Sınıf Anneliğinden Sınıf Öğretmenliğine

Sınıf Anneliğinden Sınıf Öğretmenliğine

Al Jazeera Türk, Umay Aktaş Salman

2014-2015 eğitim yılı pek çok okulda ücretli öğretmenlerle kapandı. Sınıf öğretmenliği gibi uzmanlık gerektiren bir alanda sosyolog da var, su ürünleri mühendisi de…

İstanbul Esenyurt’daki kalabalık okullarından biri … 1-P sınıfı derste. Sınıf öğretmenleri su ürünleri mühendisi. 2-N sınıfında da aslında sosyolog olan bir öğretmen ders anlatıyor. Onlar Türkiye’de eğitimini almadığı halde işsiz oldukları için öğretmenlik yapan binlerce kişiden sadece ikisi. Özveriyle çalışmalarına karşın kendileri de “Keşke böyle olmasa, herkes kendi uzmanlık alanında çalışsa. Bunun zararı en çok çocuklara” diyor.

2014-2015 eğitim – öğretim yılı 12 Haziran’da sona erdi. Pek çok sınıf eğitim yılını ücretli öğretmenlerle kapattı. Türkiye’de yaklaşık 900 bin öğretmen var. Öğretmen açığı 116 bin. Açığın bir kısmı, ders saati karşılığı maaş alan, lisans ve ön lisans mezunlarıyla yani ücretli öğretmenlerle kapatılıyor.

İşsiz üniversiteliler ücretli öğretmen

MEB’in 2013-1014 eğitim yılı rakamlarına göre 50 bini ücretli öğretmen var. Türk Eğitim Sen’in Şubat ayı verilerine göre ise 69 ilde 71 bin 960 ücretli öğretmen çalışıyor.

Sendikanın yaptığı araştırmaya göre, ücretli öğretmenlerin 28 bin 178’i eğitim fakültesi mezunu, 30 bin 32’si lisans mezunu, 12 bin 697’si iki yıllık meslek yüksek okulu mezunu.

İstanbul 15 bin 902 öğretmenle en çok ücretli öğretmenin çalıştığı il. Şehrin sosyo ekonomik düzeyi düşük ilçelerinde ve mahallelerindeki okullarda ücretli öğretmen sayıları artıyor. Öğretmenler kimliklerini açıklamak istemediği için ismini yazmadığımız İstanbul Esenyurt’taki ilkokulda da 80 öğretmenden 10’u ücretli. 6’sı sınıf, 4’ü engelli çocuklara eğitim veren özel eğitim öğretmeni. Özel uzmanlık gerektiren iki önemli alanda ücretli öğretmenler çalışıyor. Bunlar arasında eğitim fakültesi mezunu olup atanamadığı için ücretli öğretmenlik yapanlar da var. Alan dışından olanlar da.

Oğlunun okuluna öğretmen oldu 

N.Ü ve D.F  onlardan ikisi. N.Ü, 2006 yılında Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Bölümü’nden mezun oldu. N.Ü’nün ilginç bir hikâyesi var. Çünkü o sadece okulun öğretmeni değil, aynı zamanda velisi. Oğlu da aynı okulda birinci sınıf öğrencisi. Sınıf annesiyken sınıf öğretmeni oldu.

Öğretmenleri doğum iznine gidince öğretmensiz kalan 1-P sınıfının öğretmeni N.Ü oldu. Mezun olduğu alanda bir süre çalıştıktan sonra işsiz kalan N.Ü, manevi olarak bu işi yaptığını, maddi açıdan bir getirisi olmadığını söylüyor:

 “Oğlum da bu okulda. Onun sınıfının da sınıf annesiydim. Okulla irtibatım vardı. 1-P öğretmensiz kalınca, gönüllü oldum. Zaten iki ve dört yıllık fakülte mezunları ücretli öğretmenlik yapabiliyor. Bir şeyler öğretmeyi ve çocukları çok seviyorum. 44 kişilik bir sınıfım var. Çocuklara bir şeyler verebildiğimi düşünüyorum. Çok güzel gelişmeler yaşandı sınıfımda.”

