Okul Duvarlarının Anlattıkları

Okul Duvarlarının Anlattıkları

Ayşegül Taşıtman, ERG Araştırma Asistanı

2015-16 eğitim-öğretim yılının zilleri bu sefer gecikmeli olarak çaldı. Duyanınız var mı, zilin çıkardığı ses bile coşkusuz geliyor kulağa. Haftalar öncesinden özenle seçilen kalemler, defterler, renkli çantalar yeterli olamıyor bazı okullardaki çocukların heyecanını büyütmeye. Okuma-yazma, Matematik, Resim, Müzik gibi dersleri öğrenebilme heyecanıyla gidilen okullarda kimi çocuklar 2015’in Eylül ayında gri gri kocaman duvarlarla karşılaşıyorlar, hafif hırpalanmış, duvarları delinmiş, sınıfları boşaltılmış binalarla. Kimi çocuklar ise okula gitmek için sokağa bile çıkamıyor. Sokağa çıkmanın yasak olduğu bir kentte çocuğun en temel insan haklarından biri olan eğitim hakkından yararlanmasını nasıl bekleyebiliriz ki?

Kentler sessiz, sınıflar boş, ne çocuklar okula gidebiliyor ne de öğretmenleri. Gidebilenlerse yaz tatilinin bitmesiyle özledikleri öğretmenlerine sarılacaklarını düşünürlerken, sınıftan içeri girdiklerinde bir anda hiç tanımadığı başka bir yüzle karşılaşıyorlar. Çok sevdikleri öğretmenleri değişmiş, kim bilir bu dönemi bitirmeden daha kaç öğretmenleri değişecek? Öğretmen açığının Türkiye genelinde azaldığı görülse de belli bölgelerde, özellikle savaş koşullarının hakim olduğu illerde bu durum hala sürüyor. Bölgeler arasındaki farkın kapanması için ilk atamalarda öncelik doğu bölgelerine yapılsa da öğretmenler kısa süreli görev yapıyor ve farklı bölgelerle yer değiştirmeyi tercih ediyor (Eğitim İzleme Raporu 2014-15). Son günlerde ülkede yaşanan durum okulların, okullara giden yolların güvenli olmadığını düşünen yeni mezun öğretmenlerin şehirlere gitmelerini bile engelleyebiliyor.

Öte yandan kimi çocuklar için okullar iki hafta öncesinden açıldı bile. Açılan bu okulların duvarları daha renkli, temiz, çocukları daha çok cezbediyor. Kimi duvarlara öğrenciler kendileri çizim yapmışlar, boyamışlar, kendi izlerini bırakmışlar. Bu duvarlarda tek bir kurşun izi yok. Okula dönen çocukların yüzlerinde, yaz tatiline çıkarken bıraktıkları öğretmenleriyle yeniden karşılaşmanın sevinci var. Sanırım fazla söze gerek yok, duvarlar tüm hikayeyi açıkça anlatıyor; herkes için “eşit ve kaliteli” bir eğitime o kadar çok ihtiyacımız var ki…

Durum böyleyken ERG olarak biz çalışmaya devam ettik. Yeni yayımladığımız Eğitim İzleme Raporu 2014-15 ile ülkenin yoğun gündemine eğitim alanında yaşanan gelişmelerle ışık tutmaya çalıştık. Çocukların eğitime erişiminden okulöncesi eğitime, özel gereksinimli çocuklardan Suriyeli sığınmacılara, mevsimlik tarım işçiliğini deneyimleyen çocuklardan mesleki ve teknik eğitim alan gençlere kadar çeşitli alanlarda örgün eğitime devam eden öğrencilerin profillerini çizmeye çalıştık. Dershanelerin dönüşüm süreciyle ortaya çıkan temel liselerin niteliğinden öğrenme ortamlarına, eğitimin içeriğinden öğretmen niteliği ve atamalarına kadar eğitimin bileşenlerini ayrıntılarıyla ele alarak kamuoyuyla paylaştık. Eğitimin nitelik sorununu çözebilmek ve tüm çocukların kaliteli ve eşit bir eğitimden yararlanabilmelerini sağlayabilmek için hazırladığımız bir raporu daha politika yapıcıların insafına bırakarak rafa kaldırdık.

Yeni eğitim-öğretim yılında ERG olarak biz de yenilenmeye karar verdik. Uzun süren çalışmaların ve beyin fırtınasıyla hazırlanan onlarca Excel dosyasının sonrasında yeni stratejilerimizi belirledik. Artık dışarıyı daha çok anladığımız, anlamak için dışarıya daha çok çıktığımız, her yeni çıkışta daha çok kişiye temas ettiğimiz, her yeni temasta daha çok hikaye dinlediğimiz ve böylece içeride duran bizleri daha çok beslediğimiz yeni bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bu yeni dönemde herkes için verimli, adil, güvenli ve barış dolu bir eğitim-öğretim yılı olmasını diliyoruz.

Bu blog yazısı ERG’nin görüşlerini yansıtmaz. Sorumluluk blog yazarına aittir.