Uzun Hikâye | Ne Okul Ne Dershane!

Uzun Hikâye | Ne Okul Ne Dershane!

Umay Aktaş Salman
ERG Araştırmacısı

Eğitim politikaları, sistemi ve sorunları konuşulurken, eğitimin öznesi öğretmen, öğrenci ve veliler çoğu zaman gizli özne durumunda. Sayılar, istatistikler eğitimi konuşurken tek başına yeterli değil aslında. Okullarda, evlerde, sokaklarda verilerin ötesinde bir gerçeklik var. Her sayı bir hikâye. “Uzun Hikâye” yazı dizimizde istatistiklerin, uzmanların anlattıklarının yanı sıra eğitimi gerçek öznelerin hikâyeleriyle anlatıyoruz.

İlayda Akça, ortaokulda üç yıl boyunca kendi deyişiyle ‘iyi’ bir liseye girebilmek için çalıştı. O dönem üç yıl üst üste SBS’ye (Seviye Belirleme Sınavı) girdi. İstanbul’daki ‘iyi Anadolu lise’lerinden birine girmeyi de başardı. Lise sona geldiğinde ise girmek için uğraştığı okulu bu kez de ‘iyi bir üniversiteye’ yerleşmek, sınava hazırlanmak için bırakıp temel liseye geçti. Sınav odaklı eğitim sisteminin yaman çelişkisi…

Sadece İlayda değil, pek çok öğrenci dershaneler kaldırılınca sınava hazırlanabilmek için temel liselere geçmeye başladı. Temel liselerin ismi önce bu öğrenci göçü nedeniyle gündemdeydi. TEOG’da (Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi) istediği okula yerleşemeyen, meslek lisesine ya da imam hatip lisesine gitmek istemeyen öğrenciler için de temel liseler kendi deyişleriyle ‘alternatif’ oldu.

“Hem okul hem dershane!”

Dört yıl önce, dershanelerin dönüşüm sürecinde yeni bir okul türü olarak eğitim sistemine dahil oldu temel liseler. Aslında dershane tabelaları indi, yerine temel lise tabelaları asıldı. Apartmanlarda, aynı öğretmenlerle eğitime devam edildi. Artık sadece sınava hazırlık konuları değil, Millî Eğitim Bakanlığı’nın ortaöğretim müfredatı da işlenecekti bu kurumlarda. Pek çok lise tanıtımını ‘hem okul hem dershane’ diye yaptı.

MEB, bu kurumların 2018-2019 eğitim yılının sonunda bahçeli, derslik ve sosyal alanları okul standartlarına uygun binalara geçerek, özel okula dönüşmesini şart koştu. Dönüşüme az kaldı. Peki aradan geçen 4 yılda neler oldu?

Özel liseye gidenlerin yüzde 42’si temel liselerde

Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2016-2017 eğitim öğretim yılı istatistiklerine göre, 1.007 temel lise var. Temel lisede çalışan öğretmen sayısı 19 bin 928, okuyan öğrenci sayısı 214 bin 551. Temel liselerin öğrenci sayısı tüm özel liselerin toplam öğrenci sayısı içinde hatırı sayılır bir orana sahip. Özel liselere giden öğrencilerin yüzde 42’sini temel lise öğrencileri oluşturuyor.

Bunlar sayısal veriler; işin bir de eğitim ve öğretim tarafı var. Eğitim Reformu Girişimi (ERG) olarak, İstanbul’daki bazı temel liseleri gezdik. Öğrenci, öğretmen, müdürlerle görüştük. Mezunlara ve velilere de ulaştık.

Yaşam için eğitim!

İstanbul’un en işlek yerlerinden birinde bir temel lise… Kapısında ‘yaşam için eğitim’ yazıyor. Oysa burada yaşam için değil, sınav için eğitim var. Pek çok öğrenci ve veli için temel lise, okulu ve sınava hazırlığı tek çatı altında topladığı için işlerini kolaylaştıran bir kurum. Temel liseler, sınav odaklı sistemin gençler üzerinde yarattığı baskının en net görüldüğü okul türlerinden biri. Sınavın eğitim sistemini nasıl yönlendirdiğinin de kanıtı.

