Etkili Öğrenmenin Anahtarı: Duygular

Etkili Öğrenmenin Anahtarı: Duygular

Öğretmeninize karşı sevgi duyarak dersi dinlemek ile sadece iyi not almak için dersi dinlemek arasında fark var. Öğretmen ve öğrenci arasındaki temel iletişimin duygular üzerinden olduğunu göz ardı ediyoruz. Psikoloji öğrencisi Emre Birced, kendi deneyiminden yola çıkarak, duygusal bağ kurmanın sınıf içindeki etkili öğrenmeye olan etkisini yazdı.

Emre Birced

Ortadoğu Teknik Üniversitesi Psikoloji öğrencisi, ERG Stajyeri

Çok iyi bir ilişki kuramadığınız bir öğretmenin dersini yeteri kadar öğrenebildiniz mi veya hayatınıza uyarlayabildiniz mi? Ya da öğretmeniyle olumlu ilişki kurduğunuz bir derse daha çok çalıştığınız olmadı mı? Beyin araştırmaları gösterdi ki, insan beyni duygu barındıran anıları beyinde daha uzun süre depolarken bilgisel anıları daha kısa tutuyor ve hatta hatırlamakta daha çok zorlanıyor. Yani, öğretmeninize karşı sevgi ve değer besleyerek bir dersi dinlemek ile sadece iyi not almak için dersi dinlemek arasında fark var.

Yaşadığım deneyim de bu farkı açıkça ortaya koyuyor. İlkokulda öğretmenimle kaliteli bir iletişim ve bağ kuramadım. Bu da okula ve öğrenmeye karşı düşük bir motivasyon geliştirmeme sebep oldu. Sonucunda da akademik başarısızlıklar getirdi. Başka bir deyişle, öğrenmeyi okulla özdeşleştirmiştim o zamanlar. Bu yüzden genel olarak ne okumayı ne de matematiği seviyordum. Ayrıca, ilkokul yıllarımda kendimi yeterince ifade edemiyordum ve bu da özgüvenimi olumsuz yönde etkiliyordu. Lise yıllarıma kadar okul hayatım boyunca başarılı olabileceğime inanmıyordum. Fakat bu inancım, lisede tanıştığım öğretmenlerimle güven dolu, sağlıklı bir ilişki kurmamla değişti. Öğretmenlerimle daha iyi iletişim kurmaya başladıkça, derslere katılımım, kendimi ifade etme becerim gelişti. İlkokulun aksine lisedeki öğretmenlerimin çoğunun fikirlerime saygı duyduğunu, değer verdiğini hissediyordum. İlkokulda dışa vuramadığım öğrenme isteğim yavaş yavaş su yüzüne çıkmaya başladı. Sonuç olarak akademik başarım yıllar geçtikçe muazzam bir  şekilde arttı.

“Öğrenme ders kitaplarının ötesinde”

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kuzey Kıbrıs Kampusü’nde (ODTÜ KKTC) Psikoloji Bölümü’nde üniversite eğitimime başladım. Üniversitede, öğrenmenin ders kitaplarının ötesinde olduğunu daha iyi idrak ettim. İnsanlarla iletişimle başlıyormuş meğer etkili öğrenme… Psikoloji bölümünün bilimsel olarak incelediği ilişkilerden biri de bu. Üçüncü sınıfta,  mezuniyetime yaklaşırken ve sevdiğim alanı sorgularken katıldığım bir eğitime giriş dersi beni derinden etkiledi. O kadar hoşuma gitti ki araştırmalar okumaya, internetten konuyla ilgilli dersler almaya ve daha da ötesinde derslerimdeki öğretmenleri eğitimci gözlüğüyle incelemeye başladım. Herkes için eşit eğitim mümkün müydü? Türkiye’nin eğitimdeki yeri dünyaya göre neredeydi? Öğrencilere eleştirel düşünce becerisi nasıl kazandırılırdı? Dersler daha etkili bir şekilde nasıl öğretilebilirdi? Soru sormak bence çözüm üretmenin ilk adımıdır. Bu sorulardan birkaçı bu sene Almanya’da bir eğitim konferansına katılmaya, Kıbrıs’ta özel eğitim merkezinde gönüllü çalışmaya ve en sonunda Eğitim Reformu Girişimi’nde stajyer olmaya kadar götürdü beni. Sorduğum sorularda benim için en değerli ve önemli olanı, sınıf içinde herkes için etkili öğrenme ortamının nasıl sağlanabileceği üzerineydi. Bu soruya cevap ararken iki alan hiç olmadığı kadar kesişti gözümde: Eğitim ve psikoloji. Ve gerçekten de psikolojinin prensiplerini eğitim bilimine uygulayan eğitim psikolojisiyle tanıştım. Bu konuyla ilgilli okuduğum makaleler genellikle öğretmenlerin iyi bir eğitim almış olması, iyi sunum becerileri, kişilik özelliklerinin mesleki gereksinimlerle kesişmesi gibi noktalar üzerinde dururken, bunların yanı sıra çok önemli bir şey daha olduğunu biliyordum: Öğrenciyle kaliteli ilişki (bağ) kurmak.

