Habertürk: Neden yabancı dil öğrenemiyoruz?

Habertürk: Neden yabancı dil öğrenemiyoruz?

Eğitim Reformun Girişimi Gözlemevi Koordinatörü Burcu Meltem Arık’ın 1 Kasım 2018’de Habertük Para Gündem programına konuk oldu. Programın kaydı ve çıkan haber aşağıdadır.

Yabancı dil öğrenmek kolay mı? Yabancı dil nasıl öğrenilir? Yabancı dil öğrenirken nelere dikkat edilmeli? Çocuklar kaç yaşında eğitime başlamalı? Bu soruların yanıtını hepimiz çok merak ediyoruz çünkü yabancı dil öğrenme konusunda maalesef çok da başarılı değiliz. Habertürk TV’de canlı yayına konuk olan Eğitim Gözlemevi Koordinatörü Burcu Meltem Arık, bu problemin nasıl aşılacağına dikkat çekti.

Neden yabancı dil öğrenemiyoruz?

HANGİ YAŞTA YABANCI DİL ÖĞRENİLİR?

Kaç yaşından itibaren İngilizce öğrenilmeli? sorusuna Burcu Meltem Arık, şu yanıtı verdi: “Uzmanların söylediği iki konu var. Birisi 3-6 yaşın çok kritik olduğu. Diğeri de 9-10-11-13 yaş grubunun çok daha iyi dil öğrenebileceği, dil öğrenmeye daha anlamlı, bütüncül yaklaştığı yönünde. Bu araştırmalara bakarak Milli Eğitim Bakanlığı geçtiğimiz sene bir pilot uygulama başlattı. 5’inci sınıflarda yabancı dil ağırlıklı bir uygulama başlattı. Ancak orda da sıkıntılar oldu dolayısıyla bunu bir öğretme malzemesi yerine aslında dilin çocuk için önemli bir iletişim aracı olabileceğini bilmek ve buna göre yaklaşmak çok daha kritik olacaktır. Çünkü biz daha çok öğretme odaklı yaklaşıyoruz. Böyle olunca da onun gündelik hayatının dışında malzemelerle desteklemeye çalışıyoruz. Sürekliliğini de tam olarak sağlayamıyoruz. Bunlar olumsuz etkiliyor.”

Eğitim Gözlemevi Koordinatörü Arık, okul öncesi dönemdeki kreşlerde ebeveynlerin çocuklarının matematik, yabancı dil, satranç gibi şeyler öğrenmesini istediğini ancak çocuğun boş zamana ihtiyacının olduğunu belirtti. Çocuğun kendi kendine oyun kurmaya, kendi akranlarıyla iletişim kurmaya ve serbest zamanlara ihtiyacı olduğunu kaydetti.

“MERAKI TEŞVİK EDECEK ALANLARI BULMAK LAZIM”

Arık, “Milli Eğitim Bakanlığı’nın yayınladığı Eğitimde Vizyon Belgesi’nde çok heyecan verici bir gelişme oldu: Teneffüs saatlerinin uzaması. Bu da onun kapsamında değerlendirilebilir. Çocuğun serbest alanlara çok fazla ihtiyacı var. Bugün bakıyorsunuz, haftasonları çocuklar kurstan kursa koşuyorlar” dedi.

Ailelere önerilerde bulunan Arık, “Çocuğu zorlamamak çok önemli. 6 yaşında bir kızım var. O kendisi İngilizce’ye merak saldı ve öğrenmeye çalıştı. O merakı teşvik edecek, tetikleyecek alanları bulmak lazım. Orda da çocuğunu iyi bilmek lazım. Olmadığında da zorlamamak lazım. Akdi takdirde öğrenmeyi ve merak duygusunu çok törpülüyoruz. Bu matematik için de İngilizce için de geçerli” diye konuştu.

OECD ülkelerine baktığımızda yabancı dile çok önem veren bir ülke olduğumuzu kaydeden Arık, “Materyal sorunumuz var. Çocuğa hitap etmiyor, çocuğun bireyselleşmiş ve farklılaştırılmış ihtiyacı karşılanmıyor. Öğretmenin güçlendirilmesi ihtiyacı var. Öğretmenin o dili yaşayan bir dil haline getirmesine ihtiyacı var. Çok kapsamlı. Mesela 5’inci sınıflar için başlayan yabancı dil ağırlıklı programda öğretmenlerin geri bildirimleri ders yükünün çok fazla olduğu, materyallerin yetersiz olduğu, çocuğa hitap etmediği, hala gramer ağırlıklı olduğu belirtildi. Biz gramer ağırlıklı bir dil kullanıyoruz, yabancı dil öğretimi yapıyoruz. O zaman da gündelik hayatta nasıl iletişim kuracağımı bilemeyebilirim. Okul farklılıkları da söz konusu. Örneğin meslek liselerine verilmesi gereken yabancı dilin başka fen liselerinin başka bir yapıda olması gerekiyor. Konuşmaya da teşvik etmediğimiz için hata kaygısı da çok yüksek sınıflarda” dedi.

YABANCI DİL İÇİN YURT DIŞINA MI GİDİLEMİ?

Yabancı dil öğrenmek için yurt dışına çıkılmalı mı sorusuna  Arık şu yanıtı verdi: “İmkanı olan aileler tabii ki gönderebilir. Burda da bu imkanlar yaratılabilir. Biz devlet okulları temelinde de baktığımız için okullarda herhangi bir uygulama yapılacağı zaman bunun bir eşitsizliğe gitmemesi için çok önemli olması gerekiyor.

MEB’in açıkladığı vizyonda, dijital ortamlara ağırlık verileceği söyleniyor. Ki, anadili İngilizce, Almanca olan kişilerin çocuklarla en azından dijital ortamda buluşması, gündelik yaşama dönük eğitim alması sözkonusu. 2’den başlayarak 12’ye kadar yeniden bir yapılandırma var. Vizyon eğer gerçekleşebilirse umuyorum dil problemini Türkiye’de çözebiliriz” dedi.

Haberin aslına ulaşmak için tıklayınız.