“Almanca sınavda ne işime yarayacak?”

Asya Şimşek, Özel Sentez Temel Lisesi 12. sınıf öğrencisi. 11. sınıfın ikinci döneminde okuduğu Anadolu lisesini bırakıp temel liseye geçiş yapmış:

“İyi puanla girdiğim bir Anadolu lisesiydi. Almanca da öğreniyorduk. İyiydi ama sınavda bana Almanca, beden, resim sormayacaklar ki! 9 ve 10. sınıfta dil dersleri, beden, müzik iyi ama sonraki sınıflarda gerek yok. Hem okulum ağır bir okuldu, istediğim gibi sınava hazırlanamazdım. Tıp fakültesini hedefliyorum. Burada öğretmenler asla ‘hayır’ demiyor. Her sorumuza cevap veriyorlar. Test çözüyoruz, etüt yapıyoruz. Temel lise daha iyi ama fiziksel koşulları daha iyi olmalı. Bahçesi olsa mesela.”

“Test çözeyim yeter”

Okul türü fark etmiyor, özellikle 11 ve 12. sınıfa gelmiş öğrencilerin ortak kaygısı sınav. Sevda Bektaş da Anadolu imam-hatip lisesinden Sentez Temel Lisesi’ne geçmiş:

“Kuran-ı Kerim ve Arapça derslerini de seviyordum ama sınavda çıkmayacak ki. Diş hekimi olmak istiyorum. Temel liselerin fiziki koşullarına da odaklanmıyorum. Boş vaktim olsun, test çözeyim yeter. Buna mecburuz rakiplerimiz var. Hem imam-hatip lisesine hem üniversiteye hazırlık kursuna bir arada gitmek çok zorlayacaktı. Onun için böyle bir tercih yaptım. Memnunum.”

“Ama eğitim ve öğrenme sınavdan ibaret ya da sınav için değil ki” deyince ise iki öğrenci de aynı cevabı veriyor: “Eğitim sistemimiz bu şekilde. Düşüncemizde değil, sistemde sıkıntı var.”

“Okulla dershane arası bir yer”

Liseye temel lisede başlayan öğrenciler de var. Onlardan biri Neba Muhammad. Eğitim Bilimleri Temel Lisesi’ndeki üçüncü senesi, 11. sınıfa gidiyor. Neden liseye bu kurumda başladığını şöyle anlatıyor:

“Denizcilik meslek lisesini kazandım. Ama meslek lisesine gitmek istemiyordum. Buraya dershane iken geliyordum. 9. sınıftan itibaren okul olarak da buraya başladım. Bazen sıkıcı olabiliyor, hava alabileceğimiz bir yer yok. Ancak danışman hocalarımız çok yetenekli, en ufak bir sıkıntımızda yanımızdalar. Burası okul mu dershane mi derseniz, ikisinin arasında bir yer bence.”

“Keşke yeteneğimize göre eğitim alsak”

  1. sınıf öğrencisi Barış Aktaş da kazandığı Anadolu lisesi kalabalık olduğu için ailesinin de yönlendirmesiyle temel liseye başlamış. Memnun, sosyal açıdan açıkların da kapatılmaya çalışıldığını anlatıyor. Ona göre mesele, temel lise ya da başka bir okul türü değil. Mesele eğitim sistemi:

“Hangi liseye gidersen git son iki sene sınava hazırlıkla geçiyor. Sistemin en kötü yanı 12. sınıfta hayata dair bir şey yaşayamıyorsun. Hayatının bir senesini veriyorsun. Sistem baştan yanlış, yeteneğimiz neyse onu okumalıydık. Her öğrenci ilgi ve yeteneğine göre eğitim alabilmeli, ona göre üniversiteyi hedeflemeli. Bizde herkes istese de istemese de aynı sınavdan geçiyor.”

