9 Maddede PISA 2015 ve Sonuçları

9 Maddede PISA 2015 ve Sonuçları

Sonuçların açıklandığı 6 Aralık’tan beri Türkiye’nin gündemine oturan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA), OECD’nin 2000 yılından bu yana üç yılda bir yaptığı, 15 yaş grubu öğrencilerin fen, matematik ve okuma becerilerini uluslararası düzeyde ölçen en önemli sınavlardan biri. Sonuçlara göre, Türkiye’nin durumunun endişe verici olduğu konuşuluyor. Peki, tüm bu sonuçlar bizim için ne anlama gelmeli?
1 Türkiye’nin PISA’daki performansı geriledi.

Türkiye PISA’ya 2003 yılından bu yana katılıyor ve OECD ülkeleri arasında Şili ve Meksika ile son üç sırada yer alıyor. Uluslararası sıralamada geride olmasına karşın Türkiye’nin puanları 2012 yılına dek yavaş da olsa artma eğilimindeyken, PISA 2015’te Türkiye’nin ortalama matematik puanı 448’den 420’ye, fen puanı 463’ten 425’e, okuma puanı da 475’ten 428’e geriledi; OECD ortalamasında ise ortalama matematik puanı 490, fen ve okuma puanları 493. PISA sonuçlarında, ülkelerin ortalama puanlarının yanı sıra, her bir alanda yeterlilik düzeylerine göre dağılım da sunuluyor. Türkiye’de fen alanında en yüksek düzeyde (6. düzey) performans gösteren çocukların olmayışı, 5. düzeyde başarı gösteren çocukların oranının yalnızca %0,3 olması ve en düşük düzeyde (2. düzeyin altı) performans gösteren çocukların payının büyüklüğü (%44,5) dikkat çekici ve endişe verici. OECD ortalamasında ise fen alanında 6. düzeyde başarı gösteren çocukların payı %1,1, 5. düzeyde başarı gösteren çocukların payı %6,7, ikinci düzeyin altında performans gösteren çocukların payı %21,2.

2 PISA 2015’teki Düşüşün Sebebi Ne?

Eğitim Reformu Girişimi (ERG) Direktörü Batuhan Aydagül’e göre puanlardaki düşüşte, nitelikli eğitimin en önemli girdisi olan öğretmenleri desteklemeye yönelik politikaların yetersizliği öne çıkıyor. Kasım 2011’de gerçekleşen Ulusal Öğretmen Stratejisi Çalıştayı’ndan beş yıl sonra strateji hala uygulamaya alınmadı. Bunu, ortaöğretimdeki dönüşüm ihtiyacının göz ardı edilmesi izliyor. Liseler arası nitelik farkları çok fazla ve az sayıdaki iyi okula girmek için oluşan rekabet TEOG sınavları yoluyla ortaokul eğitimi üzerinde baskı kuruyor. 2013 başında ortaöğretimi yapılandırmak için başlayan çalışmaların bakan değişikliği sonrası yarıda bırakılarak ortaöğretime geçiş sınavının değişmesi, eğitimde sorunların değil semptomların önceliklendirilmesine bir örnek. Son olarak, 2011-2015 arasında MEB’in üst üste gelen ve eğitim camiasında oldukça hareketlenmeye ve sindirmesi zor değişikliklere yol açan kararları var: Öncelikle MEB merkez teşkilatının yeniden yapılanması, arkasından 4+4+4 gibi ciddi bir değişikliğin üç ay gibi kısa bir sürede uygulamaya alınması, dershanelerin kapatılması ve müdürlerin rotasyonu ve değerlendirilmesi. Bütün bu etkenlerin yanı sıra, Türkiye’de 2012 yılında zorunlu eğitimin süresi uzatıldığı için PISA evreninin kapsamı da değişti. OECD bu gibi durumlarda sonuçların geçmiş yıllarla karşılaştırılarak yorumlanmasının güçleştiğini de belirtiyor.

3 PISA 2015’te Ne Soruldu?

PISA’da yalnızca bilgi değil, aynı zamanda bilginin gerçek yaşam koşullarına nasıl uygulandığı da ölçülüyor. Öğrencilerin yalnızca okuduklarını özetleyip aktarmaları beklenmiyor, aynı zamanda muhakeme yeteneği ve yeterliliklerini de ölçen sorular soruluyor. Örneğin Aljazeera Turk’ün haberinde yer alan aşağıdaki soruda, “Okul ödevi için İngilizce bir roman okumanız gerekmektedir. Aradığınız kitabı bulabileceğiniz en uygun bölümü yerleşim planı üzerinde daire içine alınız.” diyor. İkinci soruda yeni kitapların kütüphanede nerede olduğu çoktan seçmeli olarak sorarken, akıl yürütmeye dayalı üçüncü soruda öğrencilere ‘yeni kitaplar’ın kütüphanede niye o bölüme yerleştirilmiş olabileceği soruluyor. ERG Politika Analisti Aysel Madra Hürriyet Eğitim’deki yazısında, “Metni doğru anlamayan veya akla uygun olmayan bir yanıt veren öğrenciler sıfır puan alıyor. Bu tarz sorulara, ezbere dayalı bir eğitim sistemi içerisinde büyüyen ve çok erken yaştan itibaren sınavlara hazırlanmaya başlayan öğrencilerimizin alışık olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz” diyor.