‘Keşke şartlar böyle olmasa ama…’ 

Önce ‘veli öğretmen oldu’ diye kendine önyargılı yaklaşıldığını anlatan N.Ü, öğretmenlik yapabilmek için gerekli olan formasyon eğitimini alabilmek için araştırmalar yaptığını da söylüyor:
“Keşke şartlar böyle olmasa . Sınıf öğretmenliğini bu işin eğitimini alan kadrolu öğretmenler yapsa ya da ücretli öğretmen çalıştırıyorlar, bari hizmet içi eğitim verseler. “

‘En çok öğrencilerin zararına oluyor’

D.F ise 2013 yılında Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun oldu. Geçen sene başka bir okulda üçüncü sınıfları okuttu. Bu yıl ise ilkokul ikinci sınıfları okutuyor. Kendisi için geçici bir süreç bu. Bu geçici durumun  en çok öğrencilerin zararına olduğunu düşünüyor:

“Okuttuğum sınıfın öğretmenin tayini çıkmış ve gitmiş. Öğrencilere yaşama dair bir bakış açısı kazandırmak istiyorum. 48 kişilik bir sınıfım var. Sınıf öğretmenliği çok temel bir alan. İlkokulda bir şeyler verebiliyorsanız, çocuk daha sonraki eğitim hayatında bunun üstüne koyuyor. Ücretli öğretmenler sık sık değişiyor. Çocuklar tam öğretmene alışıyor , bu kez başka bir öğretmen geliyor.”

Sistemi eleştiren D.F, üniversite mezunu olmanın öğretmenlik yapmak için yeterli olmadığını belirterek, “Bu kadar basit olmamalı. Bu kadar öğretmen açığı varken, atanamayan öğretmen varken bizlerin bu işi yapması saçma. Ben de işimi yapmak istiyorum, öğretmenliği de bunun eğitimini alanlar yapsın” diye konuşuyor.

800 TL maaş 

Ücretli öğretmenlerin çalıştığı şartlar da sıkıntılı. Kadrolu öğretmenlerle aynı işi yapmalarına karşın çok daha düşük ücret alıyorlar ve aynı sosyal haklara sahip değiller. Girdikleri ders başına para alan öğretmenler ayda 800-1200 TL arasında kazanabiliyor. Yaz tatilinde maaş almıyorlar. Sigortaları ise sadece çalıştıkları gün kadar yatıyor.

Eğitim Reformu Girişimi (ERG) Direktör Vekili Işık Tüzün de, ücretli öğretmenlerin okullarda hor görülerek çalıştığını söylüyor. Ücretli ve kadrolu öğretmen arasındaki farkları Tüzün şöyle anlatıyor:

“Ücretli ve kadrolu öğretmenler arasında eğitimden okul içindeki statüye mesleki gelişim olanaklarına erişimden maaşa pek çok boyutta önemli farklılıklar var. Öğretmenlik eğitimi almadan, daha düşük ücretle, okul içinde hor görülerek ve ikinci sınıf öğretmen muamelesine tabi kalarak ve mesleki gelişim etkinliklerine erişmeden faydalı olmak elbette ücretli öğretmenler için hiç kolay değil.”

‘Temel becerileri kazanmadan sınıf geçiyorlar’

Tüzün ücretli öğretmenlerin öğrenci için pek çok dezavantajı olduğunu da vurguluyor:

“Ücretli öğretmenlerin çoğunluğu bir eğitim – öğretim yılını bile tamamlamadan okuldan ayrılıyorlar. Öğrencilere faydalı olmalarına yardımcı olacak ilişkiyi oluşturmak için yeterli süre okulda kalmıyorlar ve çoğunluğunun zaten böyle bir motivasyonu da yok; çünkü geçim derdi ve KPSS hazırlığı en birincil öncelikleri. Öğrenciler sık sık öğretmen değiştirirken, en temel becerileri bile elde edemeden eğitim kademlerinde ilerliyor. Zaman içinde okuldan ve eğitim hayatından kopuş başlıyor.”

Tüzün’e göre Türkiye’de ücretli öğretmenliğin ortadan kalkması için öğretmen deviniminin azalması gerekiyor. Bunun için özellikle zor koşullarda bulunan okullardaki öğretmenleri bu okullarda tutabilecek teşviklerin yaşama geçirilmesi gerektiğini söylüyor.