Temel liseden mezun olup bir üniversiteye yerleşenlerden kimi geriye dönüp baktığında “Kendimi lise okumuş gibi hissetmiyorum” diyor. Kimi ise “Var olan seçenekler arasında yine de en iyisi buydu” diyor.

“Temel lise bir şey katmıyor, sende olanı iyi işliyor”

Okuduğu Anadolu lisesini 10. sınıftan sonra bırakıp temel liseye geçen Ata Uçar, şimdi Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okuyor. Temel liselerle ilgili şu tespiti yapıyor:

“Temel liselerden katkı alacak öğrenci önceden de akademik anlamda iyi olmalı. Sana bir şey kazandırmıyor çünkü. Ancak sende olanı iyi işliyor. Sende bir şey yoksa geçmiş olsun. Bilgiyi veriyor, geçiyor. Sınıflar da seviyeye göre dershanedeki gibi.”

Uçar’ın anlattıkları bazı okulların not verme ve devamsızlık yapma hakkı konusunda ‘toleranslı’ olduğunu da gösteriyor:

“Sınav sistemi değil eğitim sistemi değişsin”

“Önce bir yıl İzmir’de bir temel lisede okudum, son sınıfı da İstanbul’da bir temel lisede tamamladım. İzmir’de resim, müzik dersi de öğretmenleri de yoktu. Gerçekten sıkılıyorsunuz. 12. sınıfta da sınavlara girmek dışında okula gitmedim. Dışarıdan özel ders almak daha mantıklı geldi. Kafamdaki şey ‘Okula gitmeyeyim, kimse beni yok yazmasın, ben olabildiğince test çözeyim’di. Çok devamsızlık yaptım. Hiçbir şey demedi okul. Sınavlarda da cevap anahtarını veriyorlardı. Ben de gittiğim özel kursta sabahtan akşama sınava hazırlanıyordum. Temel lisenin bana kazandırdığı serbestlik eksiklerimi kapatma şansı verdi sadece. Oysa lise kişisel gelişim için en önemli yer.”

Uçar, sınav kaygısının ve baskının eğitimi de yönlendirdiğini belirterek, “50 kere sınavı değiştireceklerine bir kere sistemi değiştirsinler” diyor.

Antakya’daki temel liselerden birinden mezun olan Ozan Tatar mühendislik okuyor. Anadolu lisesine puanı yetmediği, meslek lisesine de gitmek istemediği için temel liseye gidenlerden. “Alternatiflere baktığımda keşke başlamasaydım temel liseye demedim” diyor. “Eğitim değil de öğretim vardı, bunu da herkes böyle kabullenmişti” diye anlatıyor:

“Temel liseye giden biri çok çalışmalı. Çok fazla derine inilmeden yüzeysel konu anlatımı ve soru çözümü oluyordu. Sınavlarda da ne kimse sınıfta kalsın ne de herkes aynı notu alsın diye düşündükleri için ortalama sorular soruyorlardı.”

İlayda Akça, Okan Üniversitesi’nde tam burslu olarak hukuk okuyor. Lise son sınıfı temel lisede okuyanlardan. O dönem kendini seçim yapmak zorunda kalmış olarak tanımlıyor:

“Dershaneler kapatılınca sadece okulla sınava yönelik çalışma yapamayacağımızı düşündük. Okul konuyu, dershaneler test tekniğini öğretiyordu. Okul puanı üniversite sınavındaki puanımıza ekleniyor. Temel lisede 12. sınıf dersleri, sınavları kolaydı, yüksek puan alınabiliyordu. Bu yüzden de seçtik. Sistem sürekli değişiyor ve farklı yerlere savuruyor bizleri. Eğitim sisteminde de sorunlar var. Edebiyatı çok severdim sınava hazırlanırken, bu bilgilerin de işime yarayacağını düşünürdüm. O kadar ilgi duymama rağmen bilgileri şimdi hatırlamıyorum. Çünkü sınav için ezberlemiştim, hayat için değil. Anı kurtarmak için eğitim alıyoruz.”

