Önce Hayal Etmeyi Öğrenmek Sonra da Koşulları Unutmak Gerek!

Önce Hayal Etmeyi Öğrenmek Sonra da Koşulları Unutmak Gerek!

Doç. Dr. Selçuk Şirin, New York Üniversitesi

Bir köy öğretmeni olan babamın mesleğinden dolayı 9 okuldan geçerek liseyi bitirdim. Hiçbir yerde bir iki yıldan fazla okumadım. O nedenle öğretmen deyince aklıma ilk gelen isim babam yani Ali Öğretmen’dir!

Okul daha başlamadan babam paraya kıyıp köşeli mavi bir çanta almıştı. Çok fiyakalı bir çantaydı. Okul başlamadan kalemi, kokulu silgiyi, kalemtıraşı yerleştirip heyecanla beklemeye başladığımı hatırlıyorum. Ama okulun ilk günü sınıfa gittiğimde gördüm ki köyde sadece birkaç öğrencinin çantası var. Gerisi hep poşet kullanıyor. Okuldan eve dönünce ilk yaptığım çantayı boşaltmak oldu. Bir daha da kullanmadım o çantayı. Fotoğrafta gördüğünüz gibi poşetlerle, kağıttan zarflara koyduğum defterlerle idare ettim.

İlk öğretmenim Tahsin Hoca ödül ve sorumluluk prensibine sıkı sıkıya bağlı bir öğretmendi. Bizde kurşun kalemden ötesi yoktu. Öğretmenimiz kırmızı bir dolmakalemi bizim için en değerli ödüle dönüştürmüştü. Her gün bir hedef belirler ve kalemi o hedefe ulaşan bir öğrenciye bir günlüğüne emanet ederdi. Daha etkili bir başka ödülü daha vardı Tahsin öğretmenimin: Teşekkürname! Daktiloyla yazılmış bir kağıttı belki ama değeri büyüktü bizler için. O minik sınıfta bu başarı belgesini alan herkes yatılı okulu kazandı -neredeyse sınıfın yarısı!

Ama Tahsin Öğretmen’de maalesef sadece iki yıl okuyabildim. Sonrası birer yıllık öğretmenlerle, boş geçen derslerle dolu bir dönem oldu benim için. Hele ortaokul ve lise yıllarımda derslerimizin yarısı branş dalları dışındaki hocalarla ‘boş’ geçerdi. Buna rağmen Türkiye’nin en başarısız ilinin en başarısız lisesinden mezun olup ODTÜ’ye ara vermeden geçmemin nedeni Ali Öğretmenin hayal dünyası idi. Daha aklımızın erdiği ilk günden itibaren babam koşullar ne olursa olsun hep büyük hayaller kurmamızı isterdi. Bunun için evde geniş bir kütüphane kurmuş, özgür bir tartışma ortamı yaratmıştı. Annemin disiplinini de ekleyince eğitime köy okullarında, birleştirilmiş sınıflarda başlayan biz beş kardeşin eğitim hikayesinin neden dünyanın en iyi üniversitelerine ulaştığını görmek çok kolay oluyor.

Bu blog yazısı ERG’nin görüşlerini yansıtmaz. Sorumluluk blog yazarına aittir.