Öğretmenler 23 Nisan Şarkısı Bile Seçemiyor!

Öğretmenler 23 Nisan Şarkısı Bile Seçemiyor!

Duvar

Eğitim sisteminde sadece yüzde beş sorumluluğa sahip öğretmenler sınıfları hakkında karar veremiyor. Oturma düzenini çocuklar için daha iyi hale getirmek isteyen bir öğretmen okul müdürü ile karşı karşıya gelebiliyor. 23 Nisan’da kullanılacak etkinlik şarkıları da ‘yerli’ şarkılar ile sınırlandırılabiliyor.

Ulusal Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA)’nın 2015 verilerine göre Türkiye’de görev yapan öğretmenlerin öğretim programlarındaki sorumluluğu sadece yüzde 5 iken ulusal yönetimin sorumluluğu ise yüzde 77. Öğretim sorumluluğunu belirlemede kalan dilim ise okul kurulu ve yerel yönetiminin. Karar verme mekanizmasında etkili olamayan öğretmenler ise  performans ödevi, sınav sistemi, sınıfın oturma düzeni ve etkinlik şarkılarının seçimi gibi konularda nasıl hareket edeceğini bilemiyor.

 

Eğitim Reformu Girişimi araştırmacısı Umay Aktaş Salman’ın yazısına göre, öğretmenler farklı bir şey yapmak istediğinde bunun yolu okul müdürünü, veliyi inandırmaktan geçiyor. Kimi zaman çok basit şeylerin dahi ellerinde olamamasından şikayetçi olan öğretmen C.Ç. etkinlik şarkılarını bile seçemediklerini şu şekilde dile getiriyor:

” ‘Öğretmenim 23 Nisan’da sınıfınızla gösteri yapacaksınız ama herhangi bir şekilde yerli olmayan müzik çalamazsınız’ deniyor. Müsaade edelim de öğretmen en azından çocuklarının gösterisinde kullanacağı müziği seçsin. Değil ders içeriğini belirlemek, etkinlikteki müziği bile seçecek durumda değiliz. Sınıfta çocuklarımızı nasıl oturtacağımızı bile çoğu zaman kendimiz seçemiyoruz. Okullar aynı zamanda MEB, Açıköğretim Fakültesi ve ÖSYM’nin sınav merkezi. İki, üç haftada bir, hafta sonu okullarda sınav oluyor. Sınıfta 20 sıra oluyor. Oturma düzenini değiştiremiyorsun. Geçen sene 32 öğrencim vardı. 16 masa işimi görüyordu. Dört sırayı sınıftan çıkarmak istiyordum, okul müdürü kabul etmedi. ‘Sınav olduğunda bodrum kattan o sıraları kime taşıtacağım’ diyordu. Küme şeklinde düzenliyordum sınıfı, ‘Sınavda arka arkaya dizmemiz gerekiyor, zaman alıyor’ diyordu.”

 

‘SINAV SİSTEMİ BELLİ DEĞİL, BEN DE BİLMİYORUM’

İstanbul’da bir Anadolu lisesinde tarih öğretmeni olarak çalışan 6 yıllık öğretmen Ö.Ü. ise şu sıralar üniversiteye giriş sistemiyle ilgili bir buçuk ayda yapılan 5 değişikliği anlamaya ve öğrencilerine açıklamaya çalışıyor ve “Son bir buçuk ayda bir sürü değişiklik oldu sınavla ilgili. İlk açıklanan sistemde ilk sınavda tarih sorulmayacağı açıklandı. Önce öğrenciler sevindi. Eğitim sistemi o kadar sınav odaklı ki, sınavda çıkmayacak ders ikinci plana atılıyor. Hem motivasyonunuzu korumak hem de öğrencileri derste tutmak adına yeni bir söylem geliştirmek zorundasınız. Dedim ki ‘Ne güzel, etkinlik yaparız, gezilerle tarihi işleriz.’ Sonra sınav sisteminde yine değişiklik yapıldı ve tarih sorusu da sorulacak dendi. Bu sefer ‘Hangi konular çıkacak’ diye soruyor öğrenciler. ‘Daha belli değil, ben de bilmiyorum’ diyemiyorsunuz. O kadar aciz hissediyorsunuz ki çocuğun karşısında. Yetemiyorsunuz, çocuğa yetememek duygusu da sizi geriye çekiyor. Merkezden gelen emir sınıfın orta yerine düşüyor. En fazla da bizleri yakıyor. Bir taraftan ‘Değişime adapte olmalıyım’ diyorum kendi kendime. Diğer taraftan bir şey anlatırken, birden değişiklik oluyor. Su akarken içinde sürüklenen cansız herhangi bir şey oluyorsun. Böyle hissediyorum” diyor.

Yazının tamamı