Aileler de sınıfların ortalama 15 kişi olmasını, çocuklarının okuldan sonra bir de kursa gitmeyecek olmasını avantaj görüyor.

“Sınava hazırlığı da okulda hallediyor”

Eskişehir’den veli Z.İ “Oğlum, haftada iki gün özel ders alıyor. Hafta içi her gün ve cumartesi de öğleye kadar temel liseye gidiyor. Derslerden sonra etüt, cumartesi günleri de deneme sınavı var. Yoğun ama hepsini okula gittiğinde hallediyor. Rehberlik hizmetinden de memnunum” diyor.

Bir diğer veli Özgür Akça ise “Özel okula yollasak, ücret açısından ne kadar uygun olursa olsun bir de dershane kısmı olacaktı. İkisini birleştirip bir okul fiyatına gönderebilirsiniz. Sınava odaklı sistemi değiştiremezsiniz temel lisenin olup olmaması önemli değil. Temel lise gider, okul kurs gelir” diye konuşuyor.

Öğretmenler ise temel liselerin lise mezunu sayısını artırdığı görüşünde. İstanbul’daki bir lisenin öğretmenler odasında sohbete oturuyoruz. Öğretmenler isim vermeden anlatıyor:

“Temel liseler sınava hazırlanmak için gelen öğrencilerin yanı sıra liselerde tutunamayacak öğrencileri de okullu, diplomalı yapıyor. Başka okula gitse belki bırakacak, akademik anlamda da yetersiz. Bazı temel liselerin 9 ve 10. sınıf öğrencilerinin potansiyeli düşük. Millî Eğitim müfredatını hızlı şekilde anlatıyoruz. Kolay zaten. Devlet okullarında aşırı gereksiz ayrıntıya giriliyor. 12. sınıflarda verdiğimiz eğitim tamamen dershane formatında. Velinin de öğrencinin de isteği bu. Dershane mantığı için gönderiyor.”

Öğretmenlerin çalışma saatleri uzun. Sabah 08.00, akşam 18.00 okuldalar. Cumartesi günleri de çalışıyorlar, etüt ve deneme sınavları oluyor. Öğretmenler, özel okula dönüşemeyen ve kapanan temel liseler olursa işsiz kalmaktan korkuyor. Ancak çalışma koşullarının ve okul şartlarının da düzenlenmesini ve daha sıkı denetlenmesini istiyorlar.

Temel liselerden bazılarının müdürleri “Burası dershanelerin devamı” diye tanımlıyor okulları, kimi ise “Özel okulculuk yapıyoruz” diyor. 2019’da kapanacak olsa da okulların pek çoğu 9. sınıfa kayıt alıyor. Bir yandan da özel okula dönüşmek için arsa ya da bina arayışındalar.

İstanbul’daki temel liselerden birinin müdürü adını vermeden şunları söylüyor:

“Bizden yabancı dil, beden dersi beklemeyin!”

“Apartman okul, çarpık eğitim sistemimizin ortaya çıkardığı bir şey. Elimizden geldiği kadar öğrencileri sosyal anlamda desteklemeye çalışsak da imkânlar kısıtlı. Bizden yabancı dil eğitimi, bahçede beden dersi beklemeyin diye söylüyoruz. Şu anda temel liseler çok ciddi bir açığı kapatıyor. Profilimiz de TEOG’da istediği okulu kazanamayan öğrencilerden oluşuyor. Özel okullara teşvik de veriliyor. Bunun üzerine de aile kendi ekliyor. 10 ay boyunca 700 TL taksitle çocuğunu okutuyor. Bu kadar masrafı devlet okulunda da yapacak zaten. Sınava da hazırlık olduğu için bizi tercih ediyor. Danışmanlık sistemimiz var. 15 günde bir veli aranıyor, bilgilendiriliyor.”

