Önümüzde ‘Fırsat Penceresi’ Var, Bir Vizyon ve Seferberlikle Eğitimde Önemli Avantaj Sağlayabiliriz

Önümüzde ‘Fırsat Penceresi’ Var, Bir Vizyon ve Seferberlikle Eğitimde Önemli Avantaj Sağlayabiliriz

Radikal, Radikal Fikir Platformu Eğitim Grubu

Türkiye, önümüzdeki 20 yıl içerisinde kaçırmaması gereken bir ‘fırsat penceresi’ ile karşı karşıya. Demograflar Türkiye’nin genç nüfusunun 2000 ile 2025 arasında mutlak olarak önce duracağını, bir dönem sonra ise hem mutlak olarak, hem de toplama oranla azalmaya başlayacağını öngörmekte.

Açıkçası Türkiye 2025 yılından sonra genç nüfuslu bir ülke olmaktan çıkacak.

Önümüzdeki 20 yılın diğer bir önemi, hemen hepsi daha yaşlı bir nüfus yapısına sahip AB ülkeleriyle demografik karşılaştırmalarda ortaya çıkmakta. 2015 yılında AB ülkelerinde 15 yaş ve altı nüfusun toplam nüfusa oranının yüzde 15, Türkiye’de ise yüzde 25 dolayında olması beklenmekte. Bu durum, özellikle eğitimde gerekli politikalar uygulandığı takdirde, ülkemize önemli avantajlar sağlama potansiyeline sahip.

O halde Türkiye’nin 2000 ile 2025 yılları arasındaki ‘fırsat penceresi’ni etkin biçimde değerlendirmesi, eğitim çağındaki nüfusun nitelikli eğitimiyle mümkün olabilecek. Dikkat edilirse demografik projeksiyonların yapıldığı 2000 yılından bugüne kadar yedi yıl geçmiş bulunmakta ve her geçen gün bu ‘fırsat penceresi’nin biraz daha kapanmasına neden olmakta. Bu nedenle önümüzdeki yıllarda partilerimizin ve işbaşı yapacak hükümetlerimizin eğitim sorununu bir ‘seferberlik’ aciliyeti içinde ele almaları, 1997’de sekiz yıllık eğitimle başlayan reform atağını hızlandırarak devam ettirmeleri gerekmekte, çünkü hızla alınması gereken yol hayli uzun. Bazı göstergeler verecek olursak:

  • İlköğretim çağındaki 10 çocuğumuzdan biri okula gitmiyor.
  • Ortaöğretim çağındaki iki çocuğumuzdan biri okula gitmiyor.
  • Beş kadından biri okuryazar değil.
  • BM’nin ‘Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne (Millennium Development Goals) 2015’te ulaşamayabiliriz.
  • Uluslararası öğrenci değerlendirme çalışmalarının hepsinde başarı listesinin en alt çeyreğindeyiz.
  • Eğitimde seferberliği başlatabilmek için bir vizyon çerçevesinde uzun ve kısa vadeli hedeflerin iyi tespit edilmesi ve bütün imkânların bir plan çerçevesinde sabırla uygulamaya konulması gerekmekte.
  • Bu vizyonun ana unsurlarının aşağıdaki gibi olması gerektiğine inanıyoruz: Eğitim sistemi birey ve toplumumuzu uluslararası veya küresel alanda rekabet edecek becerilerle donatacak ortamı sağlamalı.
  • Sorgulama, yaratıcılık, eleştirel düşünmeye teşvik ve saygı, insan haklarına duyarlılık, çoğulculuk bu vizyonun en önemli eksenleri olmalı.
  • OECD, Dünya Bankası, UNICEF gibi kuruluşların yaptığı karşılaştırmalı araştırmalar ülkemizde bir ‘fırsat eşitliği’ sorununa işaret etmekte.
  • Aynı araştırmalar temel ve ortaeğitimde önemli bir kalite eşitsizliği sorununa da işaret etmekte. Az sayıdaki bazı okullarımızın uluslararası standartlarda eğitim vermesine karşılık, okullarımızın çoğu bu standartları yakalayamadığından, öğrencilerimizin ortalama performansı karşılaştırmalı araştırmalarda çok gerilerde çıkmakta. Fırsat eşitliği çerçevesi içerisinde ‘herkese kaliteli eğitim’ ilkesi de hayati öneme sahip.

Kanımızca yukarıda ana hatları özetlenen vizyon çerçevesinde aşağıda tespit ettiğimiz 15 başlık uzun vadeli bir ‘seferberlik’ politikasının ana başlıkları olmalı. Ayrıca devletin tahsis ettiği kaynaklar söz konusu olduğunda önceliğin erken çocukluk eğitimi, temel eğitim ve ortaöğretimde olması gerektiğini düşünüyoruz. Aşağıda özetlenen 15 başlığın ilk beşini öncelikli görüyoruz ve yeni hükümetin bunları vakit geçirmeden bir ‘seferberlik anlayışı’ içinde ele alması gerektiğine inanıyoruz.

