Diyarbakır da Bizi Görecek Mi

Akşam, Sevim Gözay 

Cumhuriyet Mitingi’nden hemen önce (perşembe) bir grup gazeteciyle birlikte bölgedeydim. Diyarbakır’a ayak bastığımız anda 45 dakika uzaklıktaki Polatlar Mezrası’na doğru yola çıktık. İstanbul o çılgın yağmurun altındayken biz 35 derece sıcakta, yoldaki boğa ve ineklerin izin verdiği hızla hedefe doğru ilerliyorduk. 

13 hanelik Polatlar Mezrası… Sonradan öğrendiğime göre su yok, ilaçlama yok, okul yok, ilköğretim çağındaki kız ve erkek çocuklar her sabah toplu halde en yakın köydeki okula gidiyorlar. En yakın dedikleri de 15 kilometre! 9 yaşındaki Nurten’in “kışın çok zor oluyor” derkenki yüzünü görmeliydiniz. Bir de yolda köpekler olunca çok korkuyorlarmış. En çok istedikleri ise mezraya yakın bir ortaokul… Okuyup gazeteci olmak istiyor Nurten. Yapacağı haberlerle Polatlar’a dikkat çekip, gerekenlerin yapılmasını sağlayacağına inanıyor… Fakat ortaokul o kadar uzak bir köydeki, sadece erkeklerden bazıları gidebiliyor. Servis parası ve diğer koşullar ağır. Düşünsenize annesi henüz 37 yaşında ama 11 kardeşi daha var Nurten’in. Kadınlar “kaç çocuğun var” sorumuzu cevaplarken utanıyor…

İşte bu ve bunun gibi sebeplerden okuyamamış olan mezranın bütün genç kızları ve kadınları (kimi kucağında çocuğuyla) taşlarla çevrili ağaçlığa koydukları sıralarda Havva öğretmenlerini can kulağıyla dinliyor ve yorumlar yapıyorlar. 20’sindeki Medine çok cevval ve ağzı iyi laf yapıyor. Muhtar olmak istiyor ve işe, suyu evlere kadar getirmekle başlayacağını söylüyor, kadınların çalışması için dikiş nakış, halı kursları açarım diyor… Diğer kadınlar da gözleri parlayarak “oyumuz senin” diye coşuyor.

Onlara bu cesareti aşılayan ise gönüllü öğretmen olarak arada bulunan 23 yaşındaki Havva. Kendini kursiyerlerine adamış birçok gönüllü genç kız var Diyarbakır’da. Hepsi otoriter, hepsi kendinden emin ve hepsi idealist… Anneleri yaşında, teyzeleri yaşındakilere, genç arkadaşlarına bildiklerini öğretene kadar yılmıyor ve yüksek sesle konuşmaya bile cesareti olmayan kadınlara haklarını aramayı ve savunmayı aşılıyorlar. Eğitim hakkı, seçme ve seçilme hakkı, birey olma hakkı…

Geldik bu Diyarbakır deneyimimin sebebine: Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV), Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği (KADER) ve Eğitim Reformu Girişimi (ERG) ortaklığı tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen Eğitimde ve Toplumsal Katılımda Cinsiyet Eşitliğinin Sağlanması projesi. Bizi oraya davet etme amaçları ise 2005’ten beri uygulanan projeyi sahada incelemek.

Rakamlara bakmak gerekirse, Şanlıurfa – Mardin – Diyarbakır ve yoğun göç altındaki İstanbul olmak üzere 4 ilde sürdürülen projede şimdiye kadar 8.000 kadına ulaşılmış. Ve çoğu Türkçe bilmeyen kadınlara, başta okuma – yazma öğretimi olmak üzere yurttaşlık bilinci alanlarında eğitim verilmiş. Bu özveri projesinde emeği olan bütün kadınları kutlamak ve onlara verebileceğimiz her türlü desteği vermek boynumuzun borcu…