Çoğulcu Din Eğitimine Katkı

Çoğulcu Din Eğitimine Katkı

Yeni Şafak, Prof. Dr. Recep Kaymakcan

Okullardaki din dersleri konusu yoğun bir şekilde gündeme gelmektedir. Bu ilginin temel nedeninin 11 Eylül sonrası atmosfer olduğu söylenebilir. 11 Eylül sonrası ana motif, güvenlik olsa da din ve eğitim konusu da uluslararası kuruluşların gündemine girmeye başlamıştır.  UNESCO, Avrupa Konseyi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı okullarda din öğretimi konusuyla ilgili toplantılar yapıp insan hakları ve demokratik değerlerle uyumlu çoğulcu bir din öğretimi için gayret göstermektedirler. 4-5 Mayıs 2007 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilen Avrupa Konseyi 22. Eğitim Bakanları Konferansı’nda görüşülen “Dini Farklılık ve Kültürlerarası Eğitim: Okullar İçin Referans Kitabı” başlıklı çalışma da bu çerçevede değerlendirilebilir.

Söz konusu çalışmada, dinin kültürün önemli bir unsuru olduğunun altı çizilmekte ve maneviyat, din, ahlak ve sivil değerler öğretilirken kapsayıcı bir yaklaşım önerilmektedir. 11 Eylül sonrası kurulan bir komisyon tarafından hazırlanan raporun din ve eğitim alanında öğretmenler, öğretmen yetiştiren kurumlar ve eğitim politikası oluşturanlara yönelik olduğu ifade edilmektedir.

Bu çerçevede, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği (AGİT) tarafından başlatılan “AGİT Ülkeleri İçin Devlet Okullarında Din Hakkında Öğrenme Kılavuz Kitabı” hazırlama projesini zikredebiliriz. İlk uzmanlar toplantısı, 26-28 Mart 2007 tarihleri arasında İspanya’nın Toledo kentinde gerçekleştirilen projenin Ekim 2007’de tamamlanması planlanmaktadır. Bu uluslararası proje, dinin gençlerin hayatındaki önemine işaret etmekte ve dinin okullarda öğretimine olumlu bakmaktadır. Ayrıca, dinler arası çoğulculuğa yer veren, hoşgörü ve birlikte yaşama kültürünü dini açıdan önceleyen din öğretimi anlayışı önerilmektedir.

TÜRKİYE’DE DİN ÖĞRETİMİ

Dünya çapında din öğretimi politikası ve pedagoji anlayışındaki değişimin yansımalarını Türkiye’de de görmek mümkündür. Çoğulcu din dersi yönünde ilk adım 2000’de ilköğretim programlarında atılmıştır. 2005 yılında Ortaöğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) Öğretim Programı ve 2007’de İlköğretim DKAB Öğretim Programı değiştirilmiştir. Bu program değişikliklerinin genel anlamda bir ilerlemeye işaret ettiği söylenebilir. Eğitim politikalarının oluşmasına katkı sağlamayı amaçlayan Sabancı Üniversitesi Eğitim Reform Girişimi (ERG), “Yeni Ortaöğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretim Programı İnceleme ve Değerlendirme Raporu”nu Nisan 2007’de yayınladı. Rapor, eski ortaöğretim DKAB programı ile 2005’te yürürlüğe giren yeni DKAB öğretim programını karşılaştırmakta ve nasıl bir değişim olduğunu irdelemektedir.

Söz konusu raporda, Türkiye’de okullarda uygulanan geleneksel din eğitimi anlayışının günümüz ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz olduğu ve değişime ihtiyaç hissedildiği ifade edilmekte, yeni ortaöğretim DKAB öğretim programının bu değişime verilen somut bir cevap olduğu belirtilmektedir. Rapordaki bazı bulguları özetlemeye çalışalım:

– 1982’den bu yana ciddi sayılabilecek bir değişiklik yapılmadan yürürlükte olan ortaöğretim DKAB programının yeni pedagoji anlayışı ve değişen ihtiyaçlar çerçevesinde, diğer derslerle aynı kriterlere göre yeniden hazırlanmış olması önemli bir kazanımdır. Ayrıca, son yıllarda dünyada beğeni kazanan değer odaklı eğitim anlayışı ile uyumlu olarak değer öğretimine programda yer verilmesi dikkat çekici bir yeniliktir.

