Eğitime 5 Dakika | Mültecilerin Eğitimi

Eğitime 5 Dakika | Mültecilerin Eğitimi

Türkiye, Orta Doğu’daki Suriyeli mülteci nüfusun yarıdan fazlasına, 2,9 milyonu aşkın Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor. Bu neredeyse Arnavutluk’un toplam nüfusuna eşit.

Türkiye, geçtiğimiz altı yılda güvenliğe ve temel gereksinimlerinin karşılanmasına ihtiyaç duyan bu nüfusa takdire değer bir destek verdi.

Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri dönmeleri yakın vadede çok olası görünmüyor. Bu bağlamda, geçtiğimiz birkaç yıldır, mültecilerle ilgili söylem ve politika önerilerinin odağı uzun dönemli gelişmeyi ve entegrasyonu da içerecek şekilde genişledi.

Türkiye’de okul çağında yaklaşık 850.000 Suriyeli çocuk bulunuyor. Bu çocukların Türkiye toplumuna barışçıl entegrasyonunda nitelikli eğitime erişimin artırılması kritik. Bu yalnızca “kayıp nesil” tehlikesini önlemek için değil, aynı zamanda Türkiye’nin sosyal ve ekonomik kalkınması için de önemli.

Ancak, Türkiye’de mülteci olmayan ama mültecilerin yaşadığı problemlerin benzerlerini yaşayan çocuklar da bulunuyor. Bu yüzden, mültecilere yönelik geliştirilecek eğitim politikalarının, hem mülteci hem de Türkiyeli çocukların tamamının etnik ve sosyoekonomik farklılıklarını göz önüne alan kapsayıcı bir eğitim çerçevesine oturtulması gerekiyor.

Peki kapsayıcı eğitim nedir? Kapsayıcı eğitim, cinsiyet, etnik köken, dil, din, yerleşim yeri, sağlık durumu, sosyoekonomik durum gözetmeden, bütün çocukların gereksinimlerine yanıt veren eğitimdir. Barış içinde ve bir arada yaşamanın desteklenmesinde kritik önem taşır. “Mülteci krizi” bize çocuk ayırmadan herkes için daha kapsayıcı bir eğitimin gerekliliğini gösteriyor.

ERG’nin “Bir Arada Yaşamı ve Geleceği Kapsayıcı Eğitimle İnşa Etmek” başlıklı raporu, hem Türkiye’de doğmuş hem de Türkiye’ye mülteci ve sığınmacı olarak gelmiş bütün çocukların nitelikli eğitim almasını sağlayacak bir “kapsayıcı eğitim çerçevesi” sunuyor.

Bu çerçevede, eğitime erişimi artırmaya, öğretim programını ve pedagojiyi iyileştirmeye, eğitim yönetişimini güçlendirmeye yönelik kamu politikası seçeneklerini kısaca özetliyor. Bunun yanı sıra, makro düzeyde uygulanan kapsayıcı eğitim politikalarını destekleyici çalışmalar yürüten, aile ve şirket vakıfları gibi görece daha esnek sivil toplum kurumları için bütüncül bir kapsayıcı eğitim yaklaşımı ve eylem planı çerçevesi öneriyor.

Bir arada yaşamı sağlamada ve aidiyet hissinin gelişmesi için eğitim vazgeçilemez bir unsur. Ancak, kapsayıcı yaklaşım yalnızca okullarla sınırlı değil; yaşamın tüm alanlarını kapsamalı.

Bu yaklaşım, kamu politikaları ve sivil toplum müdahalelerinin yalnızca mülteci nüfusun Türkiye toplumuna nasıl entegre edilebileceğine değil ev sahibi toplumlara da odaklanmalı. Bu, barış ve bir arada yaşama değerlerini savunan kolektif bir bakışı, farklı sektör ve kurumları kapsayan bütüncül bir yaklaşımı, kamusal, özel, sivil kurumlar ve ilgili bireylerin etkin koordinasyonunu gerektiriyor.