Artıları, Eksikleri ve Yol Açtığı Endişelerle Hükümet Programında Temel Eğitim

Artıları, Eksikleri ve Yol Açtığı Endişelerle Hükümet Programında Temel Eğitim

Diken, Batuhan Aydagül, Eğitim Reformu Girişimi Direktörü
Başbakan Ahmet Davutoğlu 64. Hükümet Programı’nı 25 Kasım 2015 Çarşamba günü Meclis’te okudu. Hükümet, eğitimi, reformları yoğunlaştıracağı altı temel alandan biri olarak belirlemiş ve program genelinde göze çarpan insani kalkınma vurgusunun da temeline koymuş. Kağıt üzerinde gördüğümüz bu kuvvetli irade geleceğimiz için umut veriyor.

Öte yandan, 2011-2015 döneminde AK Parti’nin eğitimde öngördüğü iyileşmeleri gerçekleştiremediğini izledik. Ayrıca, Meclis’teki meşru siyasi gücün ülkenin güncel ve öncelikli sorunlarını çoğulcu bir şekilde çözmek yerine geçmişten kalan (4+4+4 değişikliği) ve güncel (dershanelerin kapatılması) siyasi hesaplaşmalarda kullanıldığına tanık olduk. Bu siyasi tercihin eğitim politikasına ve eğitim camiasına yansıması ise olumsuz oldu.

Dolayısıyla, yeni hükümet programının vaat ettiği umuda çok heyecanlanmadan, hükümetin son dönemdeki hatalardan ders alıp almadığını ve bu bağlamda önümüzdeki dönemde nasıl bir yaklaşım içinde olacağını görmek için beklemeyi öneriyorum. Bununla beraber, bugün programın içeriğine dair bir değerlendirme yapmak mümkün.

Eğitim programının artıları

Uzun zamandır Eğitim Reformu Girişimi (ERG) dahil birçok paydaşın ısrarla eksikliğini vurguladığı eğitimin niteliği programda öncelikli olarak yer alıyor. Yeni hükümetin ‘eğitimde kalite seferberliği’ başlatmayı düşünmesi, içeriğine dair henüz bilgi sahibi olmamamıza rağmen, kulağa hoş geliyor.

Genel hatlarıyla da, programın eğitim politikası alanında doğru sorunlara değindiği ve önceliklerin belirlenmesi açısından kapsamlı bir çalışma olduğu söylenebilir.

Hükümet Programı, tabiatı itibarıyla eğitim politikası önerilerine dair detay vermiyor, yol haritası içermiyor ve bundan dolayı daha derinlemesine bir değerlendirme yapmak mümkün değil.

O halde, kısa zaman içinde beklentimiz Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 2015-2019 dönemine dair Stratejik Planı’nı yeni hükümet programı temelinde güncellemesi ve 10’uncu Kalkınma Planı da dahil olmak üzere planlama belgeleri arasındaki uyumu sağlaması olmalı. Böylelikle, eğitimin paydaşlarının izleyebileceği ve katkı yapabileceği güncel bir yol haritasının ortaya çıkması sağlanabilir.

Sayın Başbakan’ın hükümetin sivil toplum kuruluşlarıyla yakın çalışacağına dair sözlerinin MEB bürokrasisi nezdinde de uygulamaya geçmesi ve özellikle eğitime dair verilerin kamuoyuyla paylaşılmasında önemli adımların atılması eğitim yönetişimi adına önemli bir gelişme olur. Söz konusu eğitim verileri Meclis’in, sivil toplum kuruluşlarının ve üniversitelerin hükümetin verdiği sözlere dair gelişmeyi izleyebilmesi ve hükümetin bunlar üzerinden hesap verebilir kılınması açısından çok önemli.

Eğitim programında eksik kalanlar

64. Hükümet Programı’nda dezavantajlı kesimler vurgusu farklı yerlerde karşımıza çıkıyor, ancak yine de gözlerim bütüncül ve kapsamlı bir adillik arayışı için daha kuvvetli bir siyasi irade beyanını aradı.

Her ne kadar programın tamamını okuyarak ve farklı bölümlerdeki noktaları birleştirerek temel hakların kullanımına dair engelleri ortadan kaldırmaya yönelik bir yaklaşımın izini sürmek mümkünse de örneğin eğitim bölümü, engeli olan ve özel eğitim ve rehberlik hizmetlerinden yararlanması gereken öğrencilerden hiç söz etmiyor. Halbuki kaynaştırma eğitiminde hem ilk ve ortaokulda yaşanan zorluklar hem de ortaöğretimde kaynaştırma öğrencilerinin büyük çoğunluğunun örgün eğitim dışına çıkması eğitim hakkı ve adil eğitim açısından çok sorunlu.