Eğitim bilgi yüklemek mi?

Sosyal psikolojide yapılan bir sürü çalışma bağ kurmanın en küçük yaştan başlayan temel bir ihtiyaç olduğunu sayısız çalışmada gösteriyor. Ve ne komiktir ki, sanki yedi yaşında bu ihtiyacımız bir anda bitiyormuş gibi kimi zaman eğitim sadece bilgi yüklemekten ibaretmiş gibi davranılıyor. Bu bilgileri algılayamayınca da başarısız olarak etiketleniyoruz. Oysaki bizleri başarısızlığa iten, iletişim kopukluğu veya iletişim kurulmaya çalışılmaması. Ergenliğe girdiğimizde her ne kadar planlı, soyut ve ileriye dönük düşünme becerilerimiz gelişse de, bilginin depolandığı yer kişisel hafıza olduğu için, yine öğretmene karşı hissettiğimiz duygular öğrenmede önümüze engel veya yardımcı oluyor. Üniversitede ise kitaplara kafayı gömüp sadece bilginin içinde kaybolurken aslında fikirlerin paylaşıldıkça çoğaldığını unutuyoruz. Çoğu zaman iletişimsizliğe gidiyoruz. Duygusal varlıklar olduğumuzu inkar ediyor ve duyguların öğrenmedeki rolünü küçümsüyoruz. Öğretmen ve öğrenci arasındaki temel iletişimin duygular üzerinden olduğunu göz ardı ediyoruz. Hayat belki de beni kendimi en iyi ifade etmek istediğim şeylere yönlendiriyor: Duygular ve eğitim. Şu anda bilgi birikimim kısıtlı olsa da hayallerim büyük. Einstein’ın şu sözü geliyor aklıma: “Gerçekler sizi A noktasından B noktasına götürür; hayal gücü ise her yere.”

Bu yazıdaki ifadeler yazarın görüşüdür; ERG’nin kurumsal görüşünü yansıtmayabilir.

Uzun Hikâye| Mülteci Öğrencim Var

Uzun Hikâye| Mülteci Öğrencim Var

Umay Aktaş Salman
ERG Araştırmacısı

Eğitim politikaları, sistemi ve sorunları konuşulurken, eğitimin öznesi öğretmen, öğrenci ve veliler çoğu zaman gizli özne durumunda. Sayılar, istatistikler eğitimi konuşurken tek başına yeterli değil aslında. Okullarda, evlerde, sokaklarda verilerin ötesinde bir gerçeklik var. Her sayı bir hikâye. “Uzun Hikâye” yazı dizimizde istatistiklerin, uzmanların anlattıklarının yanı sıra eğitimi gerçek öznelerin hikâyeleriyle anlatıyoruz.

Read More

Yanı Başımızdaki Meksika: Eğitim Yoksulluk ve Eşitsizlikle Mücadele Etmek Zorundadır

Yanı Başımızdaki Meksika: Eğitim Yoksulluk ve Eşitsizlikle Mücadele Etmek Zorundadır

Yeliz Düşkün
ERG Politika Analisti

Eğitim sistemimizin durumunu incelerken, akademik başarı bakımından öne çıkan ülkelerdeki durumu sık sık tartışıyoruz. Dünyada, akademik başarı bakımından dikkat çekmeyen, ancak pek çok meselesi Türkiye’deki meselelere benzeyen coğrafyalardan da öğrenilecek dersler var. Bu coğrafyalardan biri Latin Amerika. Read More

Boş Zamanlarınızda Kitap Okumayın!