Özel okula parası yetmeyen temel liseye

Sentez Temel Lisesi kurucularından Mehmet Uslu, “9 ve 10. sınıflarda okulculuk, 11 ve 12. sınıfta buna ek olarak sınava hazırlık yapıyoruz” diyor.

15 bin TL ve üstü ücreti olan özel okullara parası yetmeyenlerle devlet okullarında çocuklarını okutmak istemeyenlerin temel liseleri seçtiğini anlatıyor:

“Temel liseler Türkiye genelinde 6-15 bin TL arasında. Üniversiteye hazırlanırken zaten 6-10 bin TL harcanıyor. Şimdi bu parayı hem okul hem hazırlık için veriyor. Veli memnun. Neredeyse fen liselerinden sonra en çok üniversite kazandıran okul türü temel liseler. Biz resim, müzik yapıyoruz. Beden dersi içinde yakındaki bir spor salonu ile sözleşme yaptığımız oldu.”

Kent liseleri!

Uslu “Okula da dönüşsek eğitim sistemiz böyle devam edecek” diyor. Onun bu dediğini Tüm Özel Öğretim Kurumları Derneği (TÖDER) Yönetim Kurulu Üyesi ve Final Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Taşel ise kent liseleri olarak tanımlıyor:

“Bizim üyelerimizin bir çoğu bu modeli bahçe ihtiyacını karşılayarak kent liseleri olarak devam ettirecekler. 250 metrekare bahçeye 250 kontenjan veriliyor. Final Eğitim Kurumları’nda 150 temel lise vardı. 25’i şimdiden okula dönüştü. Final Akademi Anadolu Lisesi denecek. Biz bu işi bırakmayacağız, faydalı bir model.”

Satranç, yüzme ve basketbol şampiyonu olan temel liseler de olduğunu anlatan Taşel, “Temel liseler dershane gibi hizmet veriyor eleştirisi söz konusu olamaz. Sınava hazırlanmaya ihtiyaç varsa öğrenciler bunu karşılayacak. Devlet okulları da özel okullar da  aynı durumda. Öğrencilerine kurslar veriyorlar” diye konuşuyor.

“Temel liselerin süresi uzatılabilir”

Taşel, devamsızlığın daha fazla yapılması, fazladan not verilmesi gibi olayları temel liselere bağlamamak gerektiğini, başka okullarda da olabileceğini söylüyor. 300 temel lisenin denetlendiğini anlatan Taşel, “Birkaç istisna var” diyor. Öte yandan temel liselerin süresinin de uzatılacağı görüşünde.

Temel liseleri, 1000’den fazla özel okulun üye olduğu Türkiye Özel Okullar Derneği’ne (TÖZOK) de sorduk. Dernek Başkanı Nurullah Dal, geçiş sürecinde öğrenci ve velilerin mağduriyet yaşamaması için temel liselere mevzuat uygulamalarında esneklik tanındığını anlatarak, “Temel liselerde uygulanan programlarla Anadolu lisesi statüsündeki özel okullarda uygulanan eğitim programları ve haftalık ders dağıtım çizelgelerinin işleyişte farklı olduğu zaten biliniyor. (Bazı okullarda resim, beden, müzik gibi dersler programda olsa da uygulanmıyor) Nelerin olumlu katkı sağladığını veya olumsuz etkide bulunduğunu söylemek için kapsamlı araştırmalar gerektiriyor” diye konuşuyor. Dal, geçiş döneminde dershane binalarının temel lise olarak kullanılmasına izin verilmesinin, Anadolu lisesi statüsünde, müstakil binalarda eğitim veren özel okullarda pek sıcak karşılanmadığını, ancak konuya sağ duyuyla yaklaşan özel okul sektöründe sert bir tepki görülmediğini de ekliyor sözlerine.

