Herkese İyi Örnek | Damlaları Denize Dönüştürmek…

Herkese İyi Örnek | Damlaları Denize Dönüştürmek…

Eğitim Reformu Girişimi 2004’ten bu yana Eğitimde İyi Örnekler Konferansı düzenliyor. 15 yılda Türkiye’nin dört bir yanından gelen binlerce iyi örneği var gücümüzle İstanbul dışındaki illere de taşıdık. İÖK’ün 38. Yerel Çalıştayı 14 Eylül’de Tunceli’de gerçekleştirildi. İstanbul, İzmir, Balıkesir ve Diyarbakır’dan öğretmenler, Tuncelili meslektaşlarıyla bir araya geldi. Yaklaşık 300 öğretmen deneyimlerini paylaştı, birbirinden ilham aldı. İzmir’deki Ahmet Öğretmen ve Tunceli’deki Özgür Öğretmen, yerel çalıştayın kendilerine kattıklarını ERG Blog için kaleme aldı.

Özgür Boran Gültekin
Tunceli Hürriyet Ortaokulu Görsel Sanatlar Ortaokulu 

Ahmet Canbaz
İTÜ Geliştirme Vakfı İzmir Okulları Türkçe Öğretmeni

“Sınıfta uygulayabileceğim yeni bir şey öğrendim. Biz de bu yöntemi uygulayalım mı? Ya da bu yöntemi biraz daha geliştirebilir miyiz?..”

Eğitim Reformu Girişimi’nin Tunceli’de yaptığı Eğitimde İyi Örnekler Konferansı’nın 38. Yerel Çalıştayı’nın ardından, Tunceli’de öğretmenler birbirine bu soruları soruyor. Zaten öğrencilerimiz için uğraşıyor, daha iyisini yapmaya çalışıyorduk. Ancak Eğitimde İyi Örnekler Konferansı Yerel Çalıştayı kentimize gelince çabamıza bir damla da onlar ekledi. Şimdi bu damlaları nasıl denize çevirebiliriz diye düşünüyoruz.

Ben Özgür Boran Gültekin. Yedi yıldır Tunceli’de çalışıyorum. Hürriyet Ortaokulu Görsel Sanatlar Öğretmeniyim. İÖK Yerel Çalıştayı’nda Türkiye’nin farklı illerinden gelen öğretmenler sınıflarında hayata geçirdikleri uygulamaları sundu bizlere. Ben de Tunceli’deki iyi örneklerden birini sunanlardandım. Projemin adı Botanik Sınıfı. Görsel Sanatlar sınıfını aynı zamanda botanik sınıfına dönüştürdüm.

Birbirimizden haberdar olduk

Dal, tohum ve çeşitli yöntemlerle meyveler ve bitkilerin çimlendirilmesi ve büyümesini sağladık. Öğrencilerim çimlendirme sürecinden bitkinin ürün verme sürecine varana kadar tüm aşamaları uygulamalı olarak takip etti. Böylece teorik öğretilen bilgileri pratikte hayata geçirdi. Öğrencilerin sorumluluk ve doğa bilinci gelişti. Bitkileri yetiştirirken bir yandan da sanat yaptılar. Resimlerini onlara bakarak yaptılar.

Bu yaptıklarımı Tunceli’deki diğer öğretmenlerle paylaşma fırsatı beni çok mutlu etti. Gurur verici de oldu. Yaptıklarımızı artık Tunceli’deki tüm öğretmenler biliyor. Diğer okullardaki resim öğretmenleriyle il genelinde yaptıklarımızı birbirimizle konuşuyoruz. Ancak diğer branştan öğretmenler de farklı uygulamalar yapabileceğimizi ve onlarla işbirliği yapabileceğimizi gördüler.

Yerel Çalıştay bir köprü oldu

İÖK Yerel Çalıştayı, yaptığımız çalışmalarda birbirimizi nasıl destekleyebiliriz sorusunu daha fazla aklımıza getirdi. Ulaşım zorlukları nedeniyle de daha çok Tunceli içinde kalıyorduk. Bizim için böyle etkinliklere gitmek de kolay olmuyor. Ancak Yerel Çalıştay bizler için köprü oldu. Daha geniş düşünmeye başladım.

Çalışmamı sunmanın bana kattıkları dışında, diğer sunum ve atölyeler de beni besledi. Felsefe atölyesinde öğrendiklerimle öğrencilerime sanat tarihini anlatırken zorlandığım noktaları nasıl anlatacağıma dair aklıma fikirler geldi.

