21. Yüzyılın Aranan Becerileri

21. Yüzyılın Aranan Becerileri

Cansu Atlay, ERG Proje Asistanı

Başta bilişim ve teknoloji olmak üzere birçok iş alanında uygun eğitim ve deneyimin yanında, değişime ayak uydurabilme, yenilikçi olma, problem çözme, takım içinde çalışabilme ve bireysel sorumluluk alırken yöneticinin taleplerini de yerine getirebilme günümüz iş hayatının olmazsa olmaz yetileri.

Son dönemde hayatlarımız büyük bir hızda değişime uğradı. Günümüzde, 20-30 yıl öncesinde hayal bile edilmeyen bilgi-iletişim teknolojileri ve araçlarını kullanıyoruz. İnsanların, ürünlerin, hizmetlerin ve sermayenin küresel hareketinin kolaylaşması, bireylerin birbirleriyle olan sosyal ve ekonomik ilişkilerinin doğasını da değiştiriyor. Bu dönüşüm sonucunda 21. yüzyılda ihtiyaç duyulan beceriler de evrim geçiriyor; hem bilgi-teknolojileri endüstrisinin rolünün arttığı ekonomiye ayak uydurmak hem de topluma yarar sağlamak için gereken sosyal ve bilişsel beceriler önem kazanıyor. [i]

Bu değişimi anlayabilmek için OECD’nin Skills Outlook raporunda söz edilen meslek sınıflandırma sistemine bakılabilir. Raporda, uzmanlık ve ileri düzeyde iletişim becerileri gerektiren, rutin olmayan analitik (non-routine analytic) ve rutin olmayan etkileşimli (non-routine interactive) işlerin ABD’de, 1960’tan bu yana büyük bir artış gösterdiği ifade ediliyor. Diğer taraftan rutin bilişsel (routine cognitive) ve rutin elle yapılan (routine manual) işlerde ise 1970’lerden başlayan ve hala devam eden  belirgin bir düşüş olduğu vurgulanıyor. Burada rutin işlerden kasıt kurala dayalı ve bedensel olmaları örneğin; seri üretimde fabrika işçiliği veya beyaz eşya tamirciliği gibi. Rutin olmayan işler ise yaratıcı, probleme uygun çözüm üretebilme becerisi ve zihinsel çaba gerektiren işler örneğin; bir halkla ilişkiler uzmanının veya finans analistinin iş tanımı bu kategoriye giriyor. Rutin olan işlerin oranındaki düşüş, bu işlerin büyük kısmının son yıllarda robotik teknolojisi ve bilgisayarla yapılabilecek hale gelmesiyle açıklanabilir. Raporun bu konudaki diğer bir bulgusu, rutin olmayan ama el emeği gerektiren işlerin oranının önce düşüş gösterip ardından 1990’larda sabitlenmiş olması. Bunun nedeni de rutin olmayan işlerin insan emeği olmadan veya taşeron hizmetle yapılmasının mümkün olmaması, örneğin temizlik ve güvenlik görevlileri, çocuk/yaşlı bakıcıları gibi istihdam alanları bu kategoriye giriyor. OECD tarafından 2008-2012 yılları arasında 24 ülkede yapılan Yetişkin Becerileri Anketi sonuçları da iş dünyasındaki bu değişimi gözler önüne seriyor. Anket sonuçlarına göre, yüksek bilgi-teknolojileri becerileri gerektiren iş alanlarındaki istihdam oranlarında 1998-2009 yılları arasında yaklaşık % 25’lik bir artış söz konusu. 2016 yılında tamamlanacak olan ikinci ankete Türkiye’nin de katılması, ülkedeki yetişkin nüfusun sosyal ve bilişsel becerilerinin değerlendirilmesi için büyük önem taşıyor.

Peki, işverenler çalışanlarından neler bekliyorlar? UNESCO’nun Herkes için Eğitim 2012 Küresel İzleme Raporu’na  göre  işverenler, iş başvurusu yapanların aldıkları eğitim ve bilgi birikimlerini günlük hayattaki problemleri çözmek için kullanabildiklerini, inisiyatif aldıklarını ve iş arkadaşlarıyla iyi iletişim kurabildiklerini görmek istiyor. Türkiye’de de durum farklı değil. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 2013 yılında yaptığı ve 2.018 firmanın katıldığı anket çalışması, firmaların çalışanlarında takım çalışması, yönetim/liderlik ve problem çözme becerilerini de aradığını gösteriyor. Bu becerilere en fazla büyük ölçekli firmalarda ihtiyaç duyulduğu belirlenmiş. Tüm firmaların dörtte üçü çalışanlarında beceri eksiği gördüğünü belirtmiş. İşverenlerin iş piyasasında aradıkları becerilere sahip çalışanı bulmakta zorluk çektiklerini ifade etmesi ciddi bir “yetenek açığı” olduğuna işaret ediyor. ManpowerGroup’un 42 ülkede yaptığı ve bu çıkarımı doğrulayan bir ankete göre, işverenlerin % 38’i açılan pozisyonlara uygun aday bulmakta zorlanıyorlar. Türkiye’de bu zorluğu yaşayan işverenlerin oranı ise % 52. Bu oranla Türkiye 42 ülke arasında yetenek açığının en çok hissedildiği onuncu, EMEA (Avrupa, Orta Doğu ve Afrika) bölgesinde ise Romanya ve Yunanistan’dan sonra üçüncü ülke.