MEB: Not şişirdiği için ceza alan temel liseler var

Millî Eğitim Bakanlığına da temel liseleri nasıl konumlandırdıklarını, dönüşüm sürecini ve denetim mekanizmasını sorduk. Millî Eğitim Bakanlığı yetkilileri,  temel liselerin 2018-2019 eğitim öğretim yılı sonunda özel okula dönüşmeleri gerektiğini vurguladı. Yetkililer temel liselerin okul olarak faaliyette bulunmasının yanı sıra yönetmelik gereği lise ve dengi okul mezunlarına bilim grubu programı da uygulayabildiğini söyledi.  

Yani temel liselerde Türk Dili ve Edebiyatı, matematik, fizik, kimya, biyoloji, tarih, coğrafya, felsefe alanlarında kurs da verilebiliyor.

Öte yandan bakanlık temel liselerin de diğer tüm özel okullar gibi denetime tabi tutulduğunu hatırlatarak, mevzuata uymadığı için ceza alan okullar olduğunu da söyledi:

Ceza 8 bin TL

“Yapılan denetim veya soruşturma sonucunda not şişirme veya mevzuata aykırı uygulamaları tespit edilenlere yasal işlemler yapılıyor. Not şişirildiği için incelemesi devam eden özel temel liseler olduğu gibi asgari ücretin beş katı idari para cezası verilen özel temel liseler de bulunuyor.”

 

“Sınava hazırlıkta gelire dayalı eşitsizlik sürüyor”

Eğitim Reformu Girişimi Politika Analistimiz Yeliz Düşkün ise temel liselerin özel okula dönüşse de üniversiteye hazırlık ihtiyacını karşılamaya devam edeceğini anlatarak, “Üniversiteye geçişte dershaneye olan ihtiyacı ortadan kaldıran bir değişiklik yaşanmadan dershanelerin kapanması bu anlamda bir boşluk yarattı” diyor.

Temel liselere giden çocukların özel okullara verilen teşvikten yararlanabilmesinin de talebi artırmış olabileceğini anlatan Düşkün, üniversiteye hazırlıkta gelire dayalı eşitsizliğin sürdüğüne de dikkat çekiyor:

“Temel liselerin kurulmasıyla ilk defa özel okul ücretleri düştü. Ayrıca devlet tarafından ödenen teşvikler de bulunuyor. 2017-18 eğitim öğretim yılı için temel liseye giden ya da gidecek olan toplam 24 bin öğrenci için toplamda 88 milyon 320 bin TL teşvik ayrılmış durumda. Bu da öğrenci başına 3 bin 680 TL ediyor. Ancak bu, ‘temel liseler herkes için erişilebilirdir’ demek değil. Temel liseler, üniversiteye hazırlık konusunda var olan gelire dayalı eşitsizliği ortadan kaldırmıyor. Kamu kaynaklarından özel okullara harcanan teşviklerinse eşitlik perspektifinden yeniden gözden geçirilmesi gerekir. Teşviklere erişim tüm çocuklar için mümkün olmadığından uygulama eşitlikçi değil.”

Düşkün’e göre, temel lise meselesi, eğitimin üniversiteye geçiş sisteminden ne denli etkilendiğinin de uç bir örneğini oluşturdu. Bu nedenle  2018-2019 eğitim öğretim yılının sonunda nasıl bir yol izleneceği oldukça önemli.

 

“Bilgiyi yaşamda kullanan, eleştirel düşünen bireylere ihtiyaç var”

Düşkün, sınav odaklı sistemin dayatmalarına karşın olması gereken sistemi ise şöyle tarif ediyor:

“Lise çağının daha iyi bir rehberlik sistemiyle desteklenmesi ve öğrencinin yapabilirliklerini ve iyi olma halini aynı anda destekleyen eğitim ortamlarının kurulması üniversiteye geçişte daha olumlu etkiler yaratabilir. Çocukların sınava hazırlık dışındaki gereksinimlerini geri planda bırakmayan, örneğin matematiği ve fen bilgisini gerçek yaşam koşullarında kullanabilen, eleştirel düşünen bireyler olmalarına yardımcı olacak bir eğitim anlayışının benimsenmesine gerek var.”