Eğitim İzleme Raporu 2020: Eğitim Ortamları

2008’den bu yana eğitim alanında yaşanan gelişmeleri izliyor, analizlerimizi farklı dosyalar halinde yayımlanan Eğitim İzleme Raporları aracılığıyla paylaşıyoruz. Eğitim Ortamları, Eğitim İzleme Raporu 2020’nin üçüncü dosyasını oluşturuyor.

Bir okulda öğrenciyi çevreleyen neredeyse her şey eğitim ortamı kapsamı içinde düşünülür. “Eğitim ortamı” kavramı, “okul iklimi” kavramıyla yakından ilişkilidir. Wang ve Degol’un çok boyutlu olarak ele aldıkları okul iklimi, güvenlik ortamı, topluluk ortamı, kurumsal ortam ve akademik ortam olmak üzere dört farklı başlığa ayrılıyor. Bu dosyada, ilk üç başlığa yer verilerek 2019-20 eğitim-öğretim yılında eğitim ortamına yönelik gelişmeler şu üç boyutta değerlendirildi: güvenlik ortamı, topluluk ortamı ve kurumsal ortam.

Bu yayına şu şekilde referans veriniz: Köse, A. (2020). Eğitim izleme raporu 2020: Eğitim ortamları. Eğitim Reformu Girişimi. https://www.egitimreformugirisimi.org/egitim-izleme-raporu-2020-egitim-ortamlari/

Etkili bir öğrenmenin ön şartı, öğrencilerin kendilerini güvende hissetmeleri

Eğitim ortamları öğrencinin kişisel yetkinlik ve özerkliğini geliştirirken, aynı zamanda başkalarıyla pozitif ilişkiler kurmasını sağladığı zaman optimal öğrenme çıktıları oluşur. Kısaca, sağlıklı okul iklimi, akademik, duygusal, sosyal ve fiziksel yönlerden olumlu öğrenci çıktılarının temelidir.

2019-20 eğitim-öğretim yılında yaşanan olağanüstü durumlar, okullardaki psikolojik danışma hizmetlerinin önemini bir kez daha gösterdi. Kapsamlı ve gelişimsel okul temelli ruh sağlığı hizmetlerinin, öğrencilerin ihtiyaçları doğrultusunda tüm öğrencilere ulaştırılması okuldaki duygusal ve sosyal güvenliğin sağlanması için önem taşıyor. 

2019 yılında e-Rehberlik modülünün hayata geçmesiyle okullardaki rehberlik servislerinde yapılan tüm faaliyetler, öğrencilerin hangi sebeplerle rehberlik servislerine başvurduğu gibi bilgiler kayıt altına alınmaya başladı.

Nisan 2019’da, okullarda travmatik durumlarla ilgili gerekli koordinasyonun sağlanması amacıyla Psikososyal Koruma, Önleme ve Krize Müdahale Hizmetleri Yönergesi yayımlanarak yürürlüğe girdi. 14 Ağustos 2020’de de yeni “Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönetmeliği” yürürlüğe girdi ve “psikolojik danışman” unvanı kadro ismi olarak tanımlandı.

Millî Eğitim Bakanlığı (MEB)-UNICEF ortaklığındaki Psikososyal Destek Programlarının Yenilenmesi Projesi kapsamında, farklı travmatik yaşam olayları karşısında eğitimcilerin neler yapabileceklerine yönelik bilgilendirme ve müdahale önerileri içeren kitaplar yayımlandı ve 34.000’in üzerinde öğretmene ulaşan eğitimler düzenlendi.

Duygusal ve sosyal güvenliğin en önemli göstergelerinden biri, eğitim ortamlarında zorbalığın hiçbir türünün bulunmaması

MEB ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun 2018’de birlikte yürüttüğü çalışmanın bulgularına göre ebeveynlerin %32,5’i çocuklarının siber zorbalığa uğrama ihtimaline karşı oldukça kaygılı. TALIS 2018 sonuçlarına göre de, ortaokul kademesinde görev yapan okul müdürlerinin %13,3’ü öğrencileri arasında önemli ölçüde düzenli yıldırma ya da zorbalık olduğunu bildiriyor.