Boş Zamanlarınızda Kitap Okumayın!

Yıl boyu “ödev” olarak verilen kitapların yanı sıra yaz tatili için de çocukların ellerine okuma listeleri verildi. Peki “oku” demekle, bu listeleri çocukların ellerine tutuşturmakla, çocuk ve kitap arasında bir ilişki kurmuş oluyor muyuz? Türkçe öğretmeni Serkan Gülpınar, anne-babaların, öğretmenlerin çocuğun kitapla kurduğu ilişkiyi nasıl şekillendirdiğini ERG Blog için yazdı.

Read More

Uzun Hikâye| Karşı Pencere

Uzun Hikâye| Karşı Pencere

Umay Aktaş Salman
ERG Araştırmacısı

Eğitim politikaları, sistemi ve sorunları konuşulurken, eğitimin öznesi öğretmen, öğrenci ve veliler çoğu zaman gizli özne durumunda. Sayılar, istatistikler eğitimi konuşurken tek başına yeterli değil aslında. Okullarda, evlerde, sokaklarda verilerin ötesinde bir gerçeklik var. Her sayı bir hikâye. “Uzun Hikâye” yazı dizimizde istatistiklerin, uzmanların anlattıklarının yanı sıra eğitimi gerçek öznelerin hikâyeleriyle anlatıyoruz.

Read More

Seçimler ve Eğitim

Seçimler ve Eğitim

Eğitimde Reform İçin Önce Ortak Akıl Oluşturmayı Öneriyoruz

Türkiye’de eğitim siyasi çekişmelerin sahnesi olduğu sürece ortak geleceğimiz için vadettiği katkı gerçekleşemeyecek. Önümüzdeki Cumhurbaşkanı Seçimi ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi sonrası eğitime yaklaşımımızı değiştirmek için bir milada ihtiyacımız var. Türkiye’nin genç nüfusunun oluşturduğu demografik fırsat penceresinin kapanmaya başlamasına sadece yıllar kaldı. Artık siyasi partilerin bir masa etrafında oturarak ortak eğitim hedeflerimiz için siyasi uzlaşı sağlaması ülkemiz için hayati öneme sahip. Devamını okumak için tıklayınız.

Hürriyet: “Gençlik nasıl kurtulur?”

Hürriyet: “Gençlik nasıl kurtulur?”

Hürriyet

Farklı alanlardan akademisyenlere, eğitimcilere, biliminsanlarına, danışmanlara Türkiye’de gençlik için acilen atılması gereken adımları sorduk. Kimi sistemde yapılması gereken değişiklikleri sıraladı, kimi doğrudan gençlere öğüt verdi… “Eğitim gerçek mekanlarla, gerçek insanlarla buluşunca ve tüm duyularla hissedilince…” Eğitim Gözlemevi Koordinatörümüz Burcu Meltem Arık, Hürriyet’e yazdı!

Read More

Veri Çağında İstatistik Eğitimi

Veri Çağında İstatistik Eğitimi

Dr. Engin Ader
Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de matematik öğretim programlarında istatistik alanına ve istatistiksel düşünmeye giderek artan bir vurgu var. Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Engin Ader, 1950’lerden bu yana matematik derslerindeki artan bu eğilimi ERG Blog için yazdı. Ader, “Müfredattaki bu vurgunun sınıflara ne şekilde yansıdığı incelenmeli. Eğitimin verimli olması için öğretim ortamları ve uygulamaları geliştirecek çalışmalara ihtiyaç duyuluyor” diyor.

Read More

Değerler Eğitimi Nasıl Verilmeli?

Değerler Eğitimi Nasıl Verilmeli?

Ayşegül Metindoğan
Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi

Millî Eğitim Bakanlığı’nın yenilediği müfredatın merkezinde değerler eğitimi var. Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ayşegül Metindoğan, değerler eğitimini ve değerler eğitiminin nasıl olması gerektiğini yazdı. Metindoğan’a göre ders kitapları çocuklara doğruyu ve yanlışı gösterip, nasihat ediyor. Oysa çocukların değerleri sorgulayarak, empati kurarak kazanmaları önemli.

Read More