olmasına özen gösterdik. İçeriğinin ise çocukların kendisini güvensiz ya da hoşnutsuz hissetmesine yol açmayacak şekilde olmasına dikkat ettik. En sonunda iki seçenekli (Evet/Hayır), çoktan seçmeli ve açık uçlu toplam 10 sorunun yer aldığı bir anket hazırladık. Çocukların, yetişkinlerin yönlendirmelerine maruz kalmaması için soruları bir yetişkinin desteğine ihtiyaç duymaksızın yanıtlayabileceği şekilde hazırlamaya çalıştık. Bununla birlikte özellikle henüz okuma yazma bilmeyen ya da teknik beceriler konusunda desteğe ihtiyaç duyabilecek çocuklara, yetişkinlerden destek alabileceklerini bir öneri olarak sunduk. Çocuklar için hazırlanan anketteki açıklamalar dışında, yetişkinler için de ankete dair ve çocuklara nasıl destek olacaklarına ilişkin bir bilgi notu hazırladık. Hazırladığımız anket ve bilgi notu için beş çocuk ve yetişkin ile pilot çalışma yaptık ve gelen geri bildirimlerle revize etmeye çalıştık. Aslında anket sorularını çocuklarla birlikte düşünerek, onlara neler sorulmasını isteyeceklerini öğrenerek ilerlemenin yaptığımız çalışmayı daha katılımcı hale getireceğini düşünsek de, maalesef zaman kısıtlılığı ve bu tür bir araştırmayı ilk kez yapıyor olma gibi nedenlerle bu sefer bunu gerçekleştiremedik. “Anketin hazırlık aşamasından itibaren çocukların katılımlarını sağlamak nasıl mümkün olur?” sorusunu birlikte düşünmek ve deneyimlemek hala aklımızda dolanıyor.

Anketin bulgularına geçmeden ne gibi kısıtlılıklar olduğunu ve çocuklara nasıl eriştiğimizi de kısaca özetlemek iyi olacaktır. Hazırladığımız anketi BBOM Derneğinin Öğretmen Köyü topluluğu aracılığıyla yaygınlaştırdık. Türkiye’nin farklı illerinde görev yapan öğretmenler temasta oldukları çocuklar ve aileleriyle anketi paylaştılar. Anket davetini ne yazık ki çocukların kendi e-posta adresi ya da telefonu olmadığı için, yetişkinlerin (öğretmenlerin) aracılığıyla çocuklara ulaştırabildik. Ailesinde bu araçlara sahip olmayan çocuklar öğretmenleri aracılığıyla gelen davetten haberdar bile olamadılar. Dolayısıyla önemli bir kısıt yukarıda da bahsettiğimiz üzere erişimle ilgilidir. Diğer bir kısıt ise, çocukların çevrimiçi bir anketin ne olduğunu, farklı soru formlarını ve nasıl yanıtlamaları gerektiğini anlamaya dairdi. Örneğin çocuklar tarafından boş bırakılan soruların, atlanan seçeneklerin tercihle mi yoksa atlanarak mı boş bırakıldığını bilmemiz imkansız. Bu kısıtı mümkün olduğunca ortadan kaldırmak ve süreci kolaylaştırmak için anketin başına çocuklara yönelik metinde anlamadıkları yerleri yakınlarındaki yetişkinlere –ya da diğer çocuklara- sorabileceklerini belirttiğimiz bir bilgilendirme metni koyduk. Bununla beraber bir de anketin sonuna çocukların ankete dair düşüncelerini ifade edecekleri bir alan açarak, bir öz değerlendirme yapabilme fırsatımız oldu.Hazırladığımız anket aşağıdaki başlıkları içeriyor:

Yaşları ve Yaşadıkları Şehir Nedir?

Nasıl Hissediyorlar?

Bir Günleri Nasıl Geçiyor?

Gün İçinde Yapmayı Sevdikleri/Sevmedikleri Şeyler Neler?

Sahip Olduklarını Düşündükleri Destek ve Olanaklar Neler?

Neleri Özlemişler?

Ankete Dair Görüşleri Nelerdir?

 

Ankete 18 ilden çocuklar katıldı

Ankete Türkiye’nin 18 farklı ilinde yaşayan çocuklar katıldı ve il bazında farklı yoğunluklarda katılım sağlandı. Anketin zaten bir genelleme yapma iddiası olmamakla beraber farklı illere ulaşabilmiş olmak bizi devam edeceğimiz çalışmada hazırlık ve yaygınlaştırma, duyurma kısmında biraz daha etkin olursak daha çok çocuğa ulaşabileceğimizi gösterdiği için umutlandırdı.