Yeni hükümet programında eksik kalan bir başka önemli başlık ortaöğretim. Gençlerin beceri düzeyleri, eğitimin niteliği ve istihdam politikası gibi alanlar için en kritik eğitim darboğazı olan ortaöğretime ilişkin öngörünün ve yapılması hedeflenenlerin yetersiz olduğunu görüyorum. Türkiye’de ortaöğretimin yeniden yapılandırılması çok acil bir ihtiyaç ve o yapılmadığı takdirde meslek eğitimi ve okuldan işgücüne geçiş gibi alanlarda dört yıl daha havanda su dövmeye devam etme riski büyük.

Programın tetiklediği endişeler

Programda okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması tek bir cümleyle ve geniş bir ifadeyle dile getirilmiş. Bu, çocukların gelişimi açısından en kritik kademenin 2011-2015 döneminde olduğu gibi MEB için öncelik sırasında çok altlarda kalacağı endişesine yol açıyor. Hükümetin okul öncesi eğitimin ücretsiz eğitim kapsamına alındığını açıklaması hem yaygınlaştırma açısından kritik bir ivme getirir hem de endişelerimizin yersiz olduğunu gösterir.

Programın içeriğine ilişkin bir diğer endişe kaynağı ise AK Parti’nin eğitimde özelleştirme politikaları. Eğitim sosyal devletin karşılamakla yükümlü olduğu temel bir haktır ve kamu kaynaklarıyla finansmanı esastır. Özel okullardan yenilikçilik ve farklılaştırma beklemek ve bunu desteklemek önemliyken, onları kamunun finansman yükünü azaltacak kurumlar olarak görmek ve politikaları bu temelde geliştirmek eğitimde hakkaniyet açısından sorunlu bir yaklaşım. Özelleştirme politikalarının veri temelli ve yapıcı bir süreçte tekrar değerlendirilmesi çok yararlı olur.

Son olarak, gerek Hükümet Programı’nda, gerekse Sayın Cumhurbaşkanı’nın Öğretmenler Günü kutlaması nedeniyle yaptığı konuşmada en önemli vurgu değerler eğitimine yapılıyor. AK Parti’nin son yıllarda siyasi ideolojisini eğitimin içeriğine ve uygulamalarına taşıma gayretleri düşünüldüğünde değerler eğitimi başlığı altında elde edilmek istenen kazanımların toplumun çoğulcu ve çokkültürlü yapısıyla ne kadar bağdaşacağını öngörmek zor. Çoğulcu ve hak temelli bir yaklaşım benimsenmediği takdirde yine ve yeni bir torna tezgahı yaklaşımıyla karşı karşıya kalacağız.

Değerler eğitimi konusunda adım atmadan önce AK Parti’nin Meclis’te bulunan partilerden başlayarak ve sivil topluma yayılan bir şekilde bu konuyu katılımcı ve çoğulcu bir yaklaşımla tartışmaya açması ülkemizin demokrasisi ve eğitimi açısından çok önemli bir kazanım olur. Zaten zorunlu ve insan hakları açısından sorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin kaldırılması veya okullarda anadili temelli çokdilli eğitim gibi önemli başlıklar programın dışında bırakılmış. Çoğulcu ve uzlaşmacı bir süreç bu konuların da tüm paydaşlar tarafından tartışılmasına ve çocukların temel hak ve hürriyetleri için mesafe alınmasına araç olabilir.

Artılar eksiklerden fazla ama…

Teknik olarak, 64. Hükümet Programı eğitim açısından artıları eksiklerinden fazla olan bir belge. Sıkı ve veri temelli bir izlemeyle hükümetin bu program temelinde hesap vermesini sağlamak önemli olacaktır. Ancak 2012’den bu yana eğitimin kötüye gidişini ve bunun arkasındaki siyasi manevraları unutmak mümkün değil. Onun için teknik açıdan bu olumlu belgeye hatırı sayılır bir şüpheyle yaklaşıyor ve MEB’in kısa dönemdeki politikalarının ve uygulamalarının beni haksız çıkarmasını umuyorum.

Öğrencilerimiz için en iyisini diliyorum.

* Eğitim Reformu Girişimi’nin (ERG) direktörü. ERG’nin 2003’te kuruluşundan bu yana içinde olan Aydagül’ün Stanford Üniversitesi’den uluslararası eğitim yönetimi ve politikası alanında yüksek lisansı var. Türkiye’de farklı eğitim kurumlarında edindiği 15 yıllık deneyimine ek olarak 2007-08 arasında Liberya Eğitim Bakanlığı’nda bakan danışmanı olarak görev aldı.