Sosyal ve Bilişsel Becerileri Anlamak

Peki, nedir bu işverenlerin aradıkları “sosyal ve bilişsel beceriler”?

Mesleğe ilişkin ve teknik bilgilerin dışında kalan, akademik bilgiye dayanmayan bu becerileri tanımlamak için tüm akademisyen, araştırmacı ve politikacılar tarafından kabul edilen tek bir terim yok. Yabancı medyada sık kullanılan yumuşak beceriler (soft skills) terimi, sosyal ve bilişsel becerilerin önemini yeterli ölçüde yansıtmıyor. OECD, Dünya Bankası gibi kuruluşların ise bu terim yerine anahtar beceriler, temel beceriler ve bilişsel ve davranışsal beceriler terimlerini tercih etmesi bu becerilerin öneminin o kadar da “yumuşak” olmadığının kanıtı. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), mesleğe ilişkin ve teknik bilgilerin dışında kalan, akademik bilgiye dayanmayan bu yetiler için “anahtar beceriler” terimini kullanıyor ve işverenlerin en çok aradığı anahtar becerileri şöyle sıralıyor:

1-    Esneklik ve uyumluluk: Farklı yerlerde, farklı insanlarla, eşzamanlı olarak farklı görevleri tamamlayabilme

2-    Etkili iletişim: İyi iletişim yeteneği, dinleme, gözlem, kavramlar arası ilişki kurabilme

3-   Sorun çözebilme: Durum analizi yapabilme, sorunu oluşturan farklı etmenleri görebilme, en etkili çözümü geliştirme, uzun vadeli sonuçları öngörebilme ve çözümlerin uygulanmasında kişisel sorumluluk alabilme

4-    Yaratıcılık: Özellikle iş geliştirme konusunda yeni fikirler geliştirebilme

5-    Kişilerarası beceriler: Sabırlı, çalışkan ve güvenilir olma

6-    Takım çalışmasına yatkınlık: Grup içerisinde etkili ve sorunsuz bir şekilde hareket edebilme, liderlik ve bireysel karar verebilme

Rapora göre, işverenler için temel eğitimle kazanılan becerileri tamamlamak ve güçlendirmek için “anahtar” becerilere sahip olmak önemli. Öğrencilerin teknik birikimlerini iş hayatında etkili bir şekilde kullanabilmeleri ve geliştirebilmeleri için bu becerileri kazanmaları gerekiyor. Somutlayacak olursak, lise veya üniversite diplomasıyla belgelenen teknik bilgiler, temel eğitimden başlayarak kazanılabilecek sorun çözme, yaratıcılık ve iletişim  becerileriyle desteklenirse, bireye iş hayatında çok daha fazla kapı açabilir. Yani geçmişte ebeveynlerin çocuklarına verdikleri “Şu üniversiteden çıktın mı seni havada kaparlar”, “Diplomanı alırsan sırtın yere gelmez” gibi öğütlerin artık çok da geçerli olmadığını görüyoruz. Başta bilişim ve teknoloji olmak üzere birçok iş alanında  uygun eğitim ve deneyimin yanında, değişime ayak uydurabilme, yenilikçi olma, problem çözme, takım içinde çalışabilme ve bireysel sorumluluk alırken yöneticinin taleplerini de yerine getirebilme günümüz iş hayatının olmazsa olmaz yetileri.

Etkileşimli, katılımcı, yenilikçi bir eğitim sistemi

Açıkça görülüyor ki, bazı sosyal ve bilişsel beceriler bireylerin seçecekleri meslekleri belirleyebiliyor. Kaliteli eğitime erişim ve yaşam boyu öğrenmeye ek olarak, 21. yüzyılın gerektirdiği bu becerileri kazanmış olmak günümüzde kişisel gelişimin ve istihdam edilebilir olmanın neredeyse önkoşullarından biri. Dünyada birçok eğitim sistemi için öğrencilere bu becerileri kazandırmak öncelik haline gelmişken, Türkiye için de aynı bağlamda bir tartışmanın politika yapıcıların ve eğitimin paydaşlarının gündemini meşgul etmesi gerekiyor.

Kuşkusuz, ideal bir sistem hem teorik eğitimi hem de mesleğe ilişkin belirli bilgileri eşzamanlı olarak sunabilen bir örgün eğitim sistemi olmalı. İyi kalitede temel eğitim, beceri geliştirme fırsatları ile genç nesilleri iş hayatlarına hazırlarken, onlara anahtar becerileri kazandırarak yaşam boyu kendilerini geliştirmelerine olanak sağlamalı. Bu amaçla eğitim sisteminden beklenen, müfredatı daha etkileşimli, katılımcı ve yenilikçi yöntemlerle sosyal ve bilişsel becerilerin de gelişmesine ortam sağlayacak biçimde öğrencilere aktarmak olmalıdır.

Bu blog yazısı ERG’nin görüşlerini yansıtmaz. Sorumluluk blog yazarına aittir.

 


[i]Elbette sosyal ve bilişsel becerileri kazanmak sadece iş bulmak için değil, bireylerin kişisel gelişimlerini iş hayatları dışında da devam ettirebilmeleri, toplumsal ilişkilerinde mutlu ve sağlıklı olabilmeleri için de çok önemli. Bu durumu göz önüne alarak bu yazıda sadece sosyal ve bilişsel becerilerin iş hayatındaki yerine ilişkin yorumlara yer verilecektir.