2004’lülerin Dramı

2004’lülerin Dramı

Hilal Kaya
Boğaziçi Eğitim ve Araştırma Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi

“Denek”, “korku”, “endişe”, “torpil”, “beterin beteri” var… 8. sınıflar TEOG yerine getirilen sistemle ilgili hissettiklerini bu sözlerle tanımlıyorlar. Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sınavı (TEOG)  yerine getirilen yeni liselere giriş sistemi aylardır uzmanlar, eğitimciler, veliler tarafından tartışılıyor. Bu süreçte seslerine en az kulak verilenler ise sistemden etkilenecek olan öğrenciler.  ERG Blog’ta, öğrencilerin seslerine kulak veren, önerilerini soran Boğaziçi Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Kulübü’nün yaptığı çalışmaya yer veriyoruz.

Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi’nin (TEOG) kaldırıldığını 2017 senesinin eylül ayında öğrendik. Yerine gelecek yeni sistemin açıklanması yaklaşık 2 ay aldı. Boğaziçi Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Kulübü’nün  (EREC), yürüttüğü Boğaziçi Gençlik Merkezi Projesi kapsamındaki 8. sınıflara bu süreçte neler hissettiklerini, yeni sistemle ilgili ne düşündüklerini sordum.

Boğaziçi Gençlik Merkezi Projesi, tamamı gönüllülerden oluşan bir öğrenci kulübü olan Eğitim ve Araştırma Kulübü’nün yıllardır devam eden projelerinden biri. Proje kapsamında hafta sonları düşük veya orta gelir düzeyine sahip ailelerin çocuklarına eğitim desteği veriliyor. Öğrencilere Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri, Sosyal Bilgiler ve İngilizce olmak üzere 5 temel ders ve yanında rehberlik saatini de içeren bir ders programı uyguluyoruz.  Liselere geçişte uygulanacak yeni sistemle ilgili görüşlerini paylaşacağım öğrenciler de projenin 2017-2018 dönemindeki 8. sınıf öğrencileri. 17’si kadın, 10’u erkek olmak üzere toplam 27 öğrenci ile görüştüm.

 

 

Yukarıda görmüş olduğunuz resimdeki tahta öğrencilerimin bu süreçte söyledikleriyle dolduruldu. Tahtanın sol köşesine yazılan “Denek” kelimesi dikkat çekiyor ve doğal olarak değişen bir sistemin onların üzerinde ilk kez uygulanacak olması onlarda bu algıyı uyandırıyor. Tahtaya yazılan “Beterin beteri var” sözü üzerinde de durmak istiyorum. Öğrenciler yeni gelecek sistemin onları iyi etkileyebileceği konusunda o kadar umutsuzlardı ki, yeni sistemin TEOG’dan çok daha kötü olacağını belirttiler. Öğrencilerin tahtada yapılan çalışmaya verdikleri isim ise “04’leri dramı” oldu. Çünkü bu sene yeni sistemle liseye yerleşecek olanlar çocuklar 2004 doğumlular.

Öğrenciler bunları hissederken, kasım ayının ilk haftasında bir canlı yayınla yeni sistemimizin ne olduğunu öğrendik. Kısaca özetlemek gerekirse yeni sistemimizin adı Liselere Kayıt Sistemi (LKS). LKS; Adrese Dayalı Sistem ve Liselere Geçiş Sınavı olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Adrese Dayalı Sistem öğrencilerin mahallelerindeki okullardan tercih yapmalarını sağlarken, Liselere Geçiş Sınavı “nitelikli” okullara geçişte uygulanacak. Bu sistemi öğrencilerimize ayrıntılı bir şekilde açıkladıktan sonra sistemin onları nasıl etkilediğini görmek ve tepkilerini ölçmek üzere bir anket hazırladım. Anket soruları öğrencilerin hedeflerini, varsa hedeflerindeki değişikliği, haziranda yapılacak nitelikli okul sınavı hakkında düşüncelerini öğrenmek gibi amaçlarla hazırlandı.

