Gazete Duvar: Karşıdaki Okul Neden Daha İyi?

Gazete Duvar: Karşıdaki Okul Neden Daha İyi?

Eğitim Reformu Girişimi araştırmacısı Umay Aktaş Salman’ın yazısına göre, aynı ilçedeki devlet okullarının dahi olanakları farklı. Ekonomik durumu iyi olan mahallelere yakın okullar, velilerin ve okul aile birliğinin destekleri ile çocuklara daha iyi olanaklar sağlıyor. Yoksul ailelerin çocuklarının gittiği okullar ise sabahları ikili eğitimle çocukları karşılıyor ve sınıf mevcutlarından, öğretmen kadrolarına kadar farklılık gösteriyor.

Türkiye’de birçok okul aynı ilçede olsa bile öğretmen kadrosu ve fiziksel koşullar açısından farklılık gösteriyor. Bu farkın özellikle devlet okullarında yaşanması ailelerin sosyoekonomik durumu ile doğrudan ilişkili. Okullardaki olanaklar ise çocukların eğitimini etkiliyor.

Ulusal Öğrenci Değerlendirme Programı’nın 2015 verilerine göre, Türkiye’de 15 yaş grubu öğrencileri arasındaki başarı farkının yüzde 9’u, öğrencinin sosyoekonomik durumuyla ilişkili. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü ülkelerinde ailenin sosyoekonomik durumunun öğrencinin başarısındaki etkisi ise yüzde 13 dolaylarında. Türkiye’de bu fark önceki yıllara göre daha az; ancak hem öğrencinin hem de okulun sosyoekonomik durumu göz önüne alındığında, bu iki değişken öğrenciler arasındaki başarı farkının yüzde 26,3’ünü açıklar nitelikte.

AYNI İLÇEDEKİ DEVLET OKULLARININ MAHALLE FARKI

Ele alınan okullar, yoğun göç alan, nüfus artış hızı en yüksek olan ilçelerden birinde bulunuyor. İstanbul’un pek çok yerinde olduğu gibi son yıllarda yaşanan kentsel dönüşüm, burada da kendini gösteriyor. Az katlı apartmanların aralarından çok katlı binalar, rezidanslar yükseliyor. Yoksulluk, sitelerle mahallenin apartmanlarını ortadan ikiye bölüyor. Aynı ilçede olsa bile okullar arasında sınıf mevcudu, öğretmen kadrosu ve fiziksel koşullar açısından farklılıklar var. Bu örneklerden en çarpıcısı karşı karşıya olan ve pencereleri birbirine bakan bu iki okul. İkisi de devlet okulu ama farklılıklarının en büyük sebebi okullardan birinin sitelere daha yakın olması. Öğrencilerinin yüzde 40’ını bu sitede oturan, sosyoekonomik düzeyi daha iyi ailelerin çocukları oluşturuyor. Çevre ilçelerden de adresini bu bölgede gösterip çocuğunu okula yollayanlar var. Yoksul ailelerin çocukları ise azınlıkta.

VELİLER İHTİYAÇ İÇİN İSTENEN PARAYI KARŞILAYAMIYOR

Yoksul ailelerin çocuklarının gittiği okul sabahları ortaokul, öğlenleri ilkokul olarak kullanılıyor. Yaklaşık 1.800 öğrencisi olan okulda, sabahçı öğrencilerin ardından öğlenci öğlencilere hazırlanmak için 25 dakika var. Okul bu sürede elden geldiğince temizlenmeye çalışılıyor. İlkokulların okuldan çıkış saati 19.00’u buluyor. 26 derslikli okulda sınıf mevcutları ortalama 40 kişi. İlk ve ortaokulun öğretmen sayısı toplam 71. Bu sayının 21’ini ücretli öğretmenler oluşturuyor. İlkokulda 2, ortaokulda 19 ücretli öğretmen var. Ücretli öğretmenlerin büyük çoğunluğunu iki yıllık üniversite (ön lisans) mezunları oluşturuyor.

Devlet okula 3 hizmetli tahsis ediyor; ancak sayı yeterli olmadığından okul 4 hizmetliyi kendi karşılamaya çalışıyor. İhtiyaçlar için velilerden yıllık 50 TL ücret isteniyor, ama çoğu veli bu rakamı ödeyemiyor. Okulun bir spor salonu yok. Öğretmenler okul bahçesini ellerinden geldiği kadar renklendirmeye çalışıyor. Bahçedeki ufak yeşil alanının düzenlenmesi için bir süredir belediyeden destek bekleniyor. Bilgisayar laboratuvarındaki bilgisayarların yarısı bozuk. Kendi çabalarıyla kurmaya çalıştıkları kütüphane ise hem kitaplar hem de düzen açısından yetersiz. Daha çok bir etüt odası gibi. İlkokul ve ortaokulun birer rehber öğretmeni var. Yani öğretmen başına 900 öğrenci düşüyor. Çalışan çocukların da azımsanmayacak kadar çok olduğu okulda 40 da Suriyeli öğrenci bulunuyor.

YILLIK BİN 550 LİRALIK YEMEK ÜCRETİNİ VELİLER VERİYOR

Sosyoekonomik olarak daha iyi durumda olan devlet okulunun öğrenci sayısı da yaklaşık 1.600 ve sınıflarda ortalama 40 öğrenci var; ancak derslik sayısı daha fazla olduğu için, diğer okuldan farklı olarak tam gün eğitim yapılıyor. Okulda saat 14.00’ten sonra çalışan ebeveynlerin çocukları için halk eğitim öğretmenleri tarafından ücretsiz halk oyunları, karate, drama, satranç gibi ücretsiz kurslar veriliyor. Okulun 65 kişilik öğretmen kadrosunun tamamı kadrolu. Rehber öğretmen kadrosu da diğer okula göre daha fazla. Kadro 4 rehber ve psikolojik danışmadan oluşuyor. Bu okulda öğlen çocuklar yemek de yiyebiliyor. Yemekhanede verilen yemeğin yıllık bin 550 TL olan ücreti ise veliler tarafından karşılanıyor.

Okulun bahçesinde basketbol ve futbol sahası var. Ayrıca kapalı bir spor salonu, konferans salonu da mevcut. Okulun koridorları da daha düzenli ve temiz. Çünkü okulun temizliğinden sorumlu 11 hizmetli var. İkisinin ücretini devlet karşılıyor. 9’ununkini ise okul aile birliği ödüyor. Velilerin çevresindeki imkanları kullanarak okula bağışladığı bir temizlik makinesi bile var. Ayrıca bu okulda iki de güvenlik görevlisi çalışıyor. Bu hizmetin bedelini de sitenin yönetimi karşılıyor. Diğer okuldan daha az da olsa, burada da Suriyeli öğrenciler var. Ancak tıpkı diğer öğrenciler gibi, bu okula gelen Suriyeli öğrenciler de ailelerinin sosyoekonomik durumu iyi olanlar.

EKONOMİK DURUM ÇOCUKLARI AYRIŞTIRIYOR

Eğitim Reformu Girişimi araştırmacısı Ertuğrul Polat’a göre, Türkiye’deki okullarda öğrenciler benzer sosyoekonomik gruplarda toplanıyor. Polat, “Anne-babanın istihdam durumu, eğitim düzeyleri, ailenin evde sahip olduğu eşyalar -örneğin evde kaç kitap olduğu- çocuğun okul başarısıyla yakından ilişkili hale geliyor. Durumu iyi öğrenciler ile kötü öğrenciler belli okullara ayrıştıkları için, öğrencilerinin sosyoekonomik durumu iyi olan okullar, belli bir meblağ toplayabiliyor ve okulun şartlarını da iyileştirebiliyor. Sosyoekonomik durumu iyi olmayan ailelerin çocuklarının toplandığı okullarda aileler okula para veremiyor, dolayısıyla bu okullar kısıtlı imkanlara sahip oluyor. Sınıfı, bahçesi, tuvaletleri daha temiz, öğrencileri ve öğretmenleri daha motive, daha iyi öğrenme ortamları sağlayan devlet okullarında öğrenim gören öğrencilerin daha başarılı olması şaşırtıcı değil. Ancak sosyoekonomik durumu iyi olmayan çocuklara da bu imkanları verilebilmesi lazım. Eğitimin yoksul bir çocuğun durumunu değiştirebileceğinden bahsediyoruz. Çocuk sosyoekonomik durumundan bağımsız olarak A okuluna da, B okuluna da gidebilmeli, hangisine giderse gitsin başarılı olabilmeli” diyor.

Haberin aslı ve Bianet (Bağımsız İletişim Ağı)’te çıkan haber için tıklayınız.

Ayrıca, Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan habere de aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Cumhuriyet Gazetesi, 04.06.2018