1. Öğretmenlere, yukarıda özetlenen vizyondan yana bireyler yetiştirmeleri için, gereken donanımın kazandırılması amacıyla, 2008-2012 yılları ‘Öğretmen Beş Yılı’ ilan edilmeli. Bu bağlamda öğretmenlerin statülerinin güçlendirilmesine, kaliteli insan gücünün eğitim sektörüne katılmasına, profesyonel gelişiminin sağlanıp eğitim sisteminde tutulmasına yönelik öğretmen politikaları, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerin de katılımıyla en geç iki yılda geliştirilip uygulama süreçleri başlatılmalı.
2. Beş-altı yaş arası çocuklarımız erken çocukluk eğitimi çerçevesinde 2008 yılında zorunlu eğitim kapsamına alınmalı.
3. Ortaöğretim zorunlu hale getirilmeli.
4. Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin öncelikli alanlar doğrultusunda daha verimli kullanılmasını sağlamak üzere gerekli düzenlemeler yapılmalı ve bütçe kademeli olarak artırılarak önümüzdeki beş yıl içerisinde merkezi yönetim bütçesinin yüzde 20’si hedeflenmeli.
5. Kız ve erkek tüm çocukların kaliteli ilk ve ortaöğretime ulaşabilmeleri amacına yönelik stratejik eylem planı 2008 yılı sonuna kadar hazırlanmalı ve bu amacı sağlamak üzere tüm sosyoekonomik, fiziksel ve cinsiyete dayalı engellerin kaldırılmasına yönelik ‘olumlu ayırımcılık’ politikaları oluşturulmalı.
6. Müfredat reformu, ders kitapları reformuyla birlikte yukarıda özetlenen eğitim reformu vizyonu çerçevesinde muhakkak gerçekleştirilmeli.
7. Öncelikle ilköğretim okullarında altyapı iyileştirilmeli ve okul yönetimlerindeki yaratıcı çözüm bulma potansiyelini harekete geçirebilmek amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden tespit edilecek bir tutar doğrudan okullara tahsis edilmeli. Bu kaynağın doğru hedeflere yönelik harcanıp harcanmadığının denetiminin, yöneticileri teşvik edici, özendirici ama kesinlikle bezdirici olmayan yöntemlerle yapılması, performansın ölçülüp değerlendirilmesi sağlanmalı.
8. Milli Eğitim Bakanlığı, merkeziyetçiliği azaltmak, yerel yönetim ve sivil toplum kuruluşlarının potansiyellerinden yararlanmayı gerçekleştirmek üzere yeniden yapılandırılarak esnek bir yapıya kavuşturulmalı.
9. Temel ve ortaöğretimde yabancı dil eğitimi, en az bir dil olarak, etkinleştirilmeli.
10. Meslek liseleri güçlendirilmeli ve çağdaş bir düzeye kavuşturulmalı. Bu amaçla, meslek eğitimi reel sektörle entegre edilmeli ve dolayısıyla çağımızda reel sektörde hızla meydana gelen değişime duyarlı hale getirilmeli.
11. Ortaöğretim Kurumları Seçme Sınavı ve Yükseköğretim Öğrenci Seçme Sınavı’yla (ÖSS) ilgili yapılacak değişiklikler öğrencilerin okullarda öğrenme süreçlerini teşvik edecek bir şekilde yenilikçi bir yaklaşımla tasarlanıp uygulanmalı. Ortaöğretim ve yükseköğretimin kesiştiği yerde yer alan ÖSS’nin yeniden tasarlanması için Milli Eğitim Bakanlığı ile YÖK yapıcı bir diyalog içinde olmalı.
12. Yükseköğretim sistemi, üniversite sayısının 115’e yükseldigi günümüzde, çağa uygun olarak çeşitliliğe olanak sağlamalı. 1982 yılında ve 29 üniversite için, biraz da ‘tek tip’ üniversite modeliyle tasarlanmış sistem, esnek ve kurumsal üniversite özerkliğini ön plana çıkaran bir yapıya kavuşturulmalı. YÖK yalnız eşgüdüm ve planlamadan sorumlu olmalı ve kesinlikle, YÖK bünyesi dışında bağımsız bir kalite değerlendirme kuruluşu kurulmalı. Üniversitelerimizin uluslararası düzeyde yarışabilmelerini sağlamak üzere uluslararası akreditasyon ve kalite süreçlerine başvurmaları özendirilmeli.
13. Devlet, öğretim üyesi yetiştirme programları tasarlamalı. Yurtiçinde ve yurtdışında öğretim üyesi yetiştirme konusu kapsamlı bir atılım programı çerçevesinde düşünülmeli ve bu konuya yeterli kaynak ayrılmalı.
14. Kamu kaynaklarının bir seferberlik anlayışıyla özellikle erken çocukluk ve temel eğitime tahsis edilmesini önerdiğimizden, yükseköğretimin kendi finansmanına katkısını artırmak için bazı düzenlemelere gidilmeli. Bu amaçla üniversitelerin;

  • Gelir yaratmasını sağlayacak düzenlemeler (döner sermaye gibi) özendirici ve esnek hale getirilmeli,
  • Sivil toplum kaynaklarından yararlanabilmelerini için teşvik edici yasalar (vergi gibi) çıkarılması sağlanmalı.
  • Öğrenci katkı paylarının fırsat eşitliğini engellemeyecek biçimde gerçekçi düzeylere getirilmesi ve burs ve kredi olanaklarının artırılmasıyla birlikte ele alınarak sosyal adalet ilkesi zedelenmeden üniversitelere ek gelir imkânları yaratılmalı.

15. Din eğitimi zorunlu olmaktan çıkarılmalı, isteğe bağlı hale getirilmeli. Örgün eğitim içindeki din kültürü ve ahlak bilgisi eğitimi devletin her dine ve mezhebe eşit uzaklıkta durduğu bir laiklik anlayışı temeline oturtulmalı.

Bu önerilerin önemli bir bölümü Eğitim Reformu Girişimi’nin Seçim Bildirgesindeki önerileriyle örtüşmektedir.