Yeni sistemi öğrenince hedef değiştirdiler

Anket sonuçlarına baktığımda, ilk olarak birçoğunun hedefinin değiştiğini gördüm. Bunun sebebi, bir öğrencinin hedefindeki okul mahallesinde değilse ve nitelikli okul kapsamında da sayılmazsa yeni sisteme göre hedeflediği okula gidemeyecek olması. Öte yandan hedeflenen okul öğrencinin mahalle sınırları içinde olsa bile, kontenjan sınırından ötürü öğrencinin o okula yerleşebileceğinin bir garantisi de yok. Başka bir deyişle, öğrencilerin hedefledikleri okula gitmelerinin zorluğuyla yüzleşmesi bir kısmının hedef değiştirmesine bir kısmının da hedef belirlememesine sebep oldu.

Ankette yeni sistemin onlara neler hissettirdiğini soran açık uçlu sorular da bulunuyordu. Bu sorulardan aldığım bazı cevapları paylaşmak istiyorum:

“Geleceğimizi nerede olduğumuz değil, nerede olmak istediğimiz değiştirmeli”

“Yeni sistem çok saçma. TEOG’da en azından tutturduğumuz liseye gidebiliyorduk ama yeni sistem çok haksızlık barındırıyor. Zengin olanların mahallesinde en iyi okullar var ve onların parası olduğu için onların okul puanına ihtiyacı yok çünkü onların okul notları şişiriliyor.”

“İstediğim liselere gidememe korkusu yaşatıyor.”

“Okul çeşitliliği az olunca birçok öğrenci aynı okula gitmek istemesi çoğumuzu zorlayacak.”

“Şöyle ki, çok az seçeneğim var. Ne yani? İyi bir okulun yanında oturan kişi iyi bir okula mı gidecek? Bence geleceğimizi nerede olduğumuz değil, nerede olmak istediğimiz değiştirmeli.”

Bir sene sınıfta kalsın, seneye sistem oturur diyen veliler…

Yaptığım çalışmada sadece öğrencilerin değil velilerimizin de düşüncelerine yer vermeye çalıştım. Sistem açıklanıp şartları netleştikten sonra bir veli toplantısıyla LKS’yi velilerimize anlattık. Pek çoğu bu sistemin kendi dönemlerindeki sistemden çok daha kötü ve karmaşık olduğunu, eğitimin giderek gelişmesi gerekirken, geriye doğru bir dönüşün olduğunu savundu. Bu sistem onları o kadar kaygılandırmıştı ki; çözüm olarak çocuklarının bir sene sınıfta kalmasını ve seneye değişmiş ya da oturmuş bir sistemle değerlendirilmesini önerdiler. Bu değişiklikte kendilerinin fikrinin alınmamasından da şikâyet ettiler. “Eğitimci değiliz, cahiliz belki ama çocuklarımızı hepsinden daha iyi tanıyoruz” diye belirttiler.

Öğrencilerin önerisi bireyselleştirilmiş sınav

Yeni sistemin bazı kötü şartlar barındırdığı bariz ama sistem değişmeseydi TEOG’dan da şikâyetçi olmaya devam edecektik. Bundan dolayı öğrencilerimize “Biz liselere geçişte nasıl bir sistemle değerlendirilmek istiyoruz?” sorusunu sorduk ve buna cevap arayan bir tartışma ortamı yarattık. Bu tartışmada öğrenciler ilk olarak oluşacak sistemin içinde sınav olacak mı onu tartıştılar. Çalışan ve çalışmayanın ayırt edilebilmesi için sınav olmalı kararı aldılar. Yalnız bu sınavın TEOG ve “nitelikli” okul sınavından farklı olarak “bireyselleştirilmiş sınav” olmasını istediler. Öğrencilerin ilgi ve yeteneklere göre farklı sınavlar olması gerektiğini düşündüler. İlgi ve yeteneklerine de okulda aldıkları seçmeli derslerle karar verilebileceğini söylediler. Bireyselleştirilmiş ya da ilgilere dayalı sınav olmadan genel bir sınavla değerlendirme yapılacaksa da bu sınavın okulda oldukları yazılı sınavlardan farklı olmamasını ve soru sayısının fazla olmasını istediler. Haziranda yapılacak olan sınavın soru sayısın 90 olmasının az bulduklarını anlattılar. Öğrenciler, soru sayısı azaldıkça zor/ayırt edici soru sayısının artığını anlatarak, kaygılarını “90 soruya gelecek sığdıramam” diyerek dile getirdiler.