Bianet: “10 Çocuktan Altısı Sokakta Bir Saatten Fazla Oynamıyor”

Bianet: “10 Çocuktan Altısı Sokakta Bir Saatten Fazla Oynamıyor”

ERG‘den Umay Aktaş Salman, “Uzun Hikaye” yazı dizisinin son bölümünde çocukların bir günlerini nasıl geçirdiklerini çocuklardan dinledi.

Eğitim Reformu Girişimi Araştırmacısı Umay Aktaş Salman, “Uzun Hikaye” yazı dizisinin “Gri Kentin Oyuna Uzak Çocukları” başlıklı son bölümünde çocukların bir gününü nasıl geçirdiğini anlattı.

Salman, çocuklara dışarıda oyun oynama konusundaki deneyimlerinin sorduğu yazısında Türkiye’de her 10 çocuktan altısının günde bir saat ya da daha az süre dışarıda oyun oynadığını* aktarıyor:

“Oysa oyun, eğlenceden çok daha öte. Çocuğun dili, hayatı deneyimleme yolu. Çocuklara dışarıda oyun oynama konusundaki deneyimlerini sorduk. Bir günü nasıl geçirdiklerine tanıklık ettik.”

Araştırmalar ne diyor?

Salman yazıda Tema Vakfı’nın 2013-2014 eğitim yılında “İstanbul’da Çocuk ve Doğa İlişkisi Araştırması” sonuçlarına da yer veriyor.

Buna göre, 3., 7. ve 10. sınıfta okuyan iki bin 486 çocukla yapılan araştırmada, çocukların yüzde 34,8’i bahçede ya da parkta hiç oynamadığını söylüyor.

Bir saatten az oynayanların oranı yüzde 30,7, 1-2 saat oynayanlar yüzde 19.6. Parkta ya da bahçede 2-4 saat oynayabilen çocukların oranı ise sadece yüzde 7,7.

Eskiye oranla daha az dışarıdalar

Salman, Bahçelievler, Gaziosmanpaşa, Çengelköy semtlerinde geçen hikayesinde Harun, Roza, Cenk, Rüveyda ve Ece isimli çocuklarla konuşup, bir günlerini nasıl geçirdiklerini dinliyor.

“Çocukların ne kadar, nasıl ve nerede oyun oynadığı, zamanlarının çoğunun aileleri tarafından yapılandırılıp yapılandırılmadığı, teknolojiyle ilişkilerinin çocuktan çocuğa, ailenin şartlarına, yaşadığı yere ve ebeveynlik tutumlarına göre” değiştiğinin söyleyen Salman iki gerçeğin altını çiziyor:

“Bunlardan ilki, çocuklar eskiye oranla daha az dışarıda oynayabiliyor. Çocukların ve annelerin oyun tanımının farklılığından bile bunu anlamak mümkün. Anneler kendi yaşadıkları deneyimlerden yola çıkarak oyunu özgürlük, çocuklar ise oyunu eğlence olarak tanımlıyor.

“İkinci gerçek ise oyunun, eğlenceden çok daha öte olduğu.”

“Alan yok”

Apartmanda yaşayan Harun için telefondaki oyunlar daha zevkli:

“Sokağa çok çıkamıyorum.Sokağa insem kaykay ve bisiklet sürmek için alan yok. Kaykayımı çok seviyorum ama hiç kullanamıyorum. Anneannemin evine gittiğimizde evin önündeki sokakta futbol oynuyoruz.

“Çoğu zaman annemin telefonuyla ilgileniyorum. Telefonda oynadığım oyunlar beni mutlu ediyor. Aşağısı sıcak ama telefonla oynarken sıcak olmuyor. Hiç yormuyor. Dışarıya gidip arkadaşım olmayınca sıkıldım deyip geliyorum, ama telefonla oynarken arkadaşa da ihtiyaç yok. Gerçek oyun kadar eğlenceli oluyor. Parkı sevmiyorum, hem uzak hem de küçük çocuklara göre oyuncaklar. Çok da sıra oluyor.”

Urcan: Oyun çocuğun kendi ile bağlantısı

Klinik Psikolog Güneş Özen Urcan’ın oyun ve çocuk ilişkisine dair görüşlerine de yazıda yer verilmiş. Urcan oyunun çocuğun dili olduğunu ve onun rahatladığı yer olduğunu savunuyor:

“Çocuğun kendi ile bağlantısıdır oyun. Bir çocuk oyun oynayamıyorsa kendisiyle bağlantısı da kopmuştur. Kendini de ifade etmekte zorlanır.

“Doğada olmaları önemli”

“Doğada çocuğun duyuları daha ön planda oluyor. Evde de duyularını tabii ki kullanabilir ama bunları ne kadar çok çeşitlendirirseniz, bilişsel ve duygusal bağlantıları o kadar gelişiyor.

“Aksi durumda çocuk oldukça pasif konumda kalarak dışarıdan uyaranlara maruz kalıyor.

“Yetişkinler oyunun ucunu açık bırakmalı”

“Yetişkinin rolü önemli. Ebeveyn kaygısı arttıkça oyuna müdahale artıyor. Güvenlik kaygısıyla çocuğu gözleme artıyor.

“Oyun, rahatlama alanı olmaktan çıkıp performans haline dönüşüyor çocuk için. Çocuğun oyununun ucunu açık bırakmalıyız ki kendini tanısın. Kendini tanırsa yeni şeyler de deneyebilir.” (TP/BK)

 

“Uzun Hikaye” yazı dizisi

Yazı dizisinin “Eğitim politikaları, sistemi ve sorunları konuşulurken, eğitimin öznesi öğretmen, öğrenci ve veliler çoğu zaman gizli özne durumunda. Sayılar, istatistikler eğitimi konuşurken tek başına yeterli değil aslında. Okullarda, evlerde, sokaklarda verilerin ötesinde bir gerçeklik var. Her sayı bir hikâye. Uzun Hikâye yazı dizimizde istatistiklerin, uzmanların anlattıklarının yanı sıra eğitimi gerçek öznelerin hikâyeleriyle anlatıyoruz” diye duyuruyorlar.

Bir Meslek, İki Kadro: Öğretmenlik“, “Okul Öncesi Eğitim Yoksullar için Lüks“, “Değişen Sistemde Öğretmen Olmak”, “Bir Meslek, İki Kadro: Öğretmenlik“, “Beni Karanlıktan Döndüren Öğretmenlerim Oldu“, “Okuldan Uzakta” yazı dizisinde yer alan başlıklardan.

 

Haberin aslını okumak için tıklayınız.