4 Hayaller Beceri İle Örtüşmüyor.

PISA 2015 sonuçları, Türkiye’de öğrencilerin kariyer planlarının tıp ve mühendislik alanlarında yoğunlaştığını gösteriyor. Ancak fen, matematik ve okuma alanlarının en az birinde ileri düzeyde performans gösteren öğrenci oranı OECD ülkelerinde %15,3 iken, Türkiye’de bu oran sadece %1,6. Bu da gelecekte üniversitelerde tıp ve mühendislik bölümlerine talebin  devam edeceğini, ancak düşük nitelikli mühendisler ve doktorlar yetiştirme ihtimalimizin yüksek olduğuna işaret ediyor.

5 21. Yüzyılın Mesleklerini Yapacak Öğrenci Yok.

PISA’da düzey 5’teki çocuklar karmaşık durumlarla ilgili modeller geliştirebiliyor, yorumlarını ve muhakemelerini açık bir şekilde anlatabiliyorlar. Türkiye’de 5. ve 6. düzeyde öğrenci sayısı ise yok denecek kadar az. ERG Politika Analisti Yeliz Düşkün Aljazeera Turk’e verdiği röportajda bu konu ile ilgili şöyle bir kaygıyı paylaşıyor: “5. ve 6. düzey öğrenciler küresel ölçekte bilgi teknolojilerini kullanan işler yapabilecek çocuklar. Örneğin 3D yazıcı ile yazılım yapan firmalar gelecekte çoğalacak. Bugün öğrenilen becerilerin bir bölümü geçerliliğini yitirecek. Kod yazabilen insanlar çalışıyor olacak gelecekte. Bu sonuç geleceğin mesleklerinin de, bu meslekleri yapanların da Türkiye’de daha az olacağını gösteriyor.”

6 Öğretmen ve Eğitimin Niteliğinin Geliştirilmesi Şart.

ERG Politika Analisti Yeliz Düşkün BBC Türkçe’ye verdiği demeçte, PISA 2015 sonuçlarında öğrencileri özellikle ortaöğretime geçişte ayrıştıran eğitim sisteminin de payı olduğunu vurguluyor. OECD’nin araştırmalarına göre eğitimde en başarılı ülkeler, tüm çocukların eğitimini önceliklendiren ve öğretmen niteliğine yatırım yapan ülkeler. ERG Direktörü Batuhan Aydagül ise Hürriyet’ten Cansu Çamlıbel’in sorularını yanıtlarken PISA gibi sınavlarda daha başarılı olabilmemiz için öğretmenin moralini yükseltmenin, onların güçlenmesi için özgür bir alan yaratmanın ve onlara destek vermenin önemini belirtiyor.

7 Milli Eğitim Bakanı PISA 2015 Eleştirilerine Tepki Gösterdi.

PISA 2015 sonuçlarının açıklanmasının ardından Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, ülke ortalamasını mesleki ve teknik liselerde okuyan öğrencilerin düşürdüğünü ifade etti. Bakan konuşmasında, sınava sadece fen lisesi öğrencileri katılmış olsaydı, Türkiye’nin dünya sıralamasında ilk üçte olacağını söyledi. ERG Politika Analisti Yeliz Düşkün ise BBC Türkçe’nin haberinde, “Çocukları bu şekilde liselerine göre ayrıştırmak PISA’daki düşük performansımızı açıklamaz. Kaldı ki fen lisesi öğrencileri bile PISA testinde başarılı olamadı” diyor.

8 “PISA Ortalamasını Yakalamanın Türk Ekonomisine Katkısı 3,5 Trilyon Dolar Olurdu”

ERG Direktörü Batuhan Aydagül yine Hürriyet’e verdiği röportajda, Türkiye’nin ülke ortalamasını PISA ortalamasına çekmesinin ülke ekonomisine getireceği katkının yapılan bütün yatırımlardan daha fazla olacağını ifade etti. Aydagül, “2010’da OECD tarafından PISA verisi kullanılarak yapılan ekonomik modellemede Türkiye’nin 2010 ile 2030 arasında PISA skorlarında ortalama 25 puanlık artış sağlamasının 2010 doğumlu neslin yaşamı boyunca yaratacağı artı değerin bugünkü karşılığı 3,5 trilyon Dolar” diyor.

9 Singapur Neyi İyi Yapıyor?

PISA 2015’te üç alanda da en iyi performans gösteren ülke Singapur oldu. Singapur’un bu başarısına öğretmen üzerindeki güçlü odağı, değer ve beceri temelli eğitiminin sebep olduğu anlaşılıyor. Hürriyet’in haberine göre öğretmenlik mesleğinin toplumdaki itibarının çok yüksek olduğu, liselerin yalnızca en başarılı mezunlarının öğretmen olabildiği Singapur’da, değer ve beceri eğitiminde öne çıkan kavramlar arasında ise öz farkındalık, öz yönetim, sosyal farkındalık, ilişki yönetimi, sorumlu karar alma, sivil okuryazarlık, kültürlerarası beceriler, eleştirel ve yaratıcı düşünme bulunuyor.