İzmir’den Tunceli’ye ‘iyi örnek’ yolculuğu

İÖK Tunceli Yerel Çalıştayı’ndan beslenerek çıkan, ilham alan sadece Özgür Öğretmen olmadı. Tunceli’deki meslektaşlarına deneyimlerini aktarmak ve iyi örneğini sunmak için İzmir’den gelen Ahmet Canbaz da hem ilham aldı hem deneyimlerini paylaştı. Canbaz’ın kaleminden İÖK Tunceli Yerel Çalıştayı:

Geçtiğimiz nisan ayında gerçekleştirilen Eğitimde İyi Örnekler Konferansı’nda (İÖK) sınıfta uygulamış olduğum “Betimleme Kutuları ve Doğaçlama Çanakları Yaratıcı Yazma Etkinliği” çalışmamı sunmuştum. Aradan aylar geçti bu kez iyi örneğimi Tunceli’deki meslektaşlarıma sunmamı istediler. Bu bilgi heybemi yeniden doldurmak ve oradaki meslektaşlarımla paylaşımda bulunmak demekti. Tunceli’ye adım attığımızda mütevazilik, misafirperverlik, Munzur ve eşsiz bir coğrafya karşıladı beni. Heyecanım iyi örneğimi meslektaşlarımla paylaşacağım zaman daha da arttı.

Türkçe dersine girdiğim 5 ve 6. sınıflarda öğrencilerin yazma hevesini ve yaratıcılıklarını artırmak için uyguladığım yöntemi anlatacağım salondaki her bir öğretmenin gözünde sonsuz bir merak vardı. O an anladım ki aslında yurdun dört bir tarafındaki tüm öğretmenler öğrenme ve öğretme aşkıyla yaşıyordu.

 

Yazmayı sevdirmek için yaptıklarımı anlattım

Öğrencilerin merak duygusunu harekete geçirebilmek için deniz, orman ve uzay olmak üzere üç tema içeren kutu yaptığımı anlatmaya başladım. Her bir temayla ilgili kutuların içine üç boyutlu çizimler ve maketler yaptığımı söyledim. Mesela uzay temalı kutuyu açınca öğrenciler, gezegenlerle, güneşle karşılaşıyordu. Deniz temalı kutunun içinde mercanlar, balıklar va daha başka bir sürü maket, resim yer alıyordu. Doğaçlama çanağının içinde de öğrencilere verdiğim çeşitli problemler yer alıyordu.

Önce çocuklara kutuları verip içlerinde neler olduğunu tahmin etmelerini istediğimi paylaştım meslektaşlarımla. Sonra çalışma kağıtlarını verdiğimi, o kağıtlarda belirli karakterler yer aldığını söyledim. Öğrenciler hem çalışma kağıtlarındaki karakterlerden seçim yapabiliyor hem de kendi karakterlerini yaratabiliyorlardı. Çanaklardan çektikleri kağıtlarda da belirli problemler yer alıyordu. Öğrencilerimden tüm bunları kullanarak bir hikâye yazmalarını istediğimi anlattım.

Öğrenciler test verince yapıyor ama yazı yazmayı sevmiyordu. Öğrendiklerini günlük hayatta nasıl kullanacaklarını da tam bilemiyorlardı. Bu çalışmaya o yüzden başladım. Dikkatlerini çekmek istedim ve hayal güçlerini kullanmalarını istedim. Kullandığım kutular ayakkabı kutularıydı. Materyal açısından da masraflı değil. Atıklardan yapılabilecek şeyler. Tunceli’deki meslektaşlarıma uygulama sonunda öğrencilerin hayal dünyasına bir kere daha hayran kaldığımdan bahsettim. Tüm bu bilgilerimi paylaştıktan sonra soru cevap bölümüne geçtik.

 

Bu uygulamayı biz de yapabilir miyiz?

Bazı meslektaşlarım zaman sorunu nedeniyle bunu uygulayıp uygulayamacaklarını soruyorlardı. Karşılarında duruyordum işte. Aynı kaygıları yaşamış ama uygulamayı hayata geçirmiştim. Neden onlar da sınıflarında böyle bir çalışma uygulamasın? Örneğin kutu yapımı konusunda öğrencilerinden destek alabileceklerini söyledim.

Bingöl’deki bir köy okulunda çalışan Ramazan Öğretmen materyal ve kaynak eksikliğinden, sınıf koşullarından, ilgisizlikten dem vuruyor, ben ise bu olumsuzlukları nasıl olumlu yapabiliriz diye düşünüyor, sonunda çözüm yollarını beraber üretiyorduk.

Çalıştay süresince okul koridorunda, yemekhanede, boş bulduğumuz her anda sunuma katılan öğretmenlerle fikir alışverişimiz gün boyunca devam etti. Onlar da bana çok güzel öneriler verdiler. İÖK Tunceli Yerel Çalıştayı sayesinde öğretmenlerin öğrencilerine umut olma çabası, farklı bölgelerden öğretmenlerin deneyimlerini paylaşması öğretmenlik mesleğine olan inancımı bir kez daha kamçıladı.