Bu araştırmayla temel derdimiz kapsamlı bir bilgi almaktan çok, çocuklarla güvenli bir bağlantı sağlayarak çocuğun paylaşmak isteyeceği sınırlarda bizim ihtiyaç duyduğumuz bilgiyi onlardan almaktı. İhtiyaçtan fazla kişisel bilgi almamak amacıyla sadece yaşları ve yaşadıkları şehirleri sorduk. Ankete çocukların duygularını sorarak başladık. Duygular anlık olarak değişkenlik gösterir. Bu nedenle çocuklara bu soruyu tüm salgın süresince yaşadıkları duyguları öğrenmek için değil, o an hissettikleriyle ve anketteki sorularla bağ kurmalarını desteklemek için sorduğumuzu belirtmek isteriz. Çünkü çocukların kendi duygularını fark etmeleri ve ifade edebilmeleri gelişimleri açısından oldukça kıymetli.

Çocuklar bağlantı, hareket ve özerklik ihtiyaçlarını yeteri kadar karşılayamadılar

Anketteki günlerini nasıl geçirdikleri, neleri yapmayı sevip, sevmedikleri, neleri özledikleri, sahip oldukları olanaklar ve desteklerinin neler olabileceğine dair sorulara verilen cevaplara genel olarak baktığımızda çocukların evde keyifleri yerinde olsa bile, okul ve sokak/park gibi ev dışı sosyalleşme alanlarından aynı zamanda sosyal çevrelerinden yani arkadaşlarından uzak kalmanın onlar için özellikle fiziksel temas ve hareket içeren eylemlerinin kısıtlanması anlamına geldiğini ve bu durumun onları zorladığını fark ettik. Dikkat çekici sonuç, çocukların hemen hepsi için bu süreçte bağlantı, hareket ve özerklik ihtiyaçlarını yeteri kadar karşılayamadıklarıydı. Üstelik, çocukların ifadelerinde bu üç ihtiyacın birbiriyle iç içe girdiğini fark ettik. Örneğin “top oynamak” bir çocuk için sadece hareket ihtiyacını değil, yetişkinin sınırlarının dışında olduğu için özerklik ihtiyacını ve arkadaşlarıyla birlikte olduğu için bağlantı ihtiyacını da karşılamayı sağlayan bir eylemdir. Sosyal duygusal gelişim açısından olduğu gibi çocukların hak temelli bir yaklaşımla yaşama ve gelişimlerinin desteklenmesi açısından da kritik önem taşıyan bu üç temel ihtiyacın yaklaşık üç aylık bir süreç boyunca karşılanmamış olduğunun çocukların görüşleriyle açığa çıkması, çocuklara bakım veren yetişkinler için olduğu kadar sokağa çıkma/ çıkmama; okulu açma/ açmama gibi çocukların yaşamlarına dair kararları veren uzmanlar ve karar vericiler için de önemli olduğunu düşünüyoruz. Araştırmanın tüm bulgularına http://www.baskabirokulmumkun.net/cocuklar-evde-nasilsiniz/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Umuyoruz ki yeni eğitim-öğretim yılında çocuk haklarının önemli bir ilkesi olan çocuğun katılımı tüm ilgili taraflarca hatırlanır. Çocuklarla yüz yüze ilişkilerimizin sınırlandığı bu süreçte çocukların görüşünü almak, çalışmaları bu görüşlere uygun olarak planlamak ve dönüştürmek vazgeçilmez bir ilkedir. Kendi olanaklarımız aracılığıyla yaptığımız bu minik araştırmayla zor koşullarda bile çocukların görüşlerini almanın mümkün ve bu görüşlerin alınacak kararlar için anlamlı ve önemli olduğunu kendi deneyimimiz üzerinden sizlere göstermek ve paylaşmak istedik. Bunu yaparken de çocuklarla yapılan araştırmaları ya da çocukların görüşlerini alan çalışmaları başlatacak yetişkinlerin de kendi kapasitelerini artırmaya ihtiyaç duyduğunu da fark etmiş olduk.

Çocuklarla birlikte daha kapsayıcı ve katılımcı araştırmaların/çalışmaların sayısı ve niteliğinin artması dileğiyle…