Süpermen’in TEDxKoçUniversity Buluşması

Süpermen’in TEDxKoçUniversity Buluşması

Barış Özkaranfil, ERG Stajyeri
 
25 Ekim (2014) Cumartesi günü Koç Üniversitesi Kurucular Salonu’nda düzenlediğimiz etkinlik, pek çoğumuzda olduğu gibi benim açımdan da bir ilki gerçekleştirmiş olmanın verdiği mutlulukla hayat kayıtlarıma geçti. Teknoloji, eğlence ve dizayn  kelimelerinin kısaltması olarak serüvenine başlayan TED, dünyada milyonlarca insana umut veren bir yapı haline dönüştü.

Sosyal bilimler üzerine çalışan bizler için motivasyon, gerekliliği tartışılmaz bir olgu. Şu an ERG’de yaptığımız çalışmalarla insanların hayatlarına dokunuyor olsak da, bu geri dönüşleri görebilmek, temel bilimlerle uğraşan birinin işinin sonucunu görmesi kadar kısa olmuyor. Böylesi gereklilikler sonucu ortaya çıkan TEDxKoçUniversity, “Geçmişi anlamak, bugünü analiz etmek için önemlidir; bu analiz ise geleceği tahmin etmek ve iyileştirmek için bir güç haline gelir. Geleceğe ışık tutma gücünü ise en iyi ‘el feneri’ sembolü ile görselleştirebileceğimize inanıyoruz” ilkesiyle yoluna çıktı.

Pencereler ve El Fenerleri

Öngörü, Öğren, Sosyal Etki ve Krea(k)tif konu başlıklarından oluşan etkinlikte, konuşmalar sırasında pek çok insanın farklı deneyimlerini görüp, geliştirdikleri iyi örnekleri yaymanın gerekliliğinin farkına varmış olduk. Etkinliğin benim açımdan en ilgi çekici kısmı, yaşama bakışımı etkilediğinden Öğren başlıklı oturumdu. Bu konu etrafında eğitime el feneri tuttu konuşmacılarımız. Eğitim üzerine yapılan çalışmalar ve eğitimin niteliğini toplumun her kesimi için artırmaya yönelik harcanan emek, her zaman değerli bir yere sahip olmuştur gözümde. Bu oturumda konuşan ERG Direktörü Batuhan Aydagül, neden böyle bir yol seçtiğini ve eğitimin ona açtığı pencereleri gösterdi bizlere. Konuşmasında dikkat çeken bir iki nokta ise şu şekildeydi: “Eğitim üzerine okumak ve kendimi geliştirmek istiyorum dediğimde kimse desteklemedi, neyse ki inancımı yitirmemişim. Hayatta tutkuyla yapılabilecek bir işin olmasının dayanılmaz hafifliği, gerçekten tutkuyla bir iş yapmak bambaşka. İyi bir eğitim, size zihninizde daha önce olmayan yeni pencereler açar, nitelikli bir eğitimin tanımı benim için budur.”

Batuhan Aydagül’ün bahsettiği, aslında hepimizin sürekli sorgulaması gereken ve üzerine kafa yormamız gereken konular. Evet, hepimiz herkes için kaliteli eğitim isteriz, ancak bunu nasıl elde edebileceğimizi düşünmek ve aslında sorunun en temelinde yatan meseleyi, yani sorgulayan bireyler yetiştirmek ve sorgulayarak hayatımıza nasıl el fenerleri tutacağımızı unutmamak gerekiyor. Benim eğitim anlayışım budur, sorgulayan bireylerin yetiştiği nesilleri gördüğüm an dünya serüvenim bitebilir.

Modern insanın çok karakterli ve çok farklı işi aynı zaman zarfında yapıyor oluşunu disiplinlerarası çalışmalar olarak yorumluyoruz. Konuşmacılarımızdan Atölye İstanbul ise bu konuda şöyle diyor: “Disiplinlerarası işbirliği, ışık dalgalarının prizmadan yansıyıp tek renk olması gibi çok önemli.” Etkinliğin en dikkat çekici konuşmacılarından biri ise Sırt Çantalı Stajyer Mark van der Heijden idi. Kendisini, deneyimlerini dolaşarak aktarmaya ve maddesel beklentileri bir kenara bırakıp hayatını insan tanımaya, değiştirmeye adamış bir karakter. Hayallerimizin peşinden ayrılmamamız gerektiğini ise şu şekilde aktardı: “Wanderlust” gezmek için duyulan istek demektir. Ben de sonunda tüm dünyayı gezebileceğim bir iş buldum!” Yaşadığımız evrende zaman o kadar kısıtlı ki sevmediğimiz işleri yapıp ömür boyu mutsuzluğu seçiyor olmamız, biz insanların sorgulaması gereken bir konu. Belki hepimiz Mark gibi şanslı olmayacağız, yine de kendimizden farkında adımlar atmamız iyi sonuçlar getirecektir.

Bir gün boyunca süren etkinliklerden geriye kalan, insanların paylaşımları ile başarılarını, tutkularını, heyecanlarını diğerlerine aktarabilmesi. Yazının en başında da belirttiğim gibi bu motivasyonu birlikte sağlamalıyız. Yakın zamanda izlediğim “Süpermen Çinko Getir” isimli kısa belgeselde geçen hikaye ile benzer noktalar buldum bu etkinlikte, orada da denildiği üzere paylaşmak zor olmamalı aslında dünyada altı kişiyiz. Ben, sen, o, biz, siz, onlar… Daha güzel bir dünya kurma ümidiyle.

 

Bu blog yazısı ERG’nin görüşlerini yansıtmaz. Sorumluluk blog yazarlarına aittir.