– Eski DKAB öğretim programında sorumluluk merkezli bir vatandaşlık bilinci ön planda iken, yeni programda hakları temele alan bir vatandaşlık bilincinin ve onun dinle ilişkilendirilmiş halinin benimsendiği görülmektedir. Türkiye’nin AB’ye üyelik süreci ile daha çok gündeme gelen ve bireyin haklarını önceleyen insan hakları anlayışının programa yansıdığı anlaşılmaktadır.

– Hem eski hem de büyük oranda yeni DKAB programında, milliyetçilikle barışık bir İslam anlayışı ön plana çıkarılmaktadır. İslamiyet’in doğuşundan sonra hemen Türkiye’deki İslam anlayışına geçilmektedir. İslamiyet’in tarihte ve günümüzde farklı toplumlar tarafından algılanması ve yaşanması üzerinde durulmamaktadır. Rapor, İslamiyet’in günümüzde insanların yaşamları üzerinde, farklı coğrafya ve kültürler üzerindeki etkinliği ve dünyada dinin farklı algılanış biçimlerine de yer verilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

– Yeni DKAB öğretim programında İslamiyet dışındaki dinlerin sunumunda, bilimsel ve ötekini yargılamadan anlamaya çalışan çoğulculuk yönünde bir değişimin olduğu gözlenmektedir. Eski programla yenisi arasındaki bazı temel farklılıklar şöyledir:

a) Eski programdaki ilahi olan ve olmayan dinler şeklindeki sınıflandırmanın terk edildiği görülmektedir.

b) Dinlerle ilgili kısa bilgilerden sonra yeni programda eskisinin aksine dinler arasındaki ortak noktaların sunumu öncelenmektedir.

İSLAM DIŞINDAKİ DİNLERİN DURUMU

İslamiyet dışındaki dinler, aralarındaki farklılıklara yer verilmeden monolitik olarak sunulmaktadır. Hem eski hem de yeni programlarda bu dinlerin günümüzde bireye, topluma ve kültürel hayata yansımalarına yer verilmeyip tarihsel ve teolojik boyutu ön plana çıkarılmaktadır.

– Aleviliğin ele alınması ile ilgili olarak da şu tespitler yapılmaktadır: Yeni programda, Alevilik ve Bektaşilik konusuna okuma parçaları ağırlıklı olarak yer verilmektedir. Bu göreli olarak çoğulcu bir din öğretimi yönünde bir gelişmedir. Ancak, bu İslam’ın bir yorumu ve kültürümüzün bir öğesi olan Alevi geleneği hakkında yeterli bilgi vermekten uzaktır. İslamiyet’in kendi içerisindeki çoğulculuğa yer verecek şekilde öğretilmesi yeni bir deneyim olması nedeniyle bazı endişeler doğurabilir. Alevi geleneğin din derslerinde öğretilmesinin ilgili paydaşların geniş katılımının sağlandığı ortamlarda ve bilimin öncülük ettiği bir zeminde tartışılması önerilmektedir.

– Rapor, yeni DKAB programının, önceki programa göre İslam dışı dinlerin öğretiminde objektif yaklaşım, din içerisindeki çoğulculuğa göreceli olarak yer vermesi, İslam öğretiminde teolojik yaklaşım yerine din-bilimsel yaklaşımı ön plana çıkarması gibi açılardan dersin adına uygun bir şekilde din kültürü olma yönünde önemli bir mesafe kaydettiği sonucuna ulaşmaktadır.

Türkiye’de toplumsal barış ve birlikte yaşama kültürü açısından büyük önem taşıyan DKAB dersi yeni programlarının genel olarak bir iyileşmeye işaret ettiği anlaşılmaktadır. Ancak, belirli bir dönem için geliştirilen din eğitimi politikaları ve pedagoji anlayışlarının değişen şartları dikkate alarak yeniden gözden geçirilmesi gereklidir. Türkiye’nin din eğitimi ile ilgili politika geliştirilmesinde ilgili paydaşların bu sürece katılmasını sağlaması ve uluslararası alandaki değişimleri takip etmesi etkin ve modern bir din eğitimi için anlamlı olacaktır.