On Birinci Kalkınma Planı’nda, “öğretmene ve öğrenciye yönelik fiziksel ve duygusal şiddet önlenecek, madde ve teknoloji bağımlılığı ile mücadele edilecek, sağlıklı yaşam kültürü konularında aile farkındalığı artırılacaktır” ifadesi yer alıyor.

Çocuklar okulda farklılıklarından dolayı ayrımcılığa uğradıklarında bunun olumsuz çıktıları olması kaçınılmaz

Türkiye’de Ocak 2020 itibarıyla eğitim çağında bulunan geçici koruma altındaki 1.082.172 Suriyeli çocuğun %63,3’ü eğitim sistemi içinde yer aldı. Bazı akademik çalışmalar, bu çocukların okullarda hem arkadaşları hem de öğretmenleri tarafından ötekileştirildiklerini ve akademik başarı konusunda yeterli desteği alamadıklarını gösteriyor. 

Okula aidiyet hissi, öğrencilerin okula kabul, dahil olma ve bağlılık duygusu hissettiklerinde yaşadıkları psikolojik durum

Okula aidiyetin göstergelerinden biri devamsızlık oranları. PISA 2018 sonuçlarına göre, Türkiye’de devamsızlık oranları diğer OECD ülkelerine göre oldukça yüksek. Türkiye’de devamsızlık yapmadığını belirten öğrencilerin oranı %48,4. Bu oran OECD ortalamasında %78,7.

Salgın süreci ve bir eğitim ortamı olarak ev

COVID-19 salgını, dünyanın pek çok ülkesinde hükümetleri uzaktan öğrenim programlarını hızla yaymaya veya büyütmeye zorladı. Türkiye’de de uzaktan eğitim, gerekli olan ideal ön koşullar sağlanamadan uygulamaya girdi. Pek çok çocuk, gereken asgari teknolojik koşullara sahip değil.

Öğrenci Veli Derneği’nin 400 veliyle yaptığı çalışmanın sonuçlarına göre, öğrencilerin %13’ü hiçbir uzaktan eğitim uygulamasına katılmıyor. Katılanların ise %34,8’i günde sadece bir saat katılım gösteriyor. Bu durum büyük bir öğrenme kaybına işaret ediyor. Aynı çalışmada velilerin %47,4’ü çocuklarının baş, göz ve sırt eklem ağrıları yaşamaya başladıklarını belirtiyor. Veliler, fiziksel sıkıntıların yanında çocuklarının psikolojik sıkıntılar da yaşadıklarını belirtiyor. Çocukların %81,3’ü öfke, içe kapanma, isteksizlik ve hareketsizlik gibi sorunlar yaşıyor.

evde egitim2

Umay Aktaş Salman’ın hazırladığı Uzun Hikâye: Okula Dönüşün Zorlu Problemleri yazısında ailelerin yaşadığı dijital okuryazarlığa bağlı zorluklara yer veriliyor. Eğitimin evden devam ettiği bu süreçte, ev ortamlarının öğrenmeyi ne derece destekleyecek koşullarda olduğu ise işin ayrı bir boyutu. OECD’nin hazırladığı COVID-19 Salgınında Eğitim dosyasında “sessiz bir çalışma yerine sahip olan öğrenciler” açısından veriler incelendiğinde, 77 ülke içinde Türkiye 49’uncu sırada yer alıyor.

Eğitimde veli katılımı

Veli ile okul arasındaki güçlü ilişkinin sadece akademik başarı açısından değil; öğrencilerin derslere devamı, motivasyonu ve sosyal davranışları açısından da olumlu çıktıları var. COVID-19 salgını süreciyle birlikte uzaktan eğitimin başlaması, eğitim sürecinde velilerin daha fazla katılması ihtiyacını beraberinde getirdi. Veli katılımı, öğrencilerin akademik, duygusal ve sosyal gelişimine olumlu katkıları nedeniyle eğitim reformlarının temel bileşenlerinden biridir. Veli katılımının işbirlikçi bir anlayış ve insani ilişkiler çerçevesinde olması okulların performansı üzerinde çok geniş bir etkiye sahiptir. O nedenle, veli katılımını teşvik eden politikaların oluşturulması ve veli katılımının önündeki engellerin tespit edilerek giderilmesi, eğitim çıktılarını iyileştirmek açısından önemli bir katkı olacaktır.

Velilere Sorumuz Var!
Uzaktan eğitim sürecinde çocuklarınızın eğitimini nasıl desteklediğinize dair deneyimlerinizi bizimle paylaşır mısınız?

“Yeni normal” olarak adlandırılan bu dönemde, sınıflardaki fiziksel düzenlemelerin ne olması gerektiği konusu tüm dünyanın tartıştığı bir konu oldu

Türkiye’de 21 Eylül 2020 tarihinde “aşamalı ve seyreltilmiş” olarak okulöncesi sınıfları ve ilkokul 1. sınıf öğrencileriyle başlatılan yüz yüze eğitim sürecinde, öğrenciler fiziksel mesafe kuralları uygulanabilecek şekilde gruplara bölünecek ve bu gruplar farklı günlerde okula devam edecekler. Öğrencilerin ikili sıralarda tek kişi olarak yüz yüze gelmeyecek biçimde çapraz oturmaları öngörülüyor. Okullarda temassız ateş ölçer, tek kullanımlık veya yıkanabilir bez maske, sıvı sabun ve el antiseptiği veya en az yüzde 70 alkol içeren kolonya bulundurulması planlanıyor. Teneffüs saatlerinde de öğrenciler arasındaki sosyal mesafenin korunması için gerekli planlamaların yapılması için okul yönetimleri görevlendirildi. Ancak teneffüs ve okula giriş çıkış zamanlarında ve sirkülasyon alanlarında fiziksel mesafe kuralının nasıl korunabileceği sorusu henüz yanıtını bulabilmiş değil.

EIR 2020_ Egitim Ortamlari Gorsel

Okullardaki temizlik ve hijyen şartları geçmişten beri bir tartışma konusu

MEB 2019-2023 Stratejik Planı ve MEB 2019 Yılı Performans Programı’nda okullardaki hijyen ve temizlik, “Zayıflıklar” arasında sıralanıyor. COVID-19 salgınıyla birlikte okullardaki hijyen güvenliği daha güçlü biçimde gündeme geldi.

MEB, 19 Ağustos 2020’de bir açıklama yaparak Eğitim Kurumlarında Hijyen Şartlarının Geliştirilmesi ve Enfeksiyon Önleme Kontrol Kılavuzu oluşturulduğunu, kılavuzda belirtilen şartları sağlayan okulların Okulum Temiz belgesi almaya hak kazanacağını duyurdu. 

İkili eğitim, eğitim sistemi içinde iyileştirme bekleyen alanlardan biri

Okul sayılarının yetersizliği karşısında bir çözüm olarak uygulanan ikili eğitim, pek çok açıdan olumsuzlukları da içeriyor. İkili eğitim yapan okullarda teneffüs sürelerinin yetersiz olması; çok erken saatlerde evden ayrılmak zorunda kaldıkları için sabahçı öğrencilerin çoğunlukla uykulu ve kahvaltı yapmadan okula gelmeleri, öğlenci öğrencilerin çıkış saatlerinin geç olmasından dolayı karanlığa kalmaları ve bu nedenle yaşadıkları ulaşım güçlükleri ikili eğitimin çocukların hayatı üzerinde oluşturduğu zorluklardan bazıları.

MEB, 2023’e kadar ikili eğitim yapan okullara devam eden öğrenci oranını temel eğitimde sıfıra indirmeyi, ortaöğretimde ise %2’ye düşürmeyi hedefliyor. 

MEB 2019-2023 Stratejik Planı’nda İkili Eğitim

Kaynak: MEB SGB, 2019a.
Açıklama: Sayılardaki yuvarlamalar verinin kaynağında yer aldığı gibidir.

Özel donanımlı öğrenme ortamları ve z-kütüphaneler

2023 Eğitim Vizyonu’nda “önemli yere sahip olan tasarım beceri atölyeleri, ilkokuldan başlayarak tüm öğretim kademelerinde çocuğun kendisini, meslekleri, çevresini tanımasına yardımcı olan, yeni çağın gerektirdiği becerileri kazanmasını sağlayan, bilmekten çok tasarlamanın, yapmanın, üretmenin ön plana çıktığı mekânlar” olarak tanımlanıyor. 6 Mart 2020 tarihi itibarıyla desteklerle ülke genelinde 6 bin 400 atölye kurulduğu açıklandı.

Türkiye’deki okul kütüphanelerine ilişkin önemli bir gelişme, MEB’in 2014 yılında Okullar Hayat Olsun Projesi kapsamında başlattığı zenginleştirilmiş kütüphane (z-kütüphane) çalışmaları oldu. Türkiye genelindeki z-kütüphane sayısı 2017 sonu itibarıyla 1.250 iken 2020 Temmuz ayı itibarıyla 1.744 oldu.

Okul, öğrenci, derslik ve öğretmen sayıları

Sınıf mevcudunu azaltmaya yönelik politikalar eğitim ve öğretimin kalitesini iyileştirmek açısından önemli. Derslik başına düşen öğrenci sayısında 2018-19’da Türkiye ortalamasında iyileşme görülmesine rağmen, ortalamanın çok üstünde kalan okullar ve bölgesel farklar dikkat çekici. MEB 2019-2023 Stratejik Planı’nda da “derslik başına düşen öğrenci sayısında bölgesel farklılıklar ve ikili eğitim uygulamalarının olması” zayıf yönler arasında sayılıyor.

Eğitim İzleme Raporu 2020: Eğitim Ortamları Paneli

Eğitim İzleme Raporu 2020: Eğitim Ortamları dosyasının bulgularını ERG YouTube kanalında canlı yayımlanan etkinlikte kamuoyuyla paylaştık.

Eğitim İzleme Raporu 2020: Eğitim Ortamları raporunun lansman etkinliğinde gerçekleştirilen sunumu yukarıda inceleyebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.

Eğitim İzleme Raporu 2020: Eğitim Ortamları dosyasını indirmek için tıklayınız.

ERG Sözlük

Kişinin kendisi ve geçmiş yaşamı hakkında olumlu değerlendirmelere sahip olması, bu değerlendirmelere uygun olarak sürekli büyüme ve gelişme çabasını sürdürmesi, yaşamını amaçlı ve anlamlı bulması, başkalarıyla nitelikli ilişkiler kurması, hayatını ve çevresindeki dünyayı etkin bir şekilde yönetme kapasitesine ve kendi hayatının yönünü tayin edebilme duygusuna sahip olması boyutlarını içeren işlevsel bir yaşam sürme halidir.
(Kaynak: Ryff, C. D. ve Keyes, C. L. M. (1995). The structure of psychological well-being revisited. Journal of Personality and Social Psychology, 69(4), 719 , Eğitim İzleme Raporu 2020 | Eğitim Ortamları)

Zorluklara rağmen zihinsel, duygusal, sosyal ve ruhsal olarak olumlu sonuçlar elde etme yeteneği.
(Kaynak: Kain, K. L., Levine, P. A. ve Terrell, S. J. (2018). Nurturing resilience: Helping clients move forward from developmental trauma. North Atlantic Books , Eğitim İzleme Raporu 2020 | Eğitim Ortamları)

Fiziksel ve/ya duygusal olarak zarar verici ya da yaşamı tehdit edici bir olayın, olaylar dizisinin ya da birtakım durumların bireyin zihinsel, fiziksel, sosyal, duygusal ve ruhani iyilik hali üzerinde ve fonksiyonlarında uzun süreli olumsuz bir etki yaratması halidir ve bu etki kişiseldir. Bireyin baş etme kapasitesini aşan ve bireyi üstesinden gelemeyeceği kadar çaresiz hissettiren yaşam deneyimleri de (bir çocuğun sürekli olarak kişisel ihtiyaçlarının ihmal edilmesi gibi) travma olarak tanımlanır.
(Kaynak: SAMHSA’s Trauma and Justice Strategic Initiative (2014). SAMHSA’s concept of trauma and guidance for a trauma-informed approach. Eylül 2020, http://nasmhpd.org/sites/default/files/SAMHSA_Concept_of_Trauma_and_Guidance.pdf ve Craig, Susan E. (2016). Trauma sensitive schools. Teachers College Press , Eğitim İzleme Raporu 2020 | Eğitim Ortamları)

Öğrencilerin ve yetişkinlerin kendilerini güvende hissettikleri, birbirleriyle şefkatli ilişkiler kurdukları, öğrenmenin yanı sıra duygu ve davranışların düzenlenmesinde de birbirlerine destek oldukları bir topluluk ortamıdır. Travmaya duyarlı okul (TDO) modeline göre, öğrencilerin olumsuz davranışları doğrudan ya da dolaylı şekilde fiziksel, duygusal ve sosyal olarak kötü muameleye ve örselenmeye maruz kalmalarının sonucunda gelişir. Dolayısıyla, TDO yaklaşımında davranış problemi olan öğrenciye “Neyin var?” ya da “Senin sorunun ne?” anlayışıyla yaklaşmak yerine “Sana ne oldu?” sorusu temel alınıp öğrenci sorunları araştırılır.
(Kaynak: Craig, Susan E. (2016). Trauma sensitive schools. Teachers College Press. ve Alexander, J. (2019). Building trauma-sensitive schools: Your guide to creating safe, supportive learning environments for all students. Paul H. Brookes Publishing Company , Eğitim İzleme Raporu 2020 | Eğitim Ortamları)

ERG Eğitim İzleme Raporları

Eğitim İzleme Raporu 2020: Eğitim Yönetişimi ve Finansmanı

EİR 2020 kapak

Eğitim İzleme Raporu 2020: Eğitimin İçeriği

EIR2020_Egitiminİcerigi_KapakGorsel

Diğer Eğitim İzleme Raporları

eğitimizlemeraporu

ERG Blog'da İlgili Yazılar

Çocuklar Evde Nasılsınız?

Yeni eğitim-öğretim yılı uzaktan eğitimle başladı. Çocuklarla yüz yüze ilişkilerin sınırlandığı bu süreçte çocukların görüşünü almak, çalışmaları bu görüşlere uygun olarak planlamak ve dönüştürmek vazgeçilmez bir ilke. Özlem Bayat ve Gözde Durmuş, salgın döneminde çocuklarla araştırma yapma deneyimini ve çocuk katılımının önemini ERG Blog için yazdı.

Devamını oku →

Okula Dönüşün Zorlu Problemleri

2020-21 eğitim-öğretim yılı uzaktan eğitimle başlıyor. Hem haneler hem de okullar arasında imkân ve öğrenme eşitsizliklerinin olduğu Türkiye’de her çocuk eğitim yılına bambaşka koşullardan geçmiş ve etkilenmiş olarak dönüyor. Üstelik sadece öğrencilerin değil, her okulun hikâyesi de, ihtiyaçları da farklı. Öğrencilerin, öğretmenlerin ve okulların hikâyelerini dinledik, salgın sırasında eğitime dönüşün problemlerini araştırdık.

Devamını oku →

Çocuklar Kendini Okula Nasıl Ait Hisseder?

FB

2018-2019 eğitim öğretim yılı başladı. Yaklaşık 18 milyon öğrenci ders başı yaptı. Hem ilköğretim hem ortaöğretimde, okula erişimde bölgeler arası eşitsizlikler sürse de okullulaşma oranları son 20 yılda büyük artış gösterdi. Ancak okula erişim kadar çocukların eğitimlerine devam edip etmediği, kendilerini okula ait hissedip hissetmedikleri de önemli.

Devamını oku →

ERG Eğitim Gözlemevi'nin